Anakondayı alkışlamak…

Türkiye, üzerinde oynanan oyunlar bakımından, dünyanın en şanssız ülkesi. (1) Bu denli entrikayı göğüslemek ise maalesef bize, birlikte nefes aldığımız şu topluma düşüyor.

Rahat mıyız? Elbette değil.

Ancak, biliyoruz ve anladık ki, bu işin sonu gelmeyecek.

Rahatlığımız, kavgayı kabullenmemizden kaynaklanıyor.

 

Dünyada çok rahat bir koltuk var.

O da, şer güçlerin yürüttüğü zulmün arkasında ama bayağı gerisinde, destekleyici görünerek kâfirce yaşama lüks ve konforu.

Kaplan kükrediği zaman, onunla birlikte uluyan çakallar bunlar; değilse, işleri masum tavuk avlayarak öğünü kotarmak. Yürekleri yok; zulme razı, seyirci ve destekleyiciler. Felsefeleri, nereyi yakıp yıkarsa yıksın, yatağında dilediğince debelensin, o ayıya boyun eğip yanında görünerek günlük yaşantılarını korkusuz geçirmek. Kendilerine dokunmayan anakondayı alkışlayanlar yani.

 

İslam ülkeleri böyle mi?

Aynı vücudun uzuvları gibi, nerede bir zulüm görse üzülüyor, vahşete sabrediyor, zafer için duada bulunuyorlar. Gafletimiz, acziyetimiz, korkaklığımız var mı? Var. Ancak, içimizden buğz etme seviyesinin henüz inmedik altına. Bir felsefemiz var, beklentimiz, mücadelemiz… İstiyoruz ki, insanlık hep birlikte İslamla şereflensin, huzur bulsun. Onurlu ve şahsiyetli bir yaşam sürülsün…

 

Dünyanın en çivili koltuğu neresi sizce?

Elbette, bu şer güçlere göğüs geren, oyunlarını bozmaya çalışan, zulme isyan eden, mazlum için gözyaşı döken, kavgayı en derininde, bizzat içinde hisseden, kendine biçilen liderlik misyonunun farkında, Allah’a sığınıp, bayrağı tankın önünde göğüsleyen bir kitle. Bir millet… Türk toplumu, yani sen, ben, bizler…

 

Dünyalık gücün arkasına sığınıp yanında yer alanların geçici rahatlık, lüks ve konforuna imrenmek zayıflıktır. Ortadoğuyu kan gölüne çeviren bebek katili zalimlerle aynı safta yer almak bizim harcımız değil. Bizler, Allah’ın safında yer alıp, elimizdeki çubukla da olsa, anakonda ile döğüşenleriz. Dünyanın arslanı biziz, Müslümanlar olarak. Bu duruşun bir anlamı var. Allah, zayıf da olsa bu duruş ve cesaretimizi sökmesin içimizden.

 

Kardeşliğimiz, en büyük sermayemiz.

Bu aşk ve inançla, birlikte ölmeliyiz.

 

Ahmet Yürekli

26.05.2016, Üsküdar.

 

  1. Bu, çok büyük şans, aynı zamanda.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.