1. YAZARLAR

  2. Hayrettin Durmuş

  3. Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa
Hayrettin Durmuş

Hayrettin Durmuş

Yazarın Tüm Yazıları >

Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa

A+A-

Söğüt ve Domaniç’in sarp kayalarında şahlanan iman üç kıta yedi deniz hükümranı bir cihan devletinin de temelini atmıştı. 1299 yılının Ocak ayında Selçukludan bayrağı devralan Osmanlı; mazlumlara sevinç, zalimlere korkuydu. Tarihin cilvesine bakın ki yine bir Ocak ayında Medine’yi terk etmeye mecbur kalmıştık. O şanlı direnişin kısa hikâyesini anlatalım istiyorum sizlere:

 

İngiliz oyunlarına, bedevilerin isyanlarına, açlığa, susuzluğa, elli dereceyi aşan kavurucu sıcağa, her türlü hastalıklara karşı direnerek ve ağır çöl şartlarına rağmen canla başla mücadele ederek savundular Medine-i Münevvere’yi. Çekirge yediler, aç kaldılar, can verdiler ama cananı vermediler. Hz. Peygamber’in kabrini son ana kadar savundular. Sarsılmaz imanlarıyla göz yaşartan bir kahramanlık destanı yazdılar…

 

Çöl kaplanı Fahrettin Paşa 30 Ekim 1918’de Mondros mütarekesi imzalanmış olduğu halde kendisine gelen elçileri reddetmiş ve “Sözümüz var. Peygamberimizi asla yalnız bırakmayacağız. Al bayrağımız Medine semalarında dalgalanacak.” demişti. Sözünü de tuttu 10 Ocak 1919 tarihine kadar 324 kahramanıyla birlikte bekledi peygamberin kabrini. Nihayetinde Paşa’yı zorla alıp götürdüler. Giderken bir veda edişi var ki ne kalemle anlatmak, ne de filmle canlandırmak mümkün…

 

Paşa hastalığına rağmen kefenine bürünüyor, peygamber efendimizin kabrine gidiyor ve saatlerce orada kalıyordu. Burada olmayı seviyordu. İçini bilinmez bir huzur kaplıyor, bu huzur her dem artıyordu. Günden güne kendini yıpratan hastalığını, kendi dertlerini unutmaya çalışan paşanın beyninde bir şey, unutulmadan hep aklının bir köşesinde duruyordu; burayı teslim etmemek. Ne olursa olsun buradan ayrılmamak.

 

Fahrettin Paşa türbeden içeri girdi. Büyük bir saygıyla ayakta bekledi. Bir köşeye çöktü. Gözlerinde çekingenlik, yüzünde mahcubiyet vardı. Neden sonra peygamber efendimizin kabrini çevreleyen gümüş parmaklıkları eliyle sildi. Elini gezdirirken tarifi imkânsız bir heyecana tutuluyor, bu heyecan zaten hastalıktan zayıf düşmüş bedenini şiddetle sarsıyordu. Gümüş parmaklıkları silerken elinde olmadan konuşmaya başladı:

 

-Efendimiz… Ümmetiniz size karşı mahcuptur. Huzurunuzda söz vermişti. Bilmenizi isterim ki, Efendim ben, sizi asla bırakmayacağım. Burada türbenize vuran geceye dahi kızmaktayım. Ben ki, titreyen bir mum gibi ışık olur, kabrinizin üstüne düşme cüretkârlığını gösteren karanlığı dağıtırım. Ben ki, bir çınar gibi ayakucunuzda, gözümü kırpmadan beklerim efendim… ”[1]

 

Fahrettin Paşa Hz. Peygamberin kabrini ve Medine’yi korumakta o kadar kararlıydı ki teslim olmayı asla aklının ucundan geçirmemişti. Bu durumu bizlere en iyi tarihçi İsmet Bozdağ anlatıyor:

 

“Müdafaadan ümit kestiğimiz en son dakikada bütün silah arkadaşlarım abdest alıp Harem-i Şerif bahçesinde toplanacaklar, dini ve vatani vazifelerini tam olarak yaptıklarına Allah’ın resulünü şahit tutarak, minarelerden salâlar verilecek, her yerde tekbir sesleri yükselecek, bütün bunlar olurken mızıka Osmanlı marşını çalmaya başlayacak, işte o zaman ben tabancamla cephaneliği ateşleyeceğim. Ne varsa gökyüzüne uçacak.”[2]

 

Anlaşma yapılmıştı. Medine’den geri çekilme emri çoktan verilmişti ama Fahrettin Paşanın teslim olmaya hiç niyeti yoktu. Çaresiz Medine terk edilirken paşa kılıcını eline aldı. Sararıp solmuştu. Sesi titriyordu:

 

-Efendim kılıcımı size emanet ediyorum. Sözümde duramadım. Ben seni bırakıp gitmiyorum vallahi beni zorla götürüyorlar. Buna şahit olun efendim. Ancak ben gitsem de ruhum sizinledir.

 

Bayrağım! Al bayrağım! Kızgın kumlarda yatan şehitlerim! Gazilerim! Elveda! Efendimiz elveda! Ben gitmiyorum. Vallahi beni zorla götürüyorlar!”[3]

 

Fahrettin Paşa hançeresi yırtılırcasına bağırıyordu. Medine’den uzaklaşırken o dayanılmaz feryadına devam ediyordu.

 

Hayrettin DURMUŞ

 

[1] Feridun KANDEMİR. Medine Müdafaası. s.278

[2] İsmet BOZDAĞ. Osmanlının Son Kahramanları. s.116

[3] Medine Müdafaası. s.292

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.