1. YAZARLAR

  2. Mustafa Yürekli

  3. Ankara, Tahran ve Bağdat ittifakı gerçekleşecek mi?
Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Yazarın Tüm Yazıları >

Ankara, Tahran ve Bağdat ittifakı gerçekleşecek mi?

A+A-

Sami Kohen, “Ortadoğu’da yeni “ittifak” başlıklı köşe yazısında[1] kendince Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İran gezisini değerlendirdi. Kuzey Irak’ta yapılan bağımsızlık referandumunun yarattığı sonuçlardan birinin de, Türkiye, İran ve Irak’ı bir araya getirmesi olduğunu hatırlatıp kısa yoldan “bu birlikteliği ‘ittifak’ diye nitelendirmek için zaman çok erken” tespitini yaparak rahatlıyor..

Kohen, yeni bir ortaklık anlamına geleceğinden dem vurarak Türkiye, İran ve Irak ittifakını önemsiz göstermeye çalışıyor; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tahran ziyaretinin, böyle bir ortaklığın oluşmasında “önemli bir adım”oluşturduğunu da itiraf ediyor.

Türkiye, İran ve Irak’ı harekete geçiren ve bir araya getiren, kuşkusuz  Kuzey Irak’taki referandum ve bağımsız bir Kürdistan devletinin kurulması ihtimali.. Böyle güncel bir boyuta sahip olması elbette rahatlatıcı geliyor ona.

Fakat üç İslam ülkesinin bir araya gelip birlikte hareket edebiliyor oluşu ise kendisi ve temsilcisi olduğu dünya güçleri bakımından korkunç bir gelişme tabi. Çünkü çok yakın bir geçmişe kadar Ankara’nın Bağdat ve Tahran ile “gergin” olan ilişkilerinin, bu yeni konjonktürde, hızla “ortaklık” noktasına ulaşması oldukça “anlamlı”göründüğünü söylüyor.  Türkiye laik bir ülke olarak nasıl İran’la stratejik ortaklık kurabilir? Irak’la ilişkileri düzelterek Türkiye’nin Ortadoğu bataklığına sürüklenmesine izin verilebilir mi?

Ankara, Tahran ve Bağdat’ın hatırlamak bile istemediği, son iki, üç yılda birbirlerine karşı sarf ettikleri o “sert” ve “ağır” sözleri, Sami Kohen hatırlatmadan edemiyor bu yazıda. O “kötü günler”i hatırlamak istememeyi “ortak nokta” göstererek üç İslam ülkesinin “muhtemel ittifakı”yla aklınca alay ediyor; onu küçük, önemsiz, imkansız, hatta saçma gösteremeye çalışıyor. Sözkonusu kötü sözleri aktarmasa da, atıfta bulunmasını, uluslararası ilişkilerde böyle bir “retorik ve üslubun kullanımı”nın hiç “doğru olmadığını göstermek” şeklinde gerekçelendiriyor üstelik.

Bağdat’ın Erbil’e karşı almak istediği tedbirleri destekleyen Ankara ve Tahran, şüphesiz Barzani’yi dize getirmeye kararlılar: “Erdoğan’ın Tahran’da İran liderleriyle görüşmelerinde paylaştığı görüşler ve açıkladıkları kararlar bunu gösteriyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Barzani’nin giriştiği referandum hamlesinin arkasında “İsrail ve ABD’nin bulunduğu”konusunda “İranlı liderlerle ortak bir tutum sergilemesi” çok “dikkat çekici”ymiş. Sizce dikkat çekici olan hangisi? Barzani’nin referandum hamlesinin arkasında İsrail ve ABD’nin bulunması mı?  Bu tespitin Tahran’da Erdoğan ile İran Cumhurabaşkanı Ruhani’nin birlikte yapıyor olması mı? “Erbil’in arkasında ABD, İsrail ve Avrupa ülkeleri var, dostlarımız aleyhimize arkamızdan iş çevirmez..” deyip Ankara’nın salaklığa yatmasını mı istiyor Kohen ve ardındaki güçler acaba?

Sami Kohen’in Tahran görüşmelerinde alınan önemli kararlara ilişkin yazısında gösterdiği bir dikkat de Barzani yönetimine karşı yaptırımların “ağırlaştırılması” meselesidir.  Bu yeni “sert yaptırımlar”ın ne olacağı, merak konusuymuş.. Kim merak ediyor? Hangi ülkeler sözkonusu “sert yaptırımlar”dan olumsuz etkilenecek? Yazar, “Türkiye bu konuda şimdiye kadar temkinli davranmıştır ve herhalde bu tutumunu sürdürecektir...” diye uyarmayı ihmal etmiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tahran’da İran liderleriyle görüştüğü sırada, New York’ta, BMGK’da, nefesler tutulmuş;

Tahran izleniyor. Erdoğan’ın Tahran Gezisi, dünya güçlerini kaygılandırıyor: Türkiye İran’la askeri bir pakt mı kuruyor? Üç gün öncesinden Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar Tahran’a gitmiş.. Daha önce Bağdat Paktı’nı kurmuşlar birlikte, CENTO’yu kurmuşlar.. Bir askeri pakt kurup bölgeye el koyarlar, yeniden ipleri ellerine alırlar mı? Pakistan, Afganistan ve Azerbaycan’ın da hazır beklediği biliniyor çünkü.

Sami Kohen’in yazısı, Ankara’nın Bağdat’ı da arkasına alan Tahran’a yakınlaşması, İslam Birliği kaygısını ortaya koyuyor. Kohen, açıktan Erbil’i korumacı bir yaklaşım sergiliyor. Ankara’ya da “Gözler üzerinde, dikkatli ol! Başın ağrıyabilir.” mesajı veriyor.. Tipik bir sömürge aydını duyarlılığı..

Sıra muhtemel Ankara, Tahran ve Bağdat ittifakını dinamitlemeye geliyor. Rusya Devlet Başkanı Putin’in yaptığı bir açıklamada anlamlı mesajlar verdiğini belirterek bombayı paketinden çıkarıyor önce: “Rusya, Kuzey Irak’taki olayları Irak’ın iç meselesi sayıp taraf tutmamayı yeğlemektedir..” diyor.

Rusya’nın, BMGK üyesi bir ülke olduğunu hatırlatma bu. Dünya sisteminin mekanizmalarının çalışacağı, Rusya’nın da rolünü oynayacağını belirtilerek iyimser ve ümitvar bir statükoculuk sergileniyor yazıda: “Putin’in ifadesi, referandum sonrası krizin Bağdat ile Erbil arasında müzakere yoluyla halledilmesinden yana olduğunu ortaya koydu. Bu konuda Rusya’nın tutumu, arabuluculuk yapmaya çalışan Fransa’nın ve bu fikri destekleyen ABD’nin tutumuna yakın gözüküyor.”

Sami Kohen, Putin’in Kuzey Irak’taki krizi artıracak adımların atılmamasını, dünyada petrol fiyatlarını yükseltecek hareketlerde bulunulmamasını istediğini belirtiyor ayrıca. Putin’in pragmatist yaklaşımının taşıdığı risklerin de gözardı edilmemesi gerektiği vurgulanıyor böylece..

New York ve Moskava’dan aktardığı “bu mesajların bir adresinin de Ankara olduğu açık” deniyor.

Yazı, ilginç bir kehanetle bitiyor: “Öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki günlerde diyaloglarla çözüm konusunda İbadi Hükümeti üzerindeki baskılar artacaktır. Yani bir yandan yaptırımlarla ilgili adımlar atılırken, diğer yandan diplomasi yolu da açık tutulmaktadır.”

Kohen, baskılarla Bağdat ve Erbil’in yola getirilebileceğini söylüyor. Ankara ve Tahran acaba New York’a mı çalışıyor? Eğer Erdoğan’ın Tahran Gezisi, orta vadede Ankara, Tahran ve Bağdat ittifakı ya da İslam Birliği noktasına varmayacaksa Sami Kohen’in kehaneti korkarım gerçekleşebilir.. Bu gezi, normal sonuçlarını verirse de, elbette New York’un korktuğu başına gelecektir. 

[1] Milliyet, 6 Ekim 2017.

www.haber7.com/yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.