Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Aydının Yerini Boşaltması Felaketi

Tarih yolculuğunda toplumların vaziyet ve istikametini belirleyici olan aydınlardır.

İslam milleti, ondört asırlık tarihinde aydını güçlüyken hakikat medeniyetiyle canlılık göstermiş, yolculuğunu güven, barış ve adalet içinde yürütmüştür, zayıfladığında da güçsüzleşmiş, canlılığını yitirmiş, kendini yenileyemediğinden sağlıksız toplum haline gelmiştir.

Aydının tarihsel rolü, toplumun sağlığını ve medeniyetini ayakta tutma gücünü etkilemektedir.

Aydın meselesi, toplumlar için hayati bir konudur.

 

VATANA SAHİP ÇIKMANIN YOLU AYDIN YETİŞTİRMEKTİR

20. yüzyılın başında İslam milleti siyasi gücünü ve medeniyetini yitirdi. Türkiye, İran ve Afganistan dışındaki toprakları İngilizlerin başını çektiği Batılı devletler tarafından işgal edilmişti.

Yüzyılın sonunda 57 devlete bölündü koskoca İslam ülkesi. Artık küçük devlet kopleksine düşmüşlerdi ve yerel politikalarla BM'nin kurduğu dünya sistemine teslim olmuşlardı.

1990 sonrasında küreselleşme sürecinde yerel politikaları iflas etti, Afganistan, Irak ve Suriye'den başlayarak daha küçük devletlere bölünme sürecine girdiler.

Büyük devlet perspektifini üretecek, gece gündüz çalışarak İslam milletine kabul ettirecek aydınlar yok ortalıkta. İslam milletinin içine düştüğü siyasal boşluk aydının yerini terketmesinin bir sonucudur.

Aydın yerini almaz ise vatanlarımızı da kaybedeceğiz.

Toplumlar vatanlarına öncelikle aydın yetiştirerek sahip çıkarlar, eğitim, üretim, politika ve savunmanın kalitesi de yetişen aydının kalitesine bağlıdır. Yeni topluma ancak yeni aydınla, aydın seferberliğiyle ulaşılır.

 

AYDIN BOŞLUĞU

Bir toplumun başına gelebilecek en büyük felaket, aydınların yerini boşaltıp bilincinin kapanmasıdır. Okumuş yazmış, toplumun bilme, düşünme ve anlamlandırma ihtiyacını karşılayan aydının yerinin boşalması demek, tarihsel, siyasal ve toplumsal rolünü oynamıyor olması demektir.

Aydının boşalan yerini ise hemen sahteleri doldurur. Sahte aydınlar, doğru bilgiye yanlışı karıştırarak cerbeze yaparlar, safsatalara düşerler ve bilgisiz kalan, düşünceden uzaklaşan ve anlamlandırma yeteneğini yitiren topluma bilgi zehirlenmesi yaşatırlar..

Doğru bilgi olmayınca, sağlam düşünce inşa edilemez; sağlam düşünceyle ulaşılan bilgelik yıkılınca, erdemden de uzaklaşılır.

Bilgi ve erdemin çöküşü, tutum adı verilen toplumdaki ana akım kuruyunca, sosyal psikolojinin davranış modelleri adını verdiği kültür kalıpları bozulur.

Dolayısıyla bir toplum için aydının yerini tutması konusu, hayati bir sorundur. Aydınını yitiren toplum sağlığını da yitirir.

Sağlıksız toplumun başına gelecek en büyük felaket cehalettir.

Cehalet düşmanını alt edemeyen sağlıksız toplum, gittikçe düşünemez olur.

Düşünemeyen sağlıksız toplum ise, menfaatçilik felaketine düşer.

Menfaat uğrunda gücü yeten yetene yaşanmaya başlandığında da yüzeysellik felaketi çıkıp gelir. Yüzeysellik yüzünden söylenen gerçeklere katlanamaz olur, söz işitemez duruma düşer ve hakikate kulakları tıkanır.  

Cahil, düşüncesiz, menfaatçi ve yüzeysellik felaketlerinde perişan olan sağlıksız toplum, bu kez de biçimcilik felaketine yakalanır; biçimcilik yüzünden gözü bağlanır.

Cahil, düşüncesiz, menfaatçi, yüzeysel ve biçimci sağlıksız toplum, artık ister istemez en tehlikeli felaket olan kolaycılığa yakalanacaktır. Kolaycılık, sağlıksız toplumun çalışma hayatını sona erdirir, üretme yeteneğini köreltir ve asalak haline getirir.

Cahil, düşüncesiz, menfaatçi, yüzeysel, biçimci ve kolaycı hale gelen sağlıksız toplum, sonunda can alıcı tembellik felaketine maruz kalacaktır. Tarih göstermiştir ki tembellik, hayatın düşmanıdır.

Sağlıksız toplum, ölü toplum haline gelince “beleşçilik” felaketinin pençesinde kıvranmaya başlar. Bedelini ödemeden elde etme yolunu tutmak aptallıkların öldürücü olanıdır çünkü. Beleşçiler, onurlarını yitirdiklerinden hiç bir şeylerine sahip çıkamazlar.

İslam, yetiştirdiği aydınlarla hakikat medeniyetini ayakta tutarken, bilincini açık tuttuğu sağlıklı topluma yenilenme imkanı sağlar. Toplum, medeniyet dediğimiz yenilenme yeteneğiyle her an her yerde hayatı hakikate ayarlayarak cehalet ve düşüncesizlik felaketlerinden uzakta kalır.

Hakikate adanma ve sadakatle erişilen yenilenme bilinci, toplumun her bir bireyini bilgelik burçlarına taşıyarak erdemin kapısını açar ve kendinden bilme, bencilik, çıkarcılık, büyüklenme, kıskançlık ve gösteriş felaketlerinden de korur.

Hakikat medeniyetiyle sağlığını güvenceye alan toplum, bilgelik ve erdem önlemleri sayesinde de menfaatçilik, yüzeysellik ve biçimcilik felaketleri karşısında güçlüdür; hakikat medeniyeti, dışarıdan hazır alma ve taklitten uzak olduğundan insanı, toplumu ve devleti sürekli yeniler.

İslam toplumu, hakikat medeniyetinin sağladığı bilinç açıklığı, bilgelik ve erdemlilik sayesinde sürdürdüğü güvenlik, adalet ve erdem yarışında hiçbir zaman kolaycılık, tembellik ve beleşçilik felaketleriyle karşılaşmaz.

Güçlü İslam toplumu, aydını, iş adamı ve siyasetçisiyle hakikat medeniyetini ayakta tutarken sağlığına da bakım yapar ve gelecek endişesi taşımaz.

Bu yüzden asıl varoluş savaşımızın, asıl milli mücadelemizin öncüleri aydınlardır. Aydınlar öncelikle toplumun bu büyük düşmanlarından cehalet ve düşüncesizliğe karşı varoluş savaşı vermek zorundadır.  Aydın, cehalet ve düşüncesizlik düşmanlarıyla vuruşurken kahramanlaşınca, menfaatçilik, yüzeysellik, biçimcilik, kolaycılık, tembellik ve beleşçilik felaketleri topluma yaklaşamayacaktır.

İslam milletinin aydını yerinde olduğunda yüzü güler, yerini boşalttığında da sözkonusu felaketler bir biri ardınca çullanır.

 

Mustafa Yürekli

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.