Adana'nın Gururu Ersin Adaklı Filipinler’de Bayrağımızı Dalgalandırdı 

Adana'nın Gururu Ersin Adaklı Filipinler’de Bayrağımızı Dalgalandırdı 

Dünya çapında düzenlenen organizasyonlarda ülkemizi başarıyla temsil eden Vücut Geliştirme Sporcusu Ersin Adaklı, Filipinler’de düzenlenen 2018 Nac International'da  ilk 6’ya girerek finale kaldı.

Adana'nın Gururu Ersin Adaklı Filipinler’de Bayrağımızı Dalgalandırdı 

Dünya çapında düzenlenen organizasyonlarda ülkemizi başarıyla temsil eden Vücut Geliştirme Sporcusu Ersin Adaklı, Filipinler’de düzenlenen 2018 Nac International'da  ilk 6’ya girerek finale kaldı. Yıllardır Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeye devam eden başarılı sporcu Adaklı, 2018 Nac International'da Türkiye’den katılan tek sporcu olarak güzel bir başarıya imza attı.

Nac International Vücut Geliştirme Federasyonu’nun her yıl düzenlediği Dünya Şampiyonası bu sene Filipinler’de gerçekleşti. Toplamda 18 ülkeden 186 sporcunun katılımıyla gerçekleşen yarışmada Men-1 (ağır sıklet) kategorisinde Türkiye de finale kaldı.

Finale kalan Almanya, Polonya, Hindistan, Ukrayna, Güney Afrika gibi ülkelerin arasına girerek Türkiye’yi ilk 6’yla finale yükseltmeyi başaran Ersin Adaklı, bu yarışmaya Türkiye’den katılan tek sporcu oldu.

Katıldığı bu organizasyonun kendisine çok faydalı olduğunu belirten Adaklı, “Bu yarışta ben kendi sıkletim olmadığı için bir üst sıklette girdim. Buna rağmen yine de iyi bir başarı elde ettim. Mesela geçen yılki rakibimi geçtim. Bu alanda yol kat etmişim bunu gördüm. Finalde ilk 6’ya girdim ve 5‘inci oldum. Ben 98’le podyum yaptım benim sıkletimde yarıştığım en düşük kilo 115’ti. Arada 17 kilogram fark var ve ben bu adamları sıralamada geride bıraktım. Benimle birlikte 120-125 kilogram aralığındakiler kaldı.  Önümüzdeki 2-3 yıl içinde yaklaşık 4 kilo daha adale işleyebilirsem eksiğimi tamamlamış olacağım. Bu yarış, bu klasmanda Dünya Şampiyonu olabilecek kapasitede olduğumu görmemi sağladı” dedi.

Adaklı, yıllardır geliştirdiği vücuda sahip olmak için günde 30 dakika antrenman yaptığını anlatarak günün geriye kalan kısmını verimli geçirdiğini söyledi. Adaklı, insanların genelde bu vücuda daha çok antrenman yaparak ulaşabileceklerini düşündüklerini ama yeterince antrenmandan sonra geri kalan en önemli kısmın doğru beslenme ve dinlenme olduğunun altını çizdi. Bir sporcunun zamanını iyi değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Adaklı, “Bir vücut geliştirme sporcusu vücudunu plajlarda ya da gece kulüplerinde sergilemez ya da bunun için vücut geliştirmez. Bir vücutçuyu buralarda göremezsiniz. Bunu sergileme yeri podyumdur. Profesyonel bir sporcu gününü en doğru şekilde programlayandır. Genelde ortalıkta atletle gezen sporla tek alakası fitness salonuna gitmek olan her şeyi yiyen ve kendini ortalıkta göstermeye çabalayan bazı kişiler tarafından bu branş itici hale getirildi. Bu durumdan biz de mustaribiz” şeklinde konuştu.

Adana'nın Gururu Ersin Adaklı Filipinler’de Bayrağımızı Dalgalandırdı 

Defalarca Milli forma giyen ve üzerinden çıkarmayan Vücut Geliştirme Sporcusu Ersin Adaklı, dünya çapında büyük organizasyonlarda göğsümüzü kabartarak bu defa da şaşırtmadı. Dünyanın bir ucu Filipinler’e ülkemizi temsil etmeye giden Adaklı, kupayla döndü. Filipinler’de yarıştığı 2018 Nac International'da ilk 6’ya girerek finale kalan Milli Sporcu Ersin Adaklı, ülkemizi başarıyla temsil etti. Yıllardır Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeye devam eden başarılı sporcu Adaklı, 2018 Nac International'da Türkiye’den katılan tek sporcu olarak ilk 6’ya girmeyi başardı.

 

Nac International Vücut Geliştirme Federasyonu’nun her yıl düzenlediği Dünya Şampiyonası bu sene Filipinler’de gerçekleşti. Toplamda 18 ülkeden 186 sporcunun katılımıyla gerçekleşen yarışmada Men-1 (ağır sıklet) kategorisinde Türkiye de finale kaldı.

Finale kalan Almanya, Polonya, Hindistan, Ukrayna, Güney Afrika gibi ülkelerin arasına girerek Türkiye’yi ilk 6’yla finale yükseltmeyi başaran Ersin Adaklı, bu yarışmaya Türkiye’den katılan tek sporcu oldu.

 

Bu spora merakınız ne zaman başladı?

Ben çok küçük yaşlardan beri spor yapıyorum. 7 yaşında tekvando ile başladım spor hayatıma. Bizim zamanımızda Bruce Lee, Jackie Chan, Jean-Claude Van Damme filmleri vardı. Onların filmlerini o dönemin çocukları gibi ben de hayranlıkla izlerdim. Çok erken saatlerde yayınlanmasına rağmen bu filmlerin hiçbirini kaçırmadan seyrederdim. Sabah 5’te o filmleri izlemek için kalkardım. Çocukluğumuz hep bu filmlerle geçti. O filmlerdeki karakterlerden etkilenerek spora yöneldim.

Tekvandodan bu alana nasıl geçiş yaptınız?

Tekvandoda çok iyiydim. Ama o dönem ufak bir rahatsızlık geçirdim. Eğer bu rahatsızlık olmasaydı Tekvando alanında devam ederdim. Belki de MMA dediğimiz kafes dövüşlerine bile dönerdi bu ilgi. Şu anda da 34 yaşındayım belki de emekli olmuş olurdum. Genelde bu tarz sporlarda 30-35 yaşlarına kadar yapamıyorlar. Rahatsızlığım sürecinde 1 yıl spor yapmamam söylendi. Ama ben spora o kadar bağlıydım ki her an spor yapmak istiyordum. Antrenman saatlerini iple çekiyordum. O günler hafızamda dün gibi canlı. Spor salonuna merdivenlerden  inerken aldığım o koku içime işledi. O dönemde bu alana giriş yaptım. Ve iyi ki de yapmışım. Tekrar başa dönme şansım olsaydı yine bu sporu tereddütsüz seçerdim.

Bu vücut kaç yıllık bir emeğiniz  sonucu oluştu?

Bu branşa 1999 yılında  Adana’da  başladım. Adana’da vücut geliştirmede imkânlar çok iyi değildi. Bahsettiğim dönem 19 yıl önce. Bu spor neredeyse hiç bilinmezdi. O dönem lise 2’ye gidiyordum. Çok zayıf ve çelimsiz bir öğrenciydim. Bu spora vücut geliştirmeci olmak için başlamadım, böyle bir niyetim de yoktu. Zayıf ve çelimsiz bir çocuk olduğumdan amacım sadece kilo almaktı. Bu spora, mahallemizde Erkan Şengezer hocanın yanında başladım. Salonda o dönemin ünlü vücutçularının posterleri asılıydı. O posterlere bakınca imkânsız böyle bir vücuda sahip olamam diyordum. Zaten ülkemizde yaşam standartları bu spor için elverişli değildi de. O yüzden aklımda bile yoktu. Sadece kendi sağlığım ve fiziksel kapasitemi arttırmak için spor yapıyordum. Erkan Hoca şu anda aktif olan hakemlik hayatına devam ediyordu o dönemde ve işlettiği kulübü adına Vücut Geliştirme Federasyonu’nda oy kullanıyordu. O sene de katılım yapacağı bir sporcusu yoktu. Düzenli salona gidip geldiğim için olsa gerek bir gün Erkan Hoca “Vücut geliştirme yarışmasına seni götürmemi ister misin?” dedi. Bu durumda bana  bu teklifi yapan üzerimde emeği olan değerli Erkan Hocamın teklifine icap etmek düşerdi. Daha sonra spor hayatıma bu kulüpte devam ettim.  İlk yarışma tecrübemi fitness kategorisinde yaşadım. Bu yarışa 70 kg ile katıldım.

İlk yarışmanıza nasıl hazırlandınız?

O dönem diğer konularda olduğu gibi beslenme konusunda da yeterli bilgim yoktu. Bu sektörde eski tecrübeli abilerimizden bilgiler alıyordum. Gerektiğinde yanlarına gidip misafir olup yaşamlarını gözlemliyordum. Daha sonra bu konuyla ilgili dünya çapında kabul gören eğitimler almaya başlamıştım. Okuyordum, uyguluyordum. Hala da eğitimlerim devam etmekte. Bu sektör çok hızlı ilerliyor ve her zaman yenilenmek zorunda olduğum kanaatindeyim. Zamanla uyguladığım beslenme prensiplerinin vücuduma uygunluğunu gözlemleyip hangi besinler vücuduma uygun ve beni daha iyi formlandırıyor deneyerek öğrenmeye devam ettim ve hala öğreniyorum.

İlk aldığınız dereceniz nedir? 

Girdiğim ilk yarışma derecem Türkiye Dünya Şampiyonası seçmelerinde fitness kategorisinde Türkiye 4’üncülüğü oldu. 

Günde kaç saat antrenman yapıyorsunuz?

Günde 30 dakika antrenman yapıyorum ama geriye kalan 23 buçuk saat antrenmandan çok daha önemli. İnsanlar bu vücudu daha çok antrenman yaparlarsa olacağını sanıyor. Oysaki yeterince antrenman, geri kalan en önemli kısım doğru beslenme ve dinlenme. Bir sporcu zamanını iyi değerlendirmeli. Örneğin bir vücut geliştirme sporcusu vücudunu plajlarda ya da gece kulüplerinde sergilemez  ya da bunun için vücut geliştirmez. Bir vücutçuyu buralarda göremezsiniz bunu sergileme yeri podyumdur. Profesyonel bir sporcu gününü en doğru şekilde programlayandır. Genelde ortalıkta atletle gezen sporla tek alakası fitness salonuna gitmek olan her şeyi yiyen ve kendini ortalıkta göstermeye çabalayan bazı kişiler tarafından bu branş itici hale getirildi. Bu durumdan biz de mustaribiz.

Bu oldukça teknik bir spor galiba?

Tamamen sabır ve istikrar sporu diyebiliriz. Tabi ki teknik bir spor. Hedefe varmak için zaman isteyen bir süreç. Bu sporda istikrar, devamlılık gerekiyor. Yani  1 hafta ya da haftalar sürmüyor. Bu spor yıllar süren bir çalışma prensibi gerektiriyor. Tamamen disiplin gerektiren bir spor. İlerleme kaydetmek istiyorsanız ritüellerinizi harfiyen yerine getirmelisiniz.

İşin beslenme kısmı çok önemli. Bu konuda nelere dikkat ediyorsunuz? Günde kaç öğün yemek yiyorsunuz?

Aslında konu öğün değil. 24 saatlik zaman dilimini en iyi şekilde kullandığımızda  en iyi performansı görüyoruz. 2 buçuk saatlik zaman dilimlerinde vücudun sürekli ihtiyaçları var. Alman gerek besinleri, karbonhidratları ve proteinleri düzenli bir şekilde alman gerekiyor. Vücudun ihtiyacı olan her şeyi alıyoruz. İnsanların hayal ettiği ya da yanlış lanse edildiği gibi bu beslenme sadece haşlanmış tavuk ve pirinçten ibaret değil. Bizler işlenmiş ve paketlenmiş ürünlerden ve işlenmiş şekerden uzak duruyoruz. Her sağlıklı yaşam isteyen bireyin de yapması gerektiği gibi. Almamız gereken proteini ve karbonhidratı ve sebzeyi doğru pişirme tekniklerini kullanarak yemeği tercih ediyoruz. Aslına bakarsanız her bireyin uygulayabileceği şekilde sadece insanlar bu konuyla ilgili fazla ön yargılı. Bir de  yaktığımızdan fazla kalori almamaya özen gösteriyoruz. Dönem dönem değişen bir hazırlık süreci var. Mesela bu sezon ekmekle hazırlandım. “Ekmek zararlı değil mi hocam diyorlar?” Değil. Marketlerde satılan içinde milyon tane katkı maddesi bulunan ekmek Tabi ki zararlı. Ama içeriğini bildiğiniz, ekşi mayalı, vücudunuza uygun bir tahılla yapılmış ekmeği herkes sağlıkla tüketebilir kaliteli karbonhidrat olarak.

Peki, ne kadar kalori yaktığını bilmek tecrübe midir?

Evet, tabi ki. 

Şu anda yeni bir yarışma için hazır mısınız?

Evet, hazırım ama oraya gittiğimde ne yapacağım önemli. Şu anki durumumun üstüne koymam lazım. Her yarışta biraz daha ileri gitmiş olmam gerekiyor ki bu beni motive etsin. Bunun üzerine bir şey koymadan yarışmaya girersem sadece kendimi tatmin etmiş olurum. Orada önemli olan başkasını değil de geçen seneki kendimi geçebilmem.

Şu anda yaptığınız koçluk yılların birikimiyle mi oluyor?

Tabi ki. Zaten siz bir şeyi deneyimlemeden karşınızdakine o bilgiyi  deneyimletemezsiniz. İlk önce sen kendin o yoldan geçmelisin ki  karşındakine faydalı olabilesin. Kendi bu işi yapmayan bir insanın karşısındakine inandırıcılığı olamaz.

Bu yarışma size ne gibi katkılar sağladı?

Bu alanda 3-5 ay hazırlanıp bir şeyler elde edemiyorsun. Yıllarca emek verip tecrübe ediniyor insan. Bu yarışta kendi sıkletim olmadığı için bir üst sıklette girmiş olmama rağmen yine de iyi bir başarı elde ettim. Mesela geçen yılki rakibimi geçtim. Bu alanda yol kat etmişim bunu da gördüm. Finalde ilk 6’ya girdim. Ve 5‘inci oldum. Ben 98’le podyum yaptım benim sıkletimde yarıştığım en düşük kilo 115’ti. Arada 17 kilogram fark var ve ben bu adamları sıralamada geride bıraktım. Benimle birlikte 120-125 kilogram aralığındakiler kaldı.  Önümüzdeki 2-3 yıl içinde yaklaşık 4 kilo daha adale işleyebilirsem eksiğimi tamamlamış olacağım. Bu yarış, bu klasmanda Dünya Şampiyonu olabilecek kapasitede olduğumu görmemi sağladı.

Siz Türkiye için çok önemli bir adamsınız bunu defalarca da ispat ettiniz. Bölgesel alanda da değerlisiniz. Peki, bu özelliğinizi kullanmak ister misiniz? Yani gençlerle ilgili sosyal sorumluluk projelerinin içinde yer almak ister misiniz?

Evet, elbette isterim. O konuda katkı sağlayabileceğim bir alan olursa seve seve görev alırım. Ama benim verdiğimi alamayacak insanların olmasından dolayı bazı çekincelerim var. Bu alana dışarıdan çok heves eden kişiler var. Belli bir seviyede olması gerekiyor bu algıyı oluşturabilmem için. İlk önce fiziki olarak değil düşünce olarak açık olmalı. İrade çok önemli bu konuda. Yani sadece zekâ da yetersiz kalıyor. İraden yoksa zekâ da bir işe yaramıyor. Yarışma konusunda da yardımcı olduğum insanlar var onları da gözlemliyorum. Bu işi yapabilecek olan insanların davranışlarından onu anlayabiliyorsun. Ben kişilerde farkındalık oluşturabilirim sadece, gerisi kişideki iradeye kalmış bir şey.

 

Bu yarışmaya katılacaklar da aranan özellikler nelerdir?

Prosedür şöyledir; ilk önce kendi ülkende bu alanda birincilik alman gerekiyor. Yani şampiyon olman lazım. Yani dünya standartlarını yakalaman lazım. Bir de milli sporcu olman lazım.

 

ERSİN ADAKLI DERECELER

  • 24.02.2008 – ANKARA – KLASİK VÜCUT GELİŞTİRME TÜRKİYE  ŞAMPİYONU
  • 30.03.2008 – KONYA –  KLASİK VÜCUT GELİŞTİRME TÜRKİYE  ŞAMPİYONU
  • 03.04.2008 – ZONGULDAK – KLASİK VÜCUT GELİŞTİRME TÜRKİYE  ŞAMPİYONU
  • 19.05.2008 – İSPANYA –  KLASİK VÜCUT GELİŞTİRME  AVRUPA  11. Sİ
  • 20.04.2009 – ANTALYA –   KLASİK VÜCUT GELİŞTİRME TÜRKİYE  ŞAMPİYONU
  • 04.10.2009 – İSTANBUL – KLASİK VÜCUT GELİŞTİRME TÜRKİYE  ŞAMPİYONU
  • 30.10.2010 – K.K.T.C –   CUMHURİYET KUPASİ 95 KG 2. Sİ
  • 27.11.2010 – HAMBURG –  NAC. MR. UNİVERSE DÜNYA KLASİK VÜCUT GELİŞTİRME   5. LİĞİ
  • 23.10.2011 – KLASİK VÜCUT GELİŞTİRME TÜRKİYE ŞAMPİYONU
  • 23.10.2011 – KLASİK VÜCUT GELİŞTİRME  OWERAL  ŞAMPİYONLAR ŞAMPİYONU
  • 10.11.2011 – ESTONYA – İFBB. KLASİK VÜCUT GELİŞTİRME  DÜNYA  2. LİĞİ
  • 01.06.2013 – KYRENİA –  NAC. VÜCUT GELİŞTİRME AĞIR SİKLET  DÜNYA  4. SÜ
  • 31.05.2014 – İSPANYA –  NAC. VÜCUT GELİŞTİRME AĞIR SİKLET  DÜNYA  8. Sİ
  • 05.11.2015 – HAMBURG –  NAC. VÜCUT GELİŞTİRME AĞIR SİKLET  DÜNYA  8. Sİ
  • 02.06.2018 _PHİLİPPİNE -  NAC DÜNYA ŞAMPİYONASI 5. Sİ

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.