Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

BATICI AYDIN KEPAZELİĞİ

 

Dünya aydını, son iki asırdır, emperyalist Batı’nın kara ve kaba güç karşısında, özellikle darbe ve savaş süreçlerinde sınav verdi; kazananları da vardı, kaybedenleri de..

Tarihin aydın olarak belirledikleri zaten bir avuç insandır, onlar da köşelerine çekilip etkisiz bir şekilde yaşadılar.

Tarihin aydın sınavını kaybedenler, emperyalizmin yanında yer alanlar, hep su başlarını tuttular. Bu yüzden toplumlar, baştan, beyin takımından, aydından bozuldular..

27 Mayıs 1960 darbesinde, 33 genç subay ve 5 General Türkiye Cumhuriyeti halkını temsil eden TBMM’nin kapısına kilit vurdu. “Meclis’in tüm yetkilerini biz aldık!” dedi, kendini “Milli Birlik Komitesi” olarak adlandıran sözkonusu cunta. İstanbul Üniversitesi rektörü Ordinaryüs Profesör Sıddık Sami Onar başta olmak üzere üniversite öğretim görevlileri de bu cuntanın akıl hocalığına soyundular. Hatta o mahut profesörler oturup,1961 Anayasası’nı yazdılar, cuntayı ve ihanetlerini meşrulaştırmakla kalmadılar, sonraki tüm darbelerin yolunu açtılar.

12 Eylül 1980 darbesinde cunta, bu kez profesörlerin kılık-kıyafetlerinin nasıl olacağını, nasıl saç tıraşı olacaklarını, nasıl bıyık bırakacaklarını, sakal uzatıp uzatamayacaklarını, tam bir kışla talimnamesi üslubuyla yazıp belirlediler. Yönetmelik maddelerindeki kurallara sıkı sıkıya bağlanan profesörler, sonra da amfilere geçip hukuk ve insan hakları üzerine dersler veriyorlardı.

Türkiye’de “bilgi” gücü, cuntalarla yüzünü gösteren Batı’nın kaba, kara ve karanlık gücünün hep elinin altında durdu. Bu ülke ve bu millet, iki asırdır sürekli “aydın” ihanetine uğradı; Avrupa merkezli sosyal bilim anlayışı, Avrupa merkezli siyaset anlayışı okunup öğretildi ve uygulandı..

Dizginsiz bir zulüm, doyumsuz bir sömürü, yüz binlerce insanın işkence tezgahlarından geçirilmesi, ülkenin bir esir kampına dönüşmesi üniversitelerde yetiştirdiğimiz akademisyenleri ve aydınları hiç mi hiç ilgilendirmedi!

Sağcısı, solcusu, sosyalisti, liberali ve ulusalcısı bir olup sömürü düzenini ayakta tuttular, Avrupa merkezli siyaset anlayışını savunarak kendilerine fani dünyayı cennet haline getirdiler, geçici de olsa makam ve mevkilerde keyif yaptılar, servet sahibi oldular ve krallar gibi yaşadılar.

Oysa Fransız savaş uçakları, bağımsızlık savaşı veren Cezayir halkının üzerine ölüm kusarken, Paris'te, bir hukuk profesörü, ağır adımlarla kürsüye çıktı ve çok sevdiği öğrencilerine, ''Bağımsızlıklarını isteyen Cezayirlilere işkence eden böyle bir yönetim altında profesörlük cüppesini giymekten utanıyorum...'' dedikten sonra, çıkardığı cüppesini kürsüye bıraktı ve amfiden çıkıp gitti.

Hakikat merkezli hayat ve siyaset anlayışı, adalet perspektifi, erdemli, yürekli tavır alıştır, aydını tarihe anıt şahsiyet olarak yerleştiren. Fransız profesör, kendini aydın kılacak kadar ahlaklı ve cesurdu. Fransız profesör, genelde Avrupa’nın İslam milletine, özelde Fransa’nın Cezayir’e uyguladığı emperyalizme karşı tavır alacak kadar insanlığını kaybetmemişti ve İslam milletinin yanında olmasa da karşısında olmadı.

İşte, iki ayrı duruş, iki ayrı olay ve iki ayrı tavır örneği.

Birincisi Batı dalkavukluğunda, uşaklıkta ve işbirlikçilikte ikbal arıyor.

İkincisi, Hıristiyan  olmasına rağmen, mensubu olduğu Fransız ulusuna, uyruğunda olduğu Fransız devletine ve uyguladığı emperyalizmine karşı ahlakı ve cesaretiyle tavır alabiliyor.

İnsanlık ikincileri, aydın tavrı takınabilenleri saygıyla anmakta. Üstelik birinciler, ikincisinden daha Alafranga, daha Batıcı.

Yine insanlık, birincileri, emperyalist politikaların uygulamalarında görev alanları, Batı’ya dalkavukluk yapanları, uşak ve işbirlikçleri ise hatırlamak rahatsız edici ve utanç verici olduğundan bir an önce unutmakta.. 

Batıcı aydınlar, kepazelikleriyle anmaya bile değmez olurlar. Çünkü Bütün sermayeleri, emperyalizmin ürettiği Batı’yı üstün kılan değerlerdir. Çünkü, emperyalizmin eli altında uslu duran Batıcı aydınların insanlığa öğretebilecekleri bir değerleri, aktarabilecekleri bir mirasları yoktur.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra üniversitelerde temizlik yapılıyor. Çok güzel.

Üniversitelerde temizlik, son cuntanın yandaşlarıyla sınırlı kalmamalı. Darbeci, devrimci İttihat Terakki’nin zihniyetinden çıkarılmalı üniversitelerimiz.

Batı merkezli sosyal bilimler başta olmak üzere, oryantalist, pozitivist, pragmatist ve materyalist bilim anlayışı bir an önce sökülüp atılmalı..

Bütün Batıcı akademisyenler üniversitelerimizden kovulmalı.. Üniversitelerimizde Batıcı aydın kepazeliğine son verilmeli artık.   

 

 

Mustafa Yürekli / Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.