Ben Gidiyorum..

Ben Gidiyorum..

Evlere henüz televizyonlar girmemişti ve birçok evde elektrik dahi yoktu. Ama muhteşem bir iletişim vardı. Sadece aile içi değil akraba, konu komşu, insanlar toplanır, sohbetler yapılırdı. Herkesin bir hayat hikâyesi vardı, yaşanmışlıkları... Ülkeyi işgale gelen düşmanlara karşı nasıl direndiklerini, yaşadıkları mucizevi olayları büyüklerimiz anlatır da anlatır, bizler de heyecan ve keyifle dinlerdik.

Bir de camilerin ahıra çevrildiği, ezanların Türkçe okutulduğu, Kur’an-ı Kerim’in yasaklandığı, insanların dillerinin ve kıyafetlerinin zorla değiştirilmeye çalışıldığı günlerden bahsediyorlardı.

Çok zor günlerden geçmişler; savaş, yokluk, kıtlık ve zorluklarla mücadele etmişler; ama pes etmemiş, direnmişler; örtü, sarık, sakal uğruna can verenler olmuş.

Diri, dinamik, inançlı, yılmayan, yıkılmayan, dava sahibi bir neslin torunları olarak adeta dökülüyoruz.

Dedelerimizi silahlarla dize getiremeyenler, bizi teknolojileri ile esir aldılar. Televizyon, telefon derken ekran başında uyuştuk kaldık!.. Ayağa kalkacak takatimiz yok!.. Tüm sorunlarımıza klavye ile çözüm üretiyor, ibadetlerimiz, cihadımız sanal alem üzerinden… Çok konuşuyor, az çalışıyoruz.

Doğu Türkistan, Çeçenistan, Irak, Afganistan, Bosna, Suriye, Filistin ve Myanmar gibi onlarca ülkede davaya gönül veren, kıyam eden kardeşlerimizi, katleden katilleri karşısında aciz bir şekilde izliyor, irkilmiyor ve bir türlü kendimize gelemiyoruz.

Yahudilerin işgal ve işkenceleri karşısında bir kez bile of demeyen Şeyh Yasin, çığlık çığlığa bir veda mektubu yazmıştı şehit edilmeden önce: “Allah’ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum!..” diyerek.

Hatırlıyor musunuz?

Bangladeş'te idam edilen Cemaat-i İslami partisi lideri Motiur Rahman Nizam’yi unutabilir miyiz?!..

İdam edilmeden önce, sitem dolu bir mektup bırakmıştı geriye “Gidiyorum!..” diyerek.

BEN GİDİYORUM…

Doğduğumda nikâhlandığım ve son nefes diye zaman tayin ettiğim buluşmaya gidiyorum.

Korkmuyorum!.. Ardımda pişmanlıklarım var; ama üzgün değilim, kırgınım!.. Sözünü unutanlara, kardeşinin elini tutmayanlara, düşeni kaldırmayanlara, Allah için gözyaşlarını sakınanlara, resimlerimizi “layk” için kullanıp gördüklerini yaşanmamış kabul edenlere, zalimin yanında durup mazluma timsah gözyaşları dökenlere, kıyama kalkmayı kolay zannedip elindekini muhafaza etmek için bahane satanlara, alanlara kırgınım. Bu kırgınlıkla kavuşacağım Rabbime ve söyleyeceğim bütün bu olanları.

Sitem, kahır dolu sözlerle gidiyorlar, şikâyet ederek şehadete yürüyorlar ve biz hiç birine engel olamıyoruz, bir türlü ayağa kalkamıyoruz.

Mısır’da yetmiş beş İhvanı Müslim üye ve yöneticilerine idam kararı verildi. Ümmetin liderleri, âlimleri hangi mektup, hangi sitem, hangi şikayet bizi ayağa kaldırır bilemiyorum.

Burada baki kalan yok; yoldayız, gidiyoruz ama nereye?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum