İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

AKP’nin Suriye politikası Türkiye’yi bölgede yalnızlaşıyor,

 

Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık döneminden buyana Ortadoğu’nun lideri olma hırsı ile AKP yönetimindeki Türkiye’nin izlediği tutarsız dış politika neticesinde Türkiye her geçen gün bölgede yalnızlaşıyor.

Türkiye Ortadoğu’nun lideri olmalıdır. Bu öngörü, bu hedef doğru bir hedeftir. Buna söyleyecek bir sözümüz yok. Ancak bu öngörüyü hayata geçirebilmek için ABD ve batılı işbirlikçilerinin dümeninde olduğu gemiye binerek yol almaya ve hedefe ulaşmaya çalışmak akılcı ve doğru tercih değildir. Türkiye bölgede lider ülke olacak ise, bölge ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmek onlara kendisini kabul ettirmek zorundadır.

Yakın tarihimizde aynı hataya körfez krizi ve savaşlarında merhum Turgut Özal’da düşmüş, bir koyup üç almayı hedeflediği Irak politikasıyla neyi alabildiği hepimizin malumudur.

AKP iktidarı da, ABD ve işbirlikçileri emperyalistlerin Afrika ve Arap yarım adasından başlayarak Ortadoğu’da son durağı Suriye olan Arap baharı hareketinin Mısır ayağında ABD’nin yanında yer alarak Hüsnü Mübarek’e karşı tavrını almış. Muhammed Mursi yönetimindeki Müslüman Kardeşler'in içinde yer aldığı halk ayaklanmasına tam destek vermişti. Mısır’daki seçimlerde Muhammed Mursi’nin sandıktan zaferle çıkmasından sonra AKP iktidarı Mısır’a olan siyasi ve ekonomik desteğini arttırmış, böylece bölgede yeni bir müttefik sahibi olmuştu. Ancak işler umulduğu gibi olmadı. Mısır’da ABD’nin politikası dışında bir yol izleyen Mursi, darbe ile koltuğundan edilince Türkiye bölgedeki müttefikinden olduğu gibi, Mısır politikasında aynı safı tutan Katar ve Suudi Arabistan Türkiye’yi yalnız bırakarak ABD’nin ve Mısır’da darbe yönetiminin yanında yer aldı.

Türkiye’nin tutarsız Suriye politikası;

Komşular ile sıfır sorun” sloganı ile dış politikasını oluşturmaya çalışan AKP yönetimindeki Türkiye’nin, yakın tarihte izlemiş olduğu yanlış dış politikaların en büyüğü, Türkiye’nin iç politikasını da olumsuz yönde etkileyen Suriye politikası olmuştur. Bölgede lider olma idealinde olan Türkiye yönetimi tarihsel, kültürel ve en önemlisi inanç bağı olan Suriye’de yaşanan krizin aşılmasında, siyasi çözüm ve arabuluculuk yapmak yerine. Meşru yönetime karşı muhaliflerin yanında yer alarak, muhaliflere askeri destek sağlaması ile ardından yaşanacak büyük sıkıntıların yolunu açan en önemli hatasını yapmış oldu.

Bunu yaparken AKP iktidarı başından beri Suriye rejimin baskıcı ve kan dökücü olduğunu ileri sürmüş, Esad rejimine karşı çıktığını Esad’ın bir an evvel Suriye’nin başından ayrılması gerektiğini söyleyerek meseleyi "insani" boyutta tuttuğu iddia etmiştir. Söz konusu insani boyut öngörüsü ise inandırıcı değildir. Zira AKP döneminde Irak işgal edilmiş, 1,5 milyon insan hayatını kaybetmişti. Bu Suriye’de yaşanacaklar için çok önemli bir gösterge iken, AKP’nin Suriye için politikasının ne kadar tutarsın olduğunun da başlangıç noktasıdır.

AKP iktidarının Suriye’nin iç işlerine karışmakla girdiği çıkmaz yolda hesap edemedikleri;

*Türkiye’nin Suriye’de izlediği politika ile girdiği geri dönüşü olmayan tehlikeli yolda, sınır güvenliğinin nasıl sağlanacağını.

*Çıkan iç savaştan kaçan Suriye halkının en yakın ve emin yer olan Türkiye’ye sığınacaklarını.

*Savaştan kaçan mülteciler ile bölgede faaliyet gösteren terör örgütlerinin Türkiye’ye sızabileceğini.

*Dış istihbaratta yetersiz olan MİT’in bu sızma faaliyetini bertaraf edemeyeceğini.

*Türkiye’nin baş belası PKK terör örgütünün Suriye’de PYD adı ile faaliyet göstermesi, Suriye’de çıkan iç karışıklıkta harekete geçerek sınırımızda tehdit unsuru olabileceğini.

*Suriye’de yaşayan BayırbucakTürkmen’lerinin bu iç çatışmalardan etkileneceğini.

*Esad rejiminin kısa sürede yıkılacağından emin olarak mültecilerin barınması ve problemlerinin çözülmesini iyi analiz edememesi, en önemlisi Suriye’deki sosyo-politik ve sosyo-ekonomik durumun göz önüne alınamaması.

*ABD’nin BOP planına alet olarak geçiş vermesi.

Türkiye’nin Suriye politikasındaki en büyük yanlışları olmuştur.

Bugün üç milyon Suriyeli sığınmacı Türkiye için sosyal bir yara ve ekonomisine büyük bir yük getirmiştir. Suriye’deki iç savaştan nemalanan PYD terör örgütü, IŞİD tehdidi ve bu tehdide karşı mücadele verdiği gerekçe gösterilerek, hem Rusya, hem eski müttefikimiz ABD tarafında terör örgüt olarak görülmemekte üstelik askeri olarak da desteklenmektedir.

Türkiye PKK/PYD ve bölünme tehdidi altındadır;

Suriye'nin etnik yapısı ve ortaya çıkacak bir iktidar boşluğunda olacaklar hakkında yeterli bilgi birikimine sahip olmayan, stratejik değerlendirmeyi yapamayan en önemlisi bu konuda istişare etmekten yana olmayan AKP, oradaki PKK/PYD varlığını ve Türkmenlerin durumunu hesap edememiş. Suriye'nin kuzeyinde PKK/PYD'nin hâkim olması ve üç milyonu aşkın Suriyeli Türkmen'in Suriye’nin akıbetindeki yeri ve geleceğinin ne olacağı düşünülmemiştir.  

Kobani’de IŞİD’le çatışan PYD’ye K.Irak yönetimine mensup Peşmergelerin ağır silahları ile hem de 29 Ekim’de terör örgütü bayrakları, akışlar ve sevgi gösterileri ile Türkiye topraklarından Suriye’ye geçişine izin veren, gösteriye dönüşen geçişi seyreden AKP yönetimi, bir gün dolaylı olarak da olsa destek verdiği PYD’yi aslında o gün tescillemişti. Tıpkı “çözüm süreci” adı altında PKK terör örgütü, teröristbaşı ve meclisteki uzantısı ile masaya oturak PKK’yı siyasallaştırdığı gibi.

Bugün gelinen noktada  bir taraftan içeride PKK, Nusaybin, Silopi, Cizre ve Sur’da hendek ve barikatlar kurarak özerk bölge oluşturmak üzere güvenlik güçleri ile çatışıyor. Diğer tarafta PKK/PYD sınırımıza yerleşmiş, kanton ve özerk bir yönetim hazırlığı içerisindedir. Suriye’deki Bayırbucak Türkmenleri PKK/PYD tarafından taciz edilmekte, Rusya ve Esad tarafından bombalanmakta, PYD Rusya tarafından desteklenirken, ABD tarafından Suriye’de resmen tanınan bir güç ve taraf olarak kabul edilmektedir. Böylece BOP’un safhaları tamamlanarak, Türkiye’nin bölünme tehlikesini artırıcı bir fiili durumu ortaya çıkmaktadır.

Türkiye Mısır’da, Mursi yönetiminin darbe ile el değiştirmesi nedeniyle bölgede önemli bir müttefikini yitirmiş, Katar, Kuveyt ve Suudi Arabistan’da Türkiye’yi yalnız bırakmış. Arap baharı rüzgârında rüzgârın arkasında duran Türkiye’nin Libya ve Tunus’la da ilişkileri bozulmuştu.   Irak’la uzun zamandır bozuk olan ilişkiler Musul’daki Başika Türk askeri kampı nedeniyle daha da gerginleşmiş, Türkiye’nin Suriye politikası nedeniyle İran’la, Suriye sınırımızda düşürülen Rus savaş uçağı nedeniyle son zamanlarda çok iyi ilişkiler içinde olduğumuz Rusya ile deyim yerinde ise kanlı bıçaklı düşman haline gelinmiştir.

Suriye’nin geleceğinin masaya yatırılacağı Cenevre’deki “barış masası”’na PYD’nin Suriye’de resmi taraf olarak çağrılmasının gündeme gelmesi ile ABD-Türkiye arasında başlayan PYD’nin terör örgütü olup olmadığı tartışmasına. Türkiye’nin hassasiyeti ve ısrarına rağmen PYD’yi terör örgütü olarak görmediklerinde ısrar eden müttefikimiz! ABD’ye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “müttefikliğimizi gözden geçireceğiz” uyarısına. ABD’nin “müttefikimiz ile her zaman aynı görüşte olmayabiliriz” ve “artık müttefik değiliz” açıklamasının ardından Türkiye bölgede tamamı ile yalnız başına kalmıştır.

Dışarıda hiçbir destekçisi kalmayan, içeride ise tutarsız politikalarından dolayı en hassas konularda ve zamanda dahi muhalefetten tam bir destek alamayan ve bölgede yalnız kalan AKP yönetimindeki Türkiye’yi zor günler beklemektedir.

 

İbrahim Halil SİPAHİ

13.02.2016/adanapost.com

twitter.com/ihalilsipahi

 

 

İbrahim Halil SİPAHİ

16.01.2016/adanapost.com

Twitter.com/ihalilsipahi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.