AB Bakanı Çelik: FETÖ en aktif koruma ve desteğe sahip

AB Bakanı Çelik: FETÖ en aktif koruma ve desteğe sahip
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, FETÖ'nün belli bir odağın değil, birden çok kişi ve kurumun istihbarat operasyonunun parçası haline gelmiş bir örgüt olduğuna dikkati çekti.

AB Bakanı Çelik: FETÖ en aktif koruma ve desteğe sahip

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, FETÖ'nün belli bir odağın değil, birden çok kişi ve kurumun istihbarat operasyonunun parçası haline gelmiş bir örgüt olduğuna dikkati çekti.

ANKARA

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, NTV yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

FETÖ'nün darbeci sözde "hava kuvvetleri imamı" Adil Öksüz'ün eşi Aynur Öksüz'ün ABD'de yaşadığı evin önünde çekilen görüntülerin sorulması üzerine Çelik, Öksüz'ün darbe girişimindeki rolü, yakalanmasının ardından serbest kalarak Türkiye dışına çıkması, Almanya'da olduğuna dair gelen ihbar ve ailesinin ABD'de görülmesinin, Öksüz'ün pek çok istihbarat şirketinin kullandığı bir eleman olduğunu gösterdiğini söyledi.

Çelik, "FETÖ ile ilgili en çok üzerinde durulması gereken konulardan biri, belli bir odak değil, birden çok kişi ve kurumun istihbarat operasyonunun parçası haline gelmiş bir örgüt olması." ifadesini kullandı.

Çelik, sadece firari Öksüz'ün değil, örgütün Türkiye'deki üst düzey elemanlarının da hızlıca yurt dışına çıkarak buralarda hayatını kolaylıkla tesis edebilmesinin altında güçlü bir altyapı olduğunu ve bu kişilerin korunduğunu gösterdiğini dile getirdi. Çelik, tek bir kişinin ilişki ağına bakıldığında bile örgütün ne kadar karmaşık ve tehlikeli olduğunun görüldüğünü vurguladı.

Halen örgütün üst düzey isimlerine ait çeşitli görüntülerin geldiğini ve bu kişilerin iyi standartlarda yaşadığının anlaşıldığını belirten Çelik, "Örgütün ne kadar tehlikeli ve diri olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla atlattığımız tehlikenin ne kadar büyük olduğunun bir kere daha altını çizmek ve bu konuda bir gevşemeye kapılmamak lazım." diye konuştu.

"FETÖ en aktif koruma ve desteğe sahip"

Bakan Çelik, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Yunanistan'ın sergilediği tutuma ilişkin de Yunan siyasilerin konuyla ilgili tavrının ilk dönemlerde son derece müspet olduğunu, darbelerden fazla zarar gören bir ülke olarak da Türkiye'nin neler yaşadığını gayet iyi bildiklerini kendilerine aktardığını anlattı.

Sergilenen tutumun, daha sonra "Yunan siyasiler bu sözleri yüksek perdeden söylerken, hukuk kurallarını çok bilmiyorlardı" halini aldığını belirten Çelik, Türkiye'nin oradaki hukuk sistemini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarını takip ettiğini vurguladı.

"Bu konunun hukukla bir ilgisi olmadığı açıktır. Daha çok bu işler derin devlet kokusu gösteren işlerdir. Bu eleman ve örgüt üyelerinin onlara son derece kullanışlı bir aparat olduğu açıktır" diyen Çelik, olayların ilk başladığı andan itibaren Avrupa'daki bazı büyük ülkelerin Yunanistan'a yaptığı baskıyı hissettiklerini ve gördüklerini dile getirdi.

Çelik, bu kişilerin, Türkiye'ye teslim edilmemesi ve siyasi manevra olarak kullanılması yönünde e bir baskı bulunduğunu aktararak, "Bu örgüt çok tehlikeli ve karmaşık ağa sahip ama görebildiğimiz kadarıyla en aktif korumaya ve desteğe sahip. Birden çok istihbarat şirketinin patronajı altında faaliyet yürüten bir örgüt görünümünde." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Çelik, "Yunanistan'ın bu darbecileri koruyor olması, teröristleri koruyan bir ülke olması, Yunanistan ile ilişkilerimizde hiçbir zaman telafi edilmeyecek hasarlar ortaya çıkarıyor." dedi.

"Bu raporların kayda geçmesi önemli"

Çelik, Almanya Dışişleri Bakanlığının, "FETÖ'nün gizli paralel bir yapı" olduğuna dair yayımladığı raporu da değerlendirerek, bunların kayda geçmesinin önemli olduğunu anlattı. Çelik, FETÖ için doğrudan terör örgütü ifadesi kullanılmasa da Türkiye tarafından terör örgütü olarak kabul edildiği ifadesine yer verilmeye başlandığını söyledi.

Söylemde yapılan bu değişikliğin bile oldukça yavaş ve zor gerçekleştiğini vurgulayan Çelik, örgüte ilişkin atılacak adımlarını sahada somut olarak görülmesi ve faaliyetlerinin engellenmesi gerektiğinin altını çizdi.

"Avusturya, Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerini bozmak istiyor"

Avusturya'nın temmuzda AB Dönem Başkanı olacağının hatırlatılması üzerine Çelik, normalde bir ülke dönem başkanı olmadan 1-2 ay önce o ülkeyi ziyaret etmeyi gelenek haline getirdiğini ve yapılan görüşmelerde ilerideki iş birliği ve çalışmaların ele alındığını anlattı.

Çelik, "Fakat Avusturya'yı tabii ziyaret etmeyeceğiz çünkü net bir şekilde şunu görüyorum, Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerine bozmak isteyen hasmane bir tutuma sahip. Her gün neredeyse bu konuyla uğraşan bir ülke." diye konuştu.

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz'un dışişleri bakanlığı döneminde de Avrupa'yla ilgili hayali projelerinin olduğunu, Türkler ve Türkiye ile ilgili geçmişte kalmış bazı önyargıları bulunduğunu dile getirerek, "Şimdi geldiği noktada da Avusturya hükümeti bütün Avrupa değerlerini yok eden, pimi çekilmiş bir bomba durumunda. O sebeple Avusturya'yı dönem başkanlığı bağlamında ziyaret etmek için bir sebep görmüyoruz, konuşacak bir şeyimiz yok." ifadelerini kullandı.

"BM'nin Filistin kararı net tavır ortaya koydu"

Çelik, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) veto edilen Filistin tasarısının, BM Genel Kurulunda kabul edilmesiyle net bir tavrın ortaya konduğunu vurgulayarak, "İsrail yaptığı bu pervasızlıkla, Trump yaptığı bu vizyonsuz işlerle aslında bir bakıma Filistin davasını bütün dünyanın davası haline getirdi. BM Genel Kurulu'ndaki tablo bunu gösteriyor." diye konuştu.

Söz konusu kararın ardından 60 gün içinde bu kararın gereğine uygun olarak BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e öneride bulunması ve gerekli mekanizmaların kurulmasına önderlik etmesi çağrısı yapıldığına dikkati çeken Çelik, "BM Genel Sekreteri bunu da artık yapamazsa BM'nin hiçbir işlevi kalmayacak. Orası sadece seçkinler kulubü olarak yoluna devam edecek." sözlerine yer verdi.

Terör örgütüne karşı sürekli taarruzda olunacak

Çelik, konuşmasında Kandil'e yönelik gerçekleştirilen operasyonlara da değinerek, belli alanlarda hakimiyet sağlamaya çalışan PKK terör örgütüne karşı niteliksel olarak sürekli taarruzda olunacağının ve niceliksel anlamda da örgütün gidilebildiği yere kadar takip edileceğinin altını çizdi.

Türkiye'nin terör örgütüne karşı verdiği mücadelenin son derece haklı ve meşru olduğunu vurgulayan Çelik, düzenlenen operasyonların sadece askeri alanda değil, her alanda çok boyutlu sürdürülen ve bundan sonra da devam ettirilecek bir durum olduğunu kaydetti.

Muhabir: Zuhal Demirci

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.