1. HABERLER

  2. RÖPORTAJLAR

  3. OKUDUKÇA EDEPLENDİM!
OKUDUKÇA EDEPLENDİM!

OKUDUKÇA EDEPLENDİM!

Dünya, eli kitaplı insan için yaratıldıŞair, yazar ve medya alanında da başarılı işlere imza atan Mustafa Yürekli ile konuştuk..Şair, yazar ve medya...

A+A-
Dünya, eli kitaplı insan için yaratıldı

Şair, yazar ve medya alanında da başarılı işlere imza atan Mustafa Yürekli ile konuştuk..

Şair, yazar ve medya alanında da başarılı işlere imza atan Mustafa Yürekli kitap okumaları yaptığı ve güzel işleri anlattı."Kitap deyince" söyleşilerimizde sorduğumuz temel sorularla başlıyoruz. "Dünya, eli kitaplı insan için yaratıldı"diyen Mustafa Yürekli'nin uzun uzadıya söyleyecekleri var bizlere..

Mustafa Yürekli Kitap sizin için ne anlam ifade ediyor?

Kitap, bir iletişim aracıdır. Gönderen ile alan arasında bir bağdır, insanla "Hakikat" arasındaki bir bağ. Kitap denince, kitapların anası, Kur'an-ı Kerim'i düşünürüm ilkin. İlahi kitapları hatırlarım ve insanların tahrif etme kötü huyunu, hakikatten kopuşu ve savruluşu.

Allahu Teala'nın "el Habir" sıfatı vardır, "her şeyden haberdar olan" anlamında. Kelam, Semi, Basar, İlim sıfatlarını da düşünürsek, iletişim halinde olduğunu fark ederiz. İletişim, gönderen, alan, mesaj ve geri dönüş unsurlarından oluşuyor. Peygamber, bir haberci, bir elçidir; bu da iletişim demektir. Kur'an, bir mesaj. İnanç, ibadet, güzel ahlak, itaat ve salih işler de birer geri dönüş.. Allahu Teala insanla iki tür iletişim kuruyor, sözlü (vahiy) ve sözsüz (yaratılış) ve bütün geri dönüşler, cevaplar yani, ya "evet" ya da "hayır"dır. İnsan, Allah'a sözlü ve sözsüz  "evet" cevabı vermeyi kitap ve peygamberlerden öğrenmiştir.

Dünya, eli kitaplı insan için yaratıldı.

Kitap, insan şahsiyetinin, hayatının ve medeniyetin mimarıdır. Hz.Adem (a.s.) ile Hz.Havva (r.a.) aileyi kitapla kurdu. İnsanlar kitapla birlikler oluşturdular; kitap kılavuzları, akılları, kalpleri ve iradeleri oldu. Her türlü insan topluluğu aslında bir kitabın eseridir. İnsan da şahsiyetiyle kitabın eseri değil mi? Kur'an-ı Kerim, Hz.Peygamber'in (s.a.) ahlakını en güzel örnek olarak öneriyor, insana. Kitap, medeniyetin çekirdeğidir.

Her toplumda, her çağda kitabın farklı şekiller almasını anlayabiliyoruz. Modern dünyada kültür endüstrisi içinde kitap bir meta haline gelmiş, üretim-tüketim ilişkileri içinde şekillenmiş kitabın özü ve biçimi. Kutsal kitaplar bedava da dağıtılıyor. Kur'an-ı Kerim alırken "fiyat" etiketi yapıştırılmıyor, "hediyesi" kelimesini kullanıyoruz. Bu hassasiyetler, kültür endüstrisine bir başkaldırıdır. Kutsal kitaplar, modern dünyada, kültür endüstrisi içinde kalmış ama baş kaldırıyor ve çatışıyor..

Kur'an-ı Kerim, matbaada özel kağıtlara özenle basılmış lüks ciltli bir kitap elimizde. Lüks baskılı Kur'an-ı Kerimler'de de görünen modern kitap algısı insanlık için sorgulanması gereken ciddi bir problem.

Kitap okumak hayatınızın hangi çağında ihtiyaç halini aldı?

Ben okumayı öğrendiğimde, babamın Yüksek İslam Enstitüsü'nde öğrenim gördüğü Konya'daydık ve ben 6 yaşındaydım. Alfabeden önce, elifbayı öğrendim ve Kur'an-ı Kerim'i okumaya başladım.

Annemin çoğu Yunus Emre'nin şiirlerinden oluşan Latin harfleriyle yazılmış ilahi defteri vardı, güzel sesiyle evde ilahiler okurdu..O defteri elime alıp, yabancısı olduğum yazıyı dakikalarca inceler, annemin bu metinleri nasıl okuduğuna şaşırırdım. 1969 yılında ilkokula yazılınca öğrendim alfabeyi..

Adana'da Karşıyaka'daki Türkistanlılar Camii avlusundaki imam evinde doğmuştum, çocukluğum camilerde geçti..İlk okuduğum kitap, Kur'an-ı Kerim'di. Kitap okumak çocukluk çağında ihtiyaç halini aldı, çünkü  o Allah'ın en büyük lütfuydu, dünya ve ahiret saadetim O'na bağlıydı.

Mevlana'nın türbesini ailecek ziyaretlerimizi hatırlıyorum.  Babam, vaazlarında Mehmet Akif'ten şiirler okurdu. Dolayısıyla çocukluğumda ailede ilk karşılaştığım, eserleriyle müşerref olduğum şairlerimiz Mevlana, Yunus Emre ve Mehmet Akif'ti.

Yahya Kemal, Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil sonradan okulda tanıdığım sanatçılarımız. Lise yıllarımda Edebiyat ve Mavera dergilerinin çevresindeki sanatçıları tanıdım. Dünya ve Türk edebiyatının klasiklerini lise ve üniversite yıllarında büyük oranda okudum.

Okumak, hayatım boyunca uyumaktan, yeme içme, giyim gibi temel hayati işlevlerden daha değerli ve önemli geldi bana. Kitap kesinlikle havadan, sudan, ekmekten, çocuklardan ve kadından çok daha tatlı, çok daha değerli benim için. Kitap okumayı değerli hale getiren aşktır, ebedi hayatı esas almaktır ve ihtiyattır.

Kitap beni daha edepli hale getiriyor..

Okumayınca kabalaştığımı fark ediyorum. Kitapla sözüm ve davranışlarım değişiyor, güzelleşiyor. Tüm sevdiklerim, Allahu Teala, Hz.Pegyamber (s.a.v.), Ehl-i Beyt, Ashab-ı Kiram, büyük tarihi şahsiyetler, alimler, şairler, düşünürler, hepsi kitapta. Kitaplarda kervan yürüyor, onlara katılmaya çalışıyorum, dağ başında kalmamak için.

Kitap okumaktan nefret edenler, onu ihtiyaçlar listesinin başına koyanlar... Bu zıtlığı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eşyaya ilişkimize baktığımızda üç tavır alışı görüyoruz: Bir eşyayla ilk karşılaşmada cazibesine kapılırız, düşkünlük gösteririz. Cep telefonu ya da bilgisayarı ilk ele alanları düşünün; cazibesine kapılır, bağımlılık gösterir. Sonra ikinci aşamaya geçilir, bu hastalık derecesinde bağımlılık hayatı olumsuz etkilemeye başlayınca, o nesne terk edilir. Terk döneminde, reaksiyoner bir şekilde, bilinçsizce kaçıldığı görülür. Sigarayı bırakanların, sigara aleyhinde abartılı olumsuz konuşmaları buna örnektir. Bu ayrılık, aslında rahatsız eder, tavrı meşrulaştırma arayışı başlar ve kendini ikna etme gereği duyar. Üçüncü aşama hikmetle kullanıştır. Bir şeyin hayattaki yerini bilmek, gerekli ve yeterli oranda yerinde kullanmaktır. Eşyanın içinde esir düşmek de yanlıştır, ona karşı eşkıya olmak da yanlıştır.

Kitap karşısında bu üç tavrı da görüyoruz. Kitabın cazibesine kapılanlar genelde arayış içinde olanlardır. Batılılar, çok kitap okuduklarıyla övülür. "Arslan olsa ne yazar / Çölünde yalanın" dizelerini yazdım. O obur okuma, yüzeysel, niceliksel ve yapay okuma şifa olmayacaktır. Kültür endüstrisinde bir tüketim nesnesi olan kitabı okumak, elma yemek gibi bir şeydir. Modern toplumlarda kitap okumayanlar, en azından okul bitince okumayanlar, aslında isyan ediyorlar. Kar amaçlı, çok satışa odaklı, seküler zihniyetin ürünü olan kitap yayınına ve tüketim olan okumaya isyan..

Kapitalistleşmemiş yada yarı kapitalistleşmiş İslam toplumlarında "kitap" ve "okuma" Batı'dakinden farklıdır. Şöyle söyleyelim: Büyük şiir, yeniden dönüp okunan şiirdir, her kuşağın dönüp dönüp okuduğu şiirdir. Kadim dünyada, büyük şiir, hatta kitap, ezberlenirdi bu yüzden. Modern dünya ezberlemeye değer, dönüp dönüp okunacak kitap üretemiyor.

Müslümanlar, çevresinde pervane olunacak Kur'an-ı Kerim gibi bir  kitaba sahip. Ezberliyorlar, çocukluktan. Her gün namazda okuyorlar kitabı, dualarda okuyorlar, ölümde, düğünde, toplantılarda okuyorlar. Müslümanlar, kitabın hayatla bağını koparmadılar. Her evde Mevlana'nın, Yunus'un, Akif'in şiir kitapları var. Müslüman halk kitap okumaz görünüyor, oysa her yıl milyonlarca Mushaf-ı Şerif basılıyor, ilmihal basılıyor, dini kitap basılıyor. Türkiye'deki kültür endüstrisi, bunları kitap saymıyor mu?

Sizde yeri farklı olan bir kaç kitap ve yazar ismi rica etsek..

Ben şairim.. Akif, Yahya Kemal, Necip Fazıl, Sezai Karakoç'un edebiyatımızın has damarı olduğunu; eserlerini okumadan edebiyatın gerçek meselelerinin bilinemeyeceğini, gelenekle bağlantı kurulamayacağını ve gerçek büyük şiirin yazılamayacağını söyleyebilirim.

Milli kültürümüz, kitabı hayattaki yerine koymayı ve hakiki okumayı on asırdır tecrübe etmenin ustalığıyla insanımızı bekliyor. Biz atalarımız gibi okuyabilirsek, insanlığa da kitabı ve okumayı öğretebiliriz, diyorum.

Bu söyleşi için, ilginiz için teşekkür ederim. Dünyabizim.com?un başarılı yayınının devamını diliyorum.

Biz teşekkür ederiz.

 

Pınar Ulaş konuştu

//
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.