1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Başbakan Yıldırım: Anayasa değişikliği dayatmadır' demek milli iradeyi inkar etmek demektir
Başbakan Yıldırım: Anayasa değişikliği dayatmadır' demek milli iradeyi inkar etmek demektir

Başbakan Yıldırım: Anayasa değişikliği dayatmadır' demek milli iradeyi inkar etmek demektir

Başbakan Yıldırım "Anamuhalefet partisi Genel Başkanı diyor ki 'Dayatmayla anayasa olmaz.' Millet iradesinin temsili neredir? Meclistir. 'Bu anayasa değişikliği dayatmadır' demek, milli iradeyi inkar etmek demektir" diye konuştu.

A+A-

ANKARA

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, parti genel merkezinde, AK Parti Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanlığınca düzenlenen "Yılın Sivil Toplum Farkındalık Ödülleri Töreni"ne katıldı.

Konuşmasına, 18 sene önce hayatını kaybeden sanatçı Barış Manço'yu rahmetle anarak başlayan Yıldırım, MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı'nın eşi Hülya Sancaklı'nın vefatı nedeniyle üzücü bir haber daha aldıklarını belirterek, Sancaklı ailesine ve MHP camiasına başsağlığı diledi.

Bugün ilk kez "Yılın Sivil Toplum Farkındalık Ödülleri"ni vereceklerini anımsatan Yıldırım, "'Marifet iltifata tabidir, alıcısı olmayan meta zayidir' diye Muallim Naci'nin güzel bir sözü var. Ödül almaya hak kazanan bütün arkadaşlarımızı tebrik ediyor, yürüttükleri sosyal projelerle insanımıza örnek olan herkese şükranlarımı sunuyorum. Bugün her ne kadar Bursa'nın Saitabat köyünün kadınlarından oluşan derneğin güzel ürünlerinden tatma fırsatı bulamadıksa da... Köylü kadınlar bir araya gelerek dernek kurmuşlar, organik ürünlerin üretimine başlamışlar. Yemekte sohbet ederken 'Pazarlama, satış probleminiz var mı?' diye sordum. 'Yetiştiremiyoruz Sayın Başbakanım' dediler." ifadelerini kullandı.

"Bazı sivil toplum örgütleri birtakım ideolojik grupların sözcülüğünü yapıyor"

Başbakan Yıldırım, sivil toplum örgütlerine, şemsiyeleri altında bulunan herkesin beklentilerini karşılayacak güzel işler yapmaları tavsiyesinde bulundu. 

Sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin hiçbir zaman ideolojik bir yaklaşım içinde olmaması gerektiğine işaret eden Yıldırım, "Bazı sivil toplum örgütleri, toplumun genel beklentisini değil de birtakım marjinal, ideolojik grupların sözcülüğünü yapıyor. Bunlar çoğunlukta değil, fakat bu gerçeği de bilmemiz lazım. Sayıları çok değil, ama bazen gürültüleri de haddinden fazla oluyor." diye konuştu. 

"Amerika'da hızlı tren yok, Türkiye'de var"

Yıldırım, ülkenin kalkınması, büyümesi ve muhannete muhtaç olmamak için daha çok çalışmak gerektiğini vurguladı.

ABD'li üst düzey bir yetkilinin, "Türkiye'nin son 15 yılda ne yaptığını görmeden bizim altyapı çalışmalarına başlamamamız lazım." sözlerini hatırlatan Yıldırım, şunları söyledi:

"Yeni yönetim, alt yapıya çok yatırım yapacağını açıkladı. Sayın Trump ilk toplantısında, 'Yollar yapacağız, köprüler yapacağız, demiryolları yapacağız. Ülkeyi bir baştan bir başa imar edeceğiz.' dedi. Biz de dedik ki 'Buyurun, tecrübe burada. Gerekli desteği veririz'. Türkiye'de hızlı tren olduğunu biliyorsunuz, Amerika'da olmadığını biliyor musunuz? Amerika'da hızlı tren yok, Türkiye'de var. Dünyanın en büyük havalimanını Türkiye yapıyor. Bu gürültülerin arkasında bir sebep var. Türkiye'nin etkin ülke olmasını geciktirmek. 'Edilgen olsun, herkes konuşsun, Türkiye de arkasından gitsin'. Bizim tarihi sorumluluğumuz var. Bu bölgede biz önemli bir emniyet unsuruyuz. Etrafımız ateş çemberi. Suriye'de 6 yıldır devlet yok, Irak'ta otorite yok. Buradan doğan bütün bedelleri ödeyen ülke Türkiye."

"Terörü ülke gündeminde en aşağı sıralara indireceğiz"

Başbakan Yıldırım, bunun karşılığını milletin verdiğini belirterek, "11 referandum, seçim geçirdik. Her birinde milletimiz yapılanları gördü, takdir etti ve gereğini yaptı. Millete söyleyecek tek bir lafımız yok. Hele hele 15 Temmuz'dan sonra milletin karşısında ceket alıp kaçmak değil şapka çıkarmak yakışır başka hiçbir şey yapamayız." dedi. 

Milletin demokrasiyi koruduğunu, Türkiye'nin geleceğinin aydınlık günlerini teminat altına aldığına değinen Yıldırım, "Bu millet için daha ne yapacaksın, gece gündüz çalışacağız, daha çok üreteceğiz, daha çok iş alanı yapacağız, terörü ülke gündeminde en aşağı sıralara indireceğiz. Daha fazla ekonomi, daha fazla iş, daha fazla aş ve ülkemizin her köşesinde insanlarımızın mutlu olması için emniyet içinde yaşaması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz." ifadesini kullandı.

"Anayasa değişikliği dayatmadır' demek milli iradeyi inkar etmektir"

Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Anayasa dayatma kültürüyle olmaz" sözlerini eleştirerek, şu görüşlere yer verdi:

"Anamuhalefet partisi Genel Başkanı bir mülakatta diyor ki; 'dayatmayla anayasa olmaz.' Bu, Meclisi yok saymaktır. Mecliste görüşüldü bu anayasa, kendisi de oradaydı. Millet iradesinin temsili neredir? Meclistir. 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.' diye Meclisin duvarında yazıyor. Milletin temsilcileri orada. Bütün bunlar ortadayken, 'Bu anayasa değişikliği dayatmadır' demek, siyaseti, milli iradeyi inkar etmek demektir. Talihsiz bir beyanattır."

Başbakan Yıldırım, Mecliste anayasa yapılmadığını, yapılacak anayasa değişikliğini millete götürecek alt yapının hazırlandığını belirtti.

Yıldırım, şunları kaydetti:

"Millet bizi seçmiş Meclise göndermiş, 'Benim ihtiyaçlarım neyse bunu halledin.' diyor. Her seçim öncesi yollara düşmüşüz. Bütün partiler, 'Anayasanın değişmesi lazım, darbe anayasası gitsin, yerine Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılayacak anayasa gelmesi lazım.' bunu herkes söylüyor. Söylüyoruz, hepimiz söyledik. Hadi buyurun hep beraber yapalım. Ben daha bu yola çıkmadan Sayın Kılıçdaroğlu'na şunu söyledim; 'Tamam siz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşısınız, parlamenter sisteme tarafsınız, bunu da biliyoruz ama yine çözüm var. Siz teklifinizi getirin, biz de teklifimizi getirelim, birlikte oylayalım, millete götürelim, millet hangisine karar veriyorsa o olsun.' Buna da yanaşmıyorlar. Ne yapacağız söyleyin. Hadi gel kardeşim, bizimkini kabul etmiyorsan kendininkini getir. İkisini de millete götürelim, kararı işin sahibi versin, millet versin. Buna yanaşmayacaksın, bizim getirdiğimiz teklife 'hayır' diyeceksin, olur, ona da itirazımız yok ama demokrasiyi sindireceksin kardeşim. Öyle dayatmaydı, bilmem neydi, Meclis iradesini yok saymak günü gelir millet de sizi yok sayar. Milletin iradesini yok saymanın sonu budur. Onun için bu talihsiz beyanatı bir an önce düzeltmesi yerinde olur diye düşünüyorum."

"Sadece oy vermekle iş bitmiyor"

Saitabat köyü örneğini, Türkiye'nin bir gerçeğini ortaya koymak için anlattığını belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

"Sivil tolum kuruluşlarımızın en önemli görevlerinden biri, çalıştıkları alanda toplumsal kucaklaşmayı, birlikteliği sağlamak, ülkenin her türlü sorununa karşı ilgisiz kalmamak. Sorunları, torunlara havale etmemek. Sorunları ele alıp çözümleri üretmek hepimizin, bu salonda bulunan ya da bulunmayan bütün sosyal gruplar, paydaşlar ve sivil toplum kuruluşlarının ana görevidir. 'Efendim biz sandığa gittik, iktidarı seçtik, bizden daha ne istiyorsunuz?' deyip kenara çekilmek yok. İktidar sizden yetki aldı, vadettiği işleri yapacak, şeytan taşlamaktan fırsat bulursa ama sizin göreviniz bitmiyor. İktidara yön vereceksiniz, öneriler üreteceksiniz, fikirlerinizi paylaşacaksınız, yanlış yapıyorsa da hukuk devleti ve demokrasi içinde uyarılarınızı da dostça yapacaksınız. Sadece oy vermekle iş bitmiyor."

"Kişiler gelip geçici, önemli olan memleket"

Anayasa değişikliği için 2007'de referandum yapıldığını anımsatan Yıldırım, değişikliğin referandumda kabul gördüğünü dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Bugün yaptığımız, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dediğimiz bu değişiklik de o gün yapılan işin devamıdır. O günkü şartlar o kadarına imkan veriyordu, bugün onun devamı olan eksikliği tamamlıyoruz. Bunu yapmazsak ne olacak? Çift başlılık devam edecek. Bir yandan güçlü parlamenter sistem var, bir yandan halkın doğrudan seçtiği cumhurbaşkanı. Olmaz. Bir koltukta iki kaptan olmaz. Kaptanın tek olması lazım. Kişiler gelip geçici, önemli olan memleket. Koltuk sevdasında olsak biz bu değişikliğin peşinde olmayız. Bu yaptığımız değişiklik iradeyi, yetkiyi, sorumluluğu milletin doğrudan ülkeyi yönetecek olanlara vermesidir."

Başbakan Yıldırım, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kabul edildiğinde, seçilecek kişinin en fazla iki dönem cumhurbaşkanlığı yapabileceğini, üçüncü dönem seçilemeyeceğini, üçüncü dönem yeni yüzlerin, yeni ekiplerin gelmesi gerektiğini söyledi.

"Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu kalkıyor"

Yıldırım, "Hükümet sisteminde cumhurbaşkanına hiç kimse bir şey diyemiyor. İstediği gibi yetkiler kullanıyor, istediği gibi kanunlar çıkarıyor, vatandaş tabiriyle 'Ali kıran baş yaran" eleştirilerinin yapıldığını hatırlatarak, mevcut sistemde cumhurbaşkanını halkın seçtiğini belirtti.

Yargılama konusunda tek istisnanın bulunduğuna, cumhurbaşkanının vatana ihanetten yargılanabildiğine, tanımlanmış böyle bir suçun da olmadığına dikkati çeken Yıldırım, "Diyelim ki bir suç uydurdular. O suçtan yargılanmasının yolu da Meclis'teki üye sayısının dörtte üçü, yani yüzde 75'i 'evet' diyecek. O zaman yargılanabilecek Yüce Divan'da. Peki biz ne getiriyoruz, bizim getirdiğimiz değişiklikte ne var? Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu kalkıyor, yaptığı her türlü işten sorumlu. Herhangi bir suçla suçlanabiliyor, vatana ihanet değil her suçla suçlanabiliyor. Yargılanmasının yolu açılıyor. Yardımcısı da bakanı da hepsi." ifadelerini kullandı.

Muhabir: Mümin Altaş-Ferdi Türkten-Zehra Aydın-İlkay Guder-Merve Yıldızalp

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.