AB’de dost; medyada karargah rahatsızlığı ve referandum

Fitne, bulaşıcı ve tiryakilik doğuran bir hastalıktır. Esrar, sigara, içki, fiziki bünyede tiryakilik doğuran felaket; fitne, hased, dedikodu gibi ahlaki hastalıklar da ruhun felaketidir. Ruhun hastalıkları, hızlı seyreden, yerleşen, kurtarılması daha da zor olan bir veba türüdür. 

Bir kısım meslek sahipleri, örneğin memur, avukat, işçi, tüccar, siyasi mevcut mesleğinin heyecanını, hizmet aşkını yaşamadan, daha iyi bir iş veya daha yüksek bir mevki düşüne kapılmıştır. İşi dışında bir hayalin peşindedir. Bunlar, hizmet ve iş heyecanından mahrum kimselerdir. Meslek hayatı, tiyatro sanatçısının rol süresi gibi mesai saatiyle sınırlıdır. Bu tiplerin, kesintisiz mesaisi, genellikle fitne gibi tiryakilikleridir.. 

Fitne ve hased gibi bütün ruh hastalıklarında hiç de öyle olmadığı, eski hayatında bu gibi hastalıklardan ne kadar uzak olursa olsun, bu tür hastalıklara bir kere yakalanan bir gazeteci, hukukçu, terörist veya herhangi bir hizmetli, yeri ve görevi ne olursa olsun, patronuna akıl veren, yol gösteren yere geliyor. Masum masum sorular sorduğunu zannettiğin bir haber elemanı kızın ne fitneler doğurduğunu yaşıyor, görüyorsun? 

Onun için politika, öğretmenlikmedya gibi halkla fikri ve fiili hizmet üretenlerdenfitne ve fesada düşenler, çok zararlı oldukları gibi; hakkı tutanlar, hakta kalmakta ısrar edenler de, insanlık için o kadar değerlidir. Hakta kalanların hiç hatası olmaz mı? “Kul kusursuz olmaz.” Her insanda, liderde de olabilir. 

Fakat çoğu zaman, hata olarak görülüp dillendirilen şeylerin çoğunun, doğruyu yanlış görme şartlanmışlığından, çıkara göre hareket, gruba uyma gibi Hakka bağlılık zaafından doğduğu görülmektedir. 

CHP, kısa dönemlere sıkışmış bir-iki koalisyon iktidarı dışında,  65 yıldır muhaliftir. Ülke ve millet için yapılan yol, köprü, baraj, liman, fabrika? Hangi hizmetten memnun olmuş. Destek vermiş? Destek vermesi zaten beklenmez de, bu ülkeye, bu millete yapılan hangi hizmete karşı çıkmadığını soralım? 

CHP’nin karşı çıkmadığı, bir baraj, yol, köprü var mı? Erbakan’ın attığı fabrika temelinden parça söküp, araba bagajinda taşıdılar. O fabrikaların çoğu bugün millete hizmet veriyor.  

Bu tür yanlış takdirlerin en acımasızlarını; mantığı isyan ettirenlerini, iktidar ve muhalefet zıtlaşmasında, şartlanmalarında görmekte ve bu utanç veren şartlanmalar, “Siyasi” deyip geçiliyor. Yanılgının, şaşırtmanın, hiç olmaması gereken yer siyasettir. Bütün milletin refah ve saadetini hedeflemesi gereken siyasi sahadır.

AB de bin yıllık İslam düşmanlığı şartlanmışlığını üstü yarı örtülü, yarı açık; hatta bir örtülü bir açık yürütürken, özellikle Türkiye halk oylamasına gidince bütün örtülerini sıyırarak, açıktan bir düşmanlığa soyunur tavır aldığı gözleniyor. 

Görünen o ki, 21 Asır büyük bir değişim iklimi müjdeliyor. Sömürgeciliğin ve savaşların, geçen asrı kaybettirdiği ülkeler, Çin, Hindistan, Türkiye başta, Afrika’ya kadar büyük bir diriliş içindeler. İçerde ve dışarda bu dirilişi hazmedemeyen, kendi çıkarlarına ters gören fitne merkezleri telaşta.

Türkiye’nin kalkınması, endişelerini artırıyordu. Başkanlık sistemi ve halk oylaması bu endişelerini çılgınlık derecesine getirdi. Koalisyonlarla Türkiye kalkınmasını önleme imkanını kaybedeceklerinden korktular. Bu korkularını içte ve dışta müştereken ciddi telaşlarla ortaya koymaları, milletimiz için de oylamanın göründüğünden çok daha önemli olduğunu ikaz eden bir uyarı olmuştur. 

www.yeniakit.com.tr/yazarlar/hasan-aksay/yazının devamı...

 

Hasan Aksay/ Yeni Akit

 

Önceki ve Sonraki Yazılar