Akif ve Necip Fazıl’dan Sezai Karakoç’a...

Akif ve Necip Fazıl’dan Sezai Karakoç’a Manipülasyon - Stratejik Derinlik Sezai Karakoç’tan Esinlenme midir?

Sezai Karakoç’a göre biyografisi çevresinde “sansasyon yaratmayı hedefleyen” bu “argümanlar” bir süre sonra “önemini yitirmeye mahkûm”dur. Çünkü “milletin sevgisi ve değerlendirmesiyle çizilen portre” bunları silecek, değiştirecek ya da hoşgörü örtüsüyle kaplayacaktır. Şair, yine de okurların zihninde yanlış kanaatler uyanmasını önlemek ister.

Sezai Karakoç, Diriliş dergisinde[1]yayımlanan ve henüz kitaplaşmamış olan Hatıralar’ı kaleme alma nedenlerinden birinin de kendi hayat hikâyesi çevresinde ortaya atılan “iddialara cevap verme arzusu” olduğunu belirtir. Yazar, 1960’lı yıllardan beri kendisini hedef alan ve epeyce bir yekûn tutan suçlayıcı ve aldatıcı yazılar yazılmasından şikâyetçidir.  

Yanlışlıklar Komedyası’nı hatırlatan iddialar arasında, yazarın Nuruosmaniye Camii’nde cemaate namaz kıldırdığı, “Monna Rosa” şiirini âşık olduğu bir kız için yazdığı, Maliye Bakanlığı’ndaki görevinden istifa ettikten sonra serbest mali müşavirlik yaparak geçimini sağladığı, liseyi bitirdikten sonra İstanbul’a yerleşip on üç yıl boyunca Büyük Doğu dergisinde maaş karşılığı çalıştığı gibi “yanlışlıklar, kasıtlı kasıtsız saptırmalar” mevcuttur.

Sezai Karakoç’a göre biyografisi çevresinde “sansasyon yaratmayı hedefleyen” bu “argümanlar” bir süre sonra “önemini yitirmeye mahkûm”dur. Çünkü “milletin sevgisi ve değerlendirmesiyle çizilen portre” bunları silecek, değiştirecek ya da hoşgörü örtüsüyle kaplayacaktır. Şair, yine de okurların zihninde yanlış kanaatler uyanmasını önlemek ister.

Karakoç, söz konusu iddiaların hepsine “tek tek cevap vermenin imkânsız olduğu”na işaret ederek hayat hikâyesini “ana çizgileriyle anlatma”ya karar verdiğini[2], Hatıralar’ı yazmaması durumunda, okura, topluma ve gençlere karşı görevini yapmamış olacağını belirtir.

Böylece söz konusu asılsız iddialar ve iftiralar, bir problem olarak bizzat Sezai Karakoç tarafından ortaya konulmuş olur.   

Sezai Karakoç’un biyografisi çevresinde oluşan sözkonusu “suçlayıcı ve aldatıcı yazılar” gerçekten yazarın iyi niyetle dile getirdiği gibi “sansasyon yaratma”yı amaçlayan basit medya olayları mıdır?

Yoksa problem, tıpkı Mehmet Akif ve Necip Fazıl biyografileri çevresinde de görülen, belli bir merkezden on yıllarca sistemli bir şekilde sürdürülen ve her dönemde yöntem ve araç değiştirerek yenilenen Sezai Karakoç’a yönelik birer manipülasyon mudur?

Bu birkaç bölüm olarak tasarlanan çalışma, Sezai Karakoç’un biyografisinde görülen “suçlayıcı ve aldatıcı yazılar” problemini, yargı, üniversite, medya ve kültür/sanat dünyası üzerinden gerçekleştirilen manipülasyon kapsamında çözümleme ve anlamlandırma çalışmasıdır.

 

STRATEJİK DERİNLİK SEZAİ KARAKOÇ’TAN MI ESİNLENMEDİR?

Çalışmaya, Behlül Özkan’ın, başbakan Ahmet Davutoğlu’nun İslamcı olduğu ve Stratejik Derinlik kitabını yazarken ve uyguladığı dış politikada Sezai Karakoç’tan esinlendiği iddasıyla başlanacaktır.

Ahmet Davutoğlu, 28 Ağustos 2014 - 24 Mayıs 2016 tarihleri arasında AK Parti genel başkanlığı ve Başbakanlık görevini sürdürmüştür. Behlül Özkan, Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Cumhuriyetin Panislamcı Başbakanı: Davutoğlu”[3]  başlıklı yazısında, başbakanlık görevini yeni üstlenen Ahmet Davutoğlu’nun Panislamcı ve “radikal” bir politikacı olduğu halde akademisyenler tarafından liberal olarak sunulduğunu söyler ve Sezai Karakoç’la ilintiler:

“Davutoğlu’nun esinlendiği en önemli yazarlardan biri İslam’ın dirilişini hayal eden Sezai Karakoç. Karakoç, Türkiye’yi İslam medeniyetinin lideri olarak görür ve Cumhuriyet aydınını halkın ufkunu daraltmakla suçlar. Suçlar ama çözümü bir türlü gösteremez.”

Yazının ilerleyen bölümünde Ahmet Davutoğlu, “200 yıllık modernleşme sonucunda Türkiye’nin girdiği kimlik krizinden tek çıkış yolunun, toplumu ve devleti tekrardan İslami temeller üzerine oturtmak olduğuna inanıyor. Davutoğlu Türkiye’nin İslami kimlikle Misakı Milli sınırlarını aşarak İslam medeniyetine liderlik edeceği iddiasında.“ şeklinde kaynak göstermeden tanımlanır ama gerçek kimliği de saklanamaz:

“Davutoğlu’nu İslamcı camia içinde farklı kılan ise Türkiye’yi küresel güç yapacağını iddia ettiği eseri yazması: Stratejik Derinlik. Kitabın en çarpıcı yanı Türkiye’ye çizilen dış politika vizyonunun, 1945 öncesi Batı’nın emperyalist teorilerini referans alması. Stratejik Derinlik; Mackinder, Haushofer ve Mahan gibi yayılmacılığı meşru gören Batılı akademisyenlerden esinlenerek Türkiye’ye yeni bir Lebensraum (hayat alanı) tanımlıyor.”

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ikinci genel başkanı ve Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun görüşlerini ortaya koyduğu Stratejik Derinlik’in gücü ve menfaati esas alan, Batıcı paradigmalara dayanan bir çözümleme olduğu belirtilirken Sezai Karakoç’a nasıl bağlanıyor diye sormadan edemez insan?

Yazar, Sezai Karakoç'a ilişkin yaptığı tanımlama dikkat çekicidir: "Karakoç, Türkiye’yi İslam medeniyetinin lideri olarak görür ve Cumhuriyet aydınını halkın ufkunu daraltmakla suçlar. Suçlar ama çözümü bir türlü gösteremez.” Bu ifadedeki medeniyet liderliği ya da Türkiye'nin liderliği kavramlarının Sezai Karakoç'la hiç bir ilgisi yoktur. Kaynak da belirtilmemiştir.

Sezai Karakoç suçlamacı, çatışmacı bir yazar mıdır? Bu asılsız iddiaların amacı nedir? Aydının halkın ufkunu daraltma problemini Sezai Karakoç hangi kavramlaarla ortaya koymuştur? Bu sorunun çözümünü üretememiş midir? 

Ahmet Davutoğlu, bırakalım dışişleri bakanı ve başbakan olarak uyguladığı politikayı, Stratejik Derinlik’te ne kadar İslamcıdır? Anglosakson düşüncesine eklemlenen Stratejik Derinlik kitabının Diriliş görüş ve hareketiyle ne ilişkisi olabilir?

Ahmet Davutoğlu, kuruluşundan itibaren AK Parti’de politika yapmıştır. AK Parti, “muhafazakar demokrat” çizgide bir parti olduğunu dünyaya ilan etmiştir. Muhfazakar demokrat Ahmet Davutoğlu’nun İslamcılıkla ne ilgisi olabilir?

Sezai Karakoç, 1991 yılından beri Diriliş Partisi ve Yüce Diriliş Partisi Genel Başkanı olarak siyaset yapmaktadır. Diriliş görüş ve hareketi, genel başkanın kitaplarında açıklandığı gibi partilerin tüzüklerinde de ortaya konmuştur. Ahmet Davutoğlu, siyasi hayatının neresinde Sezai Karakoç’la çalışmıştır? Ahmet Davutoğlu’nun AK Parti iktidarında aldığı görevleri yerine getirirken üye bile olmadığı Diriliş Partisi ve Yüce Diriliş Partisi’nin dış politikalarını uyguladığı nasıl söylenebilir?

Behlül Özkan’ın Ahmet Davutoğlu yazısı ve polemiği, Sezai Karakoç’a manipülasyon ve “suçlayıcı ve aldatıcı yazılar” problemine örnek teşkil eden tipik bir metindir. Elbette Sezai Karakoç’a ilişkin  bu yazı, ne ilktir ne de son..

 

Mustafa Yürekli

mustafayurekli@gmail.com

Ulu Kanal

 

[1] “Hâtıralar” başlığını taşıyan köşe yazıları, 25 Temmuz 1988 tarihinden itibaren haftalık olarak çıkan Diriliş dergisinin her sayısında düzenli olarak okurla buluşmuştur. Son hâtıra, 5 Şubat 1992 tarihli derginin 131-132-133. sayısına aittir.

[2] Sezai Karakoç, “Hâtıralar-II”, Diriliş, S.2, 1 Ağustos 1988, s.13.

[3] Behlül Özkan, “Cumhuriyetin Panislamcı Başbakanı: Davutoğlu”,  Cumhuriyet,  28 Ağustos 2014, http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/111363/Cumhuriyetin_Panislamci_Basbakani__Davutoglu.html

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.