1. YAZARLAR

  2. Mahmut Eraslan

  3. Nöbet Notları ..
Mahmut Eraslan

Mahmut Eraslan

Yazarın Tüm Yazıları >

Nöbet Notları ..

A+A-

Bir yıl önce direkt Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ı hedef alan, kökü dışarıda bir darbe girişimi oldu. Çok şükür, başta Sayın Cumhurbaşkanımızın duruşu ve halkımızın direnişi ile bu hain girişim bastırıldı. 

Cumhurbaşkanımız idealleri ve inancı olan bir insan. Halkın dilini biliyor, onları dinliyor, anlıyor ve ona göre adım atıyor. En önemlisi ülkeyi de ona göre yönetmeye çalışıyor. 

Yerelde görev yapan bürokratlarımız da artık onu anlamalı ve ona göre adım atmalıdır.  

Darbe girişiminin yıldönümünde Cumhurbaşkanımız halkımızı iki günlük sembolik nöbet tutmak üzere meydanlara davet etti. Halkımız bu davete yoğun katılım gösterdi. 

Her ilde olduğu gibi Adana’da da Valimizin yönetiminde bir takım etkinlikler düzenlendi. Etkinliklerin Valimizin başkanlığı ve kontrolünde olması, tertip heyeti oluşturulması doğru fakat İslami faaliyet yürüten kurum temsilcileri ile farklı görüşü temsil eden (uyumlu) STK temsilcilerden birkaç kişi de davet edilseydi şüphesiz daha verimli olacaktı. 

Valimizin bizlerle istişarelerde bulunması, halkın arasında dolaşması, meydanda yaptığı konuşmada manevi vurguları; STK’larımızı,üyelerini, tüm halkımızı memnun etmiştir.  

Lakin tüm uyarılara rağmen özellikle milliyetçi söylem sahiplerinin öne çıkarılması, akademisyen, bürokrat, belediye başkanları ve oda başkanlarına söz verilirken; meydanları dolduran kitleleri temsil edenlere söz verilmemesi katılımcıları üzmüş, tepkiye neden olmuştur. 

Vatandaşlarımız “Vatan nöbeti “söylemi ile meydanlara akın ederken kürsülerde ısrarla demokrasi vurgusu insanları şaşırtmıştır. Demokrasi kavramı dünya genelinde devlet yönetenler ve siyasetçilerin tercih ettikleri ve bize batıdan ithal edilmiş olup üzerinde ittifak edilmiş gibi görünüyor olsa da sahada ayrıştıkları, hatta zıtlaştıkları sorunlu bir kavramdır. Kendi kavramlarımıza daha fazla vurgu yapılması, toplumsal bilincin arttırılması, çocuklarımızın kutsallarımıza daha fazla bağlanmasını sağlayacaktır. 

 Türkiye dışında, vatan için direniş ve şahadet arzusu olan ve bunu içselleştirmiş kaç ülke var? 

Geçen yıl darbe girişimi bastırıldığı günlerde ziyaretime gelen Suriyeli bir akademisyen konu ile ilgili şöyle demişti:’’ Biz Araplar, Türkiye Müslümanlarından öğreneceğimiz çok şey var.  Siz de müthiş bir vatan sevgisi var, bu darbeyi bu sevgi bastırdı. Bakın Suriye’de bir tabanca sıkıldı, bizim halkımızın çoğu ülkeyi terk etti. Siz de savaş uçakları havalandı, tanklar sokaklara çıktı, sizlerse tankların üzerine çıktınız, altına yattınız.’’ 

İşte bu yüzden diyorum ki; ümmetin umudu olan Türkiye kendisine biçilen misyonun ve bağlanılan umudun farkında olmalı. Ona göre düşünmeli, ona göre konuşmalı ve en önemlisi adımlarını ona göre atmalıdır. 

Biz Adana’da ulusal ve yerelde faaliyet gösteren dernek, vakıf, basın ve sendika (65) yöneticisi ile aylık düzenli olarak oturum yapıyor ve istişarelerde bulunuyoruz. 

Bu ay içerisinde yaptığımız toplantıya Adana valimiz Sayın Mahmut Demirtaş ve Ak Parti İl Başkanı Sayın Fikret Yeni de katıldı. Yapılacak etkinlikler hakkında düşüncelerimizi paylaştık, kendileri not aldılar. Etkinlikler sürerken kendileri ile sürekli iletişim halinde olduk. Lakin sahne gerisinde bir türlü anlayamadığımız bir yoğunluk, kararsızlık ve karmaşa hâkimdi. 

Biz ASİM olarak Sayın Valimize verdiğimiz sözleri yerine getirdik. Yapmayı planladığımız programları iptal ettik. Alternatif, ayrıştırcı bir işin içinde olmadık. Üstlendiğimiz işleri yaptık. Kısacası biz, sözümüzü tuttuk. 

Bize verilen sözlerin yerine getirilmesi konusunda bir takım aksamalar var. Bunu uygun bir zamanda  daha dar bir ortamda ilgililere iletiriz inşallah. 

Valimizin istişareleri ve talimatları ile geçen yıla kıyasla; yer tercihi, belediyelerin katkıları, derneklerimizin ikramları kısacası etkinliklerin kalitesi ve manevi yansımaları daha etkili ve daha kaliteli oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ederim, Allah razı olsun. 

Bazı dostlarımızı anlıyorum, ama meydanları boş bırakarak hiçbir iş yapmadan, işin bir ucundan tutmadan konuşmak, bize yakışmaz. 

Sadece basın ve sosyal medya üzerinden tepki vermek, eleştiri yapmak yerine, meydanda olmak daha doğru bir tercih olur. Bizler meşru ortamda olmalı, düşüncelerimizi paylaşmalı, sorunları muhataplarına çözümleri ile iletmeliyiz. 

Nasıl ki bize birilerinin bir şeyleri dayatması hoşumuza gitmiyorsa, bizde birilerine bir şeyleri dayatmaktan vazgeçmeliyiz. 

Davası olan insanlar; küsme, vazgeçme, işleri bırakma gibi bir lükse sahip değiller. 

Bizi birçok insandan ayıran özelliğimiz, bizim bu işleri Allah rızası için yapıyor olmamız değil midir? 

Şunu da aklımızdan çıkarmamalıyız ki: Biz ancak seferden sorumluyuz, zafer Allah’ındır! 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum