Başbakan çemberi kırdı


 

İnsan ve toplumların düşünce ufkunda donan, putlaşan örnekler, tutsaklık çemberidir. Mantığa vurulan kelepçedir. Aydınlar, "Avrupa idama müsaade etmez. Başbakan nasıl böyle konuşur?" diye feryattalar. Görülüyor ki Sayın Erdoğan, bu aydınların düşünce ufkunu kuşatan çemberi kırıyor. Bu tür mantık tutulmalarından kurtulmak kolay değil ama er-geç olması gereken bir zarurettir.


Bazıları da, AB ile tehditle yetinmiyor. Sanki Batı bilmiyor İslam korkusunu. Ve bunu kendilerine, O, öğretmemiş gibi, "Bu istediği kısas, yani İslam" diye fitne ekiyor. İslam'la savaşanlar, tarih boyu vardı. Nasipsizlikle yok oldular. Çünkü gönüller İslam ile bütünleşir ve ancak İslam ile huzur bulur.

Aynı aydınlar, "Nasıl olur da 'One munite' der" diye telaşlanmış, hatta aba altından, "Görürsün!" türü tehdit etmiş; neticeden emin bir tavırla sevinç edalarını da saklamamışlardı. Hamd Allah'a; telaş da, sevinç de boş oldu. İnsanlık, "Kral çıplak" denebilmesinin ferahlığını yaşadı. Bir şey olmadı mı? Elbette oldu. İsrail'in derinden devam eden düşmanlığı yüze çıktı. İnsanlığın da dostluğu kuvvet buldu.

Fransız masonlarının, "%80 istese bile başörtüsüne izin vermeyin" emrine uyma olsun; Esat'ı teşvikle hükümeti zorda bırakma gayreti olsun; "One munite"te yeşeren ümitler gibi soldu. Esat'a bağlanan ümitler de son baharında.

Hadiseleri değerlendirmede, yalnız görünen şartlara bakmak yanıltır. Allah'ın iyiye yardımı ve vicdan fıtratı, mutlaka hesaba konmalıdır.

Halk, yararlı şeyleri "Düşünelim" istiyor. İtiraz aydından. Neden? Bu aydın, başka aydın da ondan. Kemalizm talimleriyle doğmuş post modern bir aydın. Batılı içki ve kıyafetine sarılıp kendini Batılı zanneden, laf üreten bir tip. Anadolu'daki babasını dahi, "Zenci, taşralı, gerici" gören bir şartlanmış. Millet, başbakan yapsa; dünya takdir etse, Kemalist kalıbı değişmez,"Muhtar bile olamaz" der. Öyle ezberletilmiş. Ve bu ezberle, kendi kendine aydın demiş ve aydın olmayı inhisarına almış. Anadolu insanı, iman değerleri, fehim ve idrakiyle gerçek aydındır. Onlara, "Çarıklı erkan-ı harp" denir. "Hepimiz Ermeni'yiz" diye yürümediklerinden, "Tekel karaborsa aydın etiketini" kullanmazlar. Onları, Ziya Paşa anlatır, "Hiç ummadığın keşfeder esrar-ı derunu; -Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın!" der.

AB'nin temeli, ekonomik birliktir. Görünüyor ki yeni haliyle tökezliyor. Bir daha dönüşecek. İngiltere, AB'nin bu temel değeri paraya katılmadı. Ama Batıcı aydınlar, Başbakan'ın dahi, AB'den farklı düşünmesini yasaklamak istiyor.

İdam cezası, adaletin, huzurun, sosyal dengenin gereğidir. Yargı ve millet vicdanı, şartların sürüklediği cinayetleri ayıklayacak; idam yalnız, şirretlik, magandalık ve tetikçilik gibi saldırganlara olacak, halkın yaşama hakkı ve huzuru korunacaktır.

İdam, hemen bir kanunla olacak değil. Uluslararası anlaşmalar için Anayasa gerekleri var. Zaten Başbakan, adalet bakanına hazırla demiyor. Millete ve insanlığa söylüyor. Aydın, milletten ve düşünmekten korkuyor. "Korkunun, ecele faydası yok."

Bu tartışma yararlı oldu. En önemli yararı da, Batı'nın azat kabul etmez bir uydusu olmadığımızı aydınlara da anlattı. Allah; olacağı olduracak olunca, Başbakanın, bir tek, "Düşünelim" sözünden ne yararlar doğuyor. Sıkıntısı da oluyor. Ama bu sıkıntı da faydalı. Örtülü haset, açığa çıkıyor. Örnek, Amerika'nın malum ekibinden Moody's ve S&P, Türkiye'nin hak ettiği kredi notunu vermemek için, CHP yürüyüşünü bahane ediyor. Varsın olsun. Biz biliyoruz ki kolaylık zorluktan sonradır. Atasözümüz de, "Emeksiz yemek olmaz" der. Tecrübelerle pişmek için zorluk ve emek şart.

Hasan Aksay - Yeni Akit

Önceki ve Sonraki Yazılar