Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Batıcılara karşı devlet millet bütünleşmesi gerek..

Türkiye, Kudüs meselesi nedeniyle önce İİT Olağanüstü Toplantısı’nda sonra BM Genel Kurulunda küresel emperyalizmin ve maşası Siyonizmin, yani ABD ve İsrail’in karizmasını öyle bir çizdi ki çılgınca saldıracaklar.. Çünkü Türkiye’nin küresel sultaya karşı bu meydan okuması dünya siyaset dengelerinde deprem etkisine yol açtı! Önce Almanya sonra Hollanda, ardından da Mısır, Türkiye ile ikili ilişkilerini düzeltmek istediklerini açıkladılar. Sözde İsrail’le diyalogu son derece iyi olan Suudi Arabistan bile Aralık ayında düzenlenecek olan Dünya Satranç şampiyonasına 7 sporcusunu göndermek için vize isteyen İsrail’i reddetti!

Önümüzdeki günlerde Siyonist/Haçlı cephe yeniden saldıracak! Gelecekler! Neleri var neleri yok toptan saldırıya geçecekler. İki cepheden saldıracaklar:

1. En güçlü ve birikimli oldukları alan, terörist eylemler ve iç savaş provaları! ABD, Kuzey Suriye’de PYD/YPG/PKK, DEAŞ ve DHKP-C terör örgütlerine 4.500 tır dolusu silah verdi.. Hangi ülkeye savaş açmak için verdi bu kadar silahı? İsrail için mi? Hayır! Elbette Türkiye için…

2.Terör eylemleriyle hükümetleri sıkıştırmanın ardından yeni bir askeri darbe girişimi daha yapılacak! Bu ülkede iki asırdır oynanan oyun bu.. 26 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997darbesi ile 24 Nisan 2007 E Muhtırasında askeri cuntacıları destekleyen bu Batıcılar değil miydi? Kaç kuşaktır darbeci askerlerin, cuntanın postalını öpüyorlar..

Terör örgütlerinin hedefi bu ülkeyi ve milleti bölmek, parçalamak, dağıtmak ve yok etmek değil mi? Darbecilerin hedefinde de bu milletin namusu, haysiyeti, bayrağı, izzeti, özgürlüğü ve bağımsızlığı yok mu? İşgalcilerin hedefi nasıl ki bu devletin ve milletin bekasıysa; darbeciler ile terör örgütlerinin de hedefi bayrağımız, vatanımız, geleceğimiz değil mi?

VATAN SAVUNMA VE DEVLETE SAHİP ÇIKMA HAKKI

Son yayınlanan KHK ile darbe ve terör eylemleri dolayısıyla milletimize karşı tedbir olarak silahlı mücadele de dâhil her türlü yol ve yöntemle mücadele etme hakkı tanıyan düzenlemeye Batıcılardan ve Beyaz Türklerden oldukça şiddetli tepkiler yükseldi.

Devlet, bu tehdit ve tehlikenin farkında olduğu için tedbir almak babında milletimize darbe ve terör eylemlerinde canını, malını, namusunu, bayrağını, vatanını, bağımsızlığını koruma yetkisini tanıdı. Bu yetki terör örgütlerine, darbe aşkıyla yanıp tutuşanlara ve bunların arkasındaki küresel baronlara karşı elbette bir psikolojik tehdit ve caydırıcı bir tedbir alma girişimidir.

Bir milletin darbe ve terör eylemlerine karşı her türlü tedbiri alma ve kendini, ülkesini savunma hakkı var mı? Bir milletin ülkesini, devletini, bağımsızlığını, namusunu, vatanını ve bayrağını koruma ve kollama hakkı var mı? Elbette var. Hem de bu anasından emdiği süt kadar temiz ve helal olan bir haktır.

Batıcı bürokratik ve finansal oligarşi böyle bir yetki, böyle bir hak olamaz diyor. Nedenmiş? Hukuk devleti ilkelerine aykırıymış. Darbe ve terör eylemlerine karşı koyma görev ve yetkisi güvenlik güçlerindeymiş. Bu anayasaya ihlaliymiş. “Siz, darbeciler ve terör örgütlerine karşı silahlı mücadele etme hakkını millete tanırsanız bu ülkede ne huzur olur ne barış kalır. İşte böyle teröre mahkûm edersiniz” deyip algı operasyonları yapılıyor..

Batı kuklalarının son KHK bahanesiyle hak, hukuk ve adalet diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a veya hükümete yüklenmelerine kimse prim vermesin. Batıcılar hiçbir zaman bu ülkede haktan, adaletten, iyilikten ve hukuktan taraf olmadı! Ne bu devletin bekasını ne de milletin menfaatini düşündüler!  Sürekli Batıcı,  ırkçı emperyalizme sırtlarını dayayıp bu milleti tarih sahnesinden silmek için ustası oldukları her türlü ihaneti, kalleşliği yaptılar! Tek dertleri var bu şarlatan şer cephesinin, Türkiye’yi Batının eli altında tutmak..

Boşuna anayasa çığırtkanlığı yapmasınlar. Bu ülkede yürürlükte olan anayasaların tamamının altında cuntacıların imzası ve oluru var! Milletin seçtiği iktidarların bu ülkede sivil bir anayasa yapma girişimlerine tüm güçleriyle karşı koyanların şimdi KHK üzerinden anayasa veya hukuk diye kıyamet koparmalarına aldanmamalı..

Ülkesini ve vatan toprağını işgal eden yabancı işgal ordularına karşı kurtuluş savaşı vermek nasıl her milletin öz hakkıysa aynı şekilde darbeciler ile terör örgütlerine karşı savaşmak da bir halkın en meşru savunma hakkıdır.

Son KHK ile milletimize verilen bu hakkın eğer bu ülkede bir iç savaş çıkarma riski olsaydı, hiç şüpheniz olmasın Batıcılar televizyon ekranlarında ve gazete köşelerinde ölümüne savunurlardı

Artık anlaşılıyor ki sadece devletin ve güvenlik güçlerinin teyakkuzda olması, şuurlu olması, güçlü olması ya da uyanık olması yetmiyor! Mutlaka ama mutlaka devlet/millet kaynaşmasının ve bütünleşmesinin de sağlanması gerekiyor..

Emperyalist Batılı devletler elbirliğiyle, devlet ile milletin birliğini, dirliğini, bütünlüğünü bozmayı başardıkları için  Abdülhamid Hanı tahtan indirip koca 600 yıllık çınarı birkaç yılda tarumar ettiler.

Devlet/millet bir ve beraber olursa; yan yana, omuz omuza, sırt sırta verirse, ırkçı Batı emperyalizminin saldırılarını püskürtme güç ve kudretimiz olacaktır..

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

www.haber7.com / yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.