Adana Barosu?nun 23 Nisan Mesajı

Adana Barosu?nun 23 Nisan Mesajı

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk BayramıMesajı"Egemenliğin kaynağının ne monarşide, ne de oligarşide olmadığı, egemenliğin, millette ait olup, milletin...

A+A-


23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk BayramıMesajı

"Egemenliğin kaynağının ne monarşide, ne de oligarşide olmadığı, egemenliğin, millette ait olup, milletin de adına yetkili organlar eliyle kullandığı önce Cumhuriyet'e sonra da demokrasiye doğru gidişin adıdır, 23 Nisan"94 yıl önce bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri atılmış ve Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün rehberliğinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılarak hâkimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilân edilmiştir.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı, TBMM'nin açıldığı, ulusal egemenliğimizin ilan edildiği bu günü tüm dünya çocuklarına armağan etmiştir. Dünya üzerinde, çocuklara böyle bir günün ithaf edildiği başka bir millet bulunmamaktadır.

Büyük Önder tarafından her ne kadar çocuklara büyük bir önem verilmiş ve çocuklar geleceğin teminatı olarak gösterilmiş ise de, aradan geçen 94 yıl içerisinde sadece Türkiye?de değil tüm dünyada çocuk hakları gerektiği gibi korunamadığı gibi çocukların yaşadığı sorunlar çığ gibi giderek büyümüş, çocukların ruhsal ve bedensel gelişimlerine uygun olarak yaşama hakları devletler tarafından korunamamıştır. Halen dünya üzerinde özellikle Ortadoğu?da devam etmekte olan iç savaşların en büyük mağdurları yine koruyamadığımız, gözetemediğimiz çocuklarımızdır.

Ulusal egemenlik gibi son derece önemli bir konunun çocuklarla özdeşleştirilmiş olması,Atamızın dehasını ve çocuk sevgisini açıkça ortaya koyduğu gibi, ne yazık ki bugün ülkemizde ulusal egemenliğin modern hukuk sistemlerinde 3 vazgeçilmez unsuru olarak kabul edilen yasama, yürütme ve yargı erklerinin tek elde toplanmış olması son derece kaygı vericidir. Çocuklarımızın aydınlık yarınlarda, ulusal egemenlik kavramını modern demokrasilerde olması gerektiği gibi, yasama, yürütme ve yargı erklerinin kuvvetler ayrılığı ilkesi dahilinde yaşamaları en büyük arzumuzdur.

Yönetimi elinde bulunduran siyasi iktidarın yargı kararlarına yönelik olarak; işine geldiği zaman, saygı duyup, işine gelmediği zaman saygı duymadığı yönündeki açıklamaları, yandaş hakim ve savcılar yaratma çabaları ve yargı görevini yapan makamları zaman zaman tehdit eder bir uslup kullanmaları Ulusal Egemenliğin teminatı olan kuvvet ayrılığı ilkesinin gerçekleşmesini olanaksız kılmaktadır. Ulusal Egemenliğin gerçek sahibi olan çocuklarımızın ?tek adam iktidarı? yerine Anayasamızın 6. Maddesinde yazılı olduğu üzere; Egemenliğin kayıtsız, şartsız millete ait olduğu ve bu egemenliğin Anayasa?nın koyduğu esaslara göre; yetkili organları eliyle kullanacağı gerçeğini özümseyerek yetişmeleri baromuzun ve sorumluluk sahibi tüm sivil toplum kuruluşlarının amacı olmalıdır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve UNICEF tarafından yayımlanan verilere göre, ülkemizde 320 bin çocuk işçinin çalıştığıbildirilmektedir. Bu çocuklardan 124 bininin okula devam etmediği yine bu çocuklardan 80 binin sokaklarda yaşamakta olduğu açıklanmıştır. BM Çocuk Hakları Bildirgesi?nin 6. maddesi; çocuğun kişiliğinin gelişmesi için anlayışve sevgiye gereksinimi olduğunu, bilgi, sevgi, eğitim olanaklarının maddi ve manevi olarak, aile tarafından sağlanmasında devlet güvencesi altında olduğu, her doğan çocuğa vaat edilmiştir. Ve 9. Maddesinde çocukların her türlü istismar, ihmal ve sömürüye karsı korunması, hiçbir şekilde ticaret konusu olamayacağı, çalıştırılamayacağı, hele ki fiziksel, zihinsel, ahlaki gelişmesini engelleyecek bir işe izin verilmemesi tüm dünya tarafından imza altına alınmış ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda da 41. ve 42. maddelerinde, devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocuğu kendi korumasıaltına alır; ve çocuğun asla eğitim öğretimden yoksun bırakılamayacağı devlet güvencesindedir. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) tarafından son 5 yılda haklarında koruma kararı alınan çocukların yüzde 18,6'sının anne ve babasının ihmal ve istismarına maruz kaldığı için korumaya alındığıbildirilmiştir. Türkiye?de her geçen yıl 18 yaşın altında evlendirilen kız çocuklarının sayısı artmakta, ?çocuk gelin olarak? adlandırmak istemediğimiz bu kefen giydirilmiş çocuklar, çocukluklarını yaşayamadan, eş-anne olmaya zorlanmış, eğitim hakları, hayalleri ellerinden çalınmıştır. Hacettepe Üniversitesi verilerine göre Türkiye?de yapılan her üç evlilikten birinin çocuk yaşta yapılan evliliktir. Yapılan bu çocuk yaşta evliliklerin büyük bir bölümünün ?mahkeme izni ile olması? yani çocuk istismarının bizzat devlet eliyle gerçekleştirilmiş olması da aydı bir utançtır. Suça sürüklenen çocuklar hiçbir şekilde rehabilite edilerek topluma yeniden kazandırılamadıkları gibi sayıları her geçen gün artmaktadır. Tüm bu gerçekler göstermektedir ki 21. yüzyılda çocuklar, şiddetin ya kurbanı ya da bizzat faili olarak tam da içerisinde bulunmaktadır. Her ne kadar çocuğun yüksek yaran gözetilerek bir takım yasal düzenlemeler yapılsa da, mevcut yasa ve yönetmeliklerin yeterli okladığı yeterli olanların ise gerektiği gibi uygulanamadığı, çocuklara yönelik ihlallerin devlet tarafından engellenemediği ve devlet politikalarının yeknesaklaştırılamadığı sürece bu sorunların aşılamayacağı, ortadadır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın felsefesine sahip çıkmak ve yaşatmak zorundayız. Yöneteni ile yönetileniyle bizlere düşen görev budur. Tüm çocuklarımızın bu anlamlıbayramını kutluyor, bizlere bağımsız bir yurt, çağdaş bir devlet bırakan başta büyük önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi sonsuz saygı ve gönül borcuyla anıyoruz..

ADANA BAROSU

ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU ADINA, STAJYER AVUKAT PELİN GENÇ

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.