İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

BOP ve BİP’in yeni ayağı İran..

İran’da halk bir kez daha sokaklarda; hükümet, dini liderleri ve din adamları karşıtı gösteriler yapıyor. İran’da İslam devriminden 30 yıl sonra ilk defa eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın yeniden seçildiği 2009 yılındaki seçimlerde hile yapıldığı iddiasıyla protestolar düzenlenmiş hem rejim yanlıları hem rejim karşıtları sokaklara çıkmıştı.

Bu defa da uzun süredir ağır yaptırımlar altında ekonomik sıkıntılar içerisine düşen, işsizlik oranı yüzde 12,4’e çıkan İran halkı, hayat pahalılığına tepki için sokaklara döküldü. 28 Aralık günü Meşhed kentinde başlayan gösterilerin 29 şehre yayıldığı, gösterilerde 22 kişi hayatını kaybettiği bildiriliyor.. Diğer yandan 2009 yılında rejim destekçilerinin düzenlediği gösterileri anma amacıyla yüzlerce kişi de İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'e destek için sokaklara çıktı. Protestolar ile destek gösterilerinin birbirine karıştığı İran’daki gösteriler, 2009’da aylarca süren eylemlerden sonra ülkedeki en büyük gösteri.

İran’ın nükleer çalışmalarını İsrail için sürekli tehdit gören ABD bundan dolayı İran karşı uzun zamandır ekonomik yaptırımlar ve ambargolar uyguluyor. Bu ambargolar İran ekonomisine dolayısıyla, İran halkına sıkıntılar yaşatıyor. İran’ın Arap coğrafyasında özellikle Şii terör örgütlerine silah yardımı dışarıda tepki görüyor. İran son olarak Yemen'de Suudi öncülüğündeki koalisyona karşı savaşan Şii Husi milislerine silah temin etmekle de suçlanıyor. Aynı tepki dış politika ile birlikte içeride de var. Meşhed'de bazı göstericilerin "Hayatım Gazze için değil, Lübnan için değil, İran içindir" "Suriye'yi bırak bizi düşün" gibi sloganları bunu açıkça ortaya koyuyor.

 

İran makamları tarafından ekonomik şartlar ve yolsuzluk karşıtı olarak başlayan gösterilerin, siyasi taleplere dönüştüğü hakkında açıklamalar yapılırken. Sokaklarda yalnızca Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye değil, aynı zamanda İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'e ve din adamlarına karşı tepki var. Gelen haberler Kum şehrinde "Halk yalvarıyor, din adamları Allah gibi davranıyor" diye din adamları için sloganlar atıldığı yönünde. İran’daki tepki gösterilerinin farklı bir boyuta doğru yönlendirildiğini söyleyebiliriz.

İran’da gösterilerin çıkış noktası ekonomik sorunlardan kaynaklandığı öne sürülse de, meselenin aslı o kadar da basit görünmüyor. Bundan dolayıdır ki İran’da yaşanan olayları ekonomik sorunlara indirmek aldatıcı olur. Olayların perde arkasına bakmak gerek.

 

İran’daki gösterilerin ardında dış etkenler var;

İran’da patlak veren olayların ABD başkanı Donald Trump’ın Kudüs kararı, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)’nın karşı kararı, BM’de Kudüs oylaması. CIA’nın İran masası şefi olarak, Mısır ve Irak gibi Ortadoğu’da birçok ülkede gizli görevlerde bulunan. 2003’deki Irak savaşında büyük rol üstlenmiş, Lübnan Hizbullah lideri İmad Muğniye’nin Şam’da düzenlenen suikastın planlayıcısı ve Usame Bin Ladin’in yakalandığı operasyondaki kilit isim. Bölgeyi çok iyi tanıyan ve hâkim olan bin bir surat lakaplı Michael D’Andrea’yı atamasından sonra olayların başlaması. ABD yönetiminin İran’da yaşanan olaylardan duyduğu memnuniyet ve destek, olayların tasarlanmış bir plan dâhilinde ortaya konulduğunu gösteriyor.

 

İran Ortadoğu ve İslam coğrafyasında çok farklı bir konuma ve yapıya sahip bir ülke, Nüfusun yüzde 85’e yakını Şii, 1979 devriminden buyana adına “İslam(!) Cumhuriyeti” denilen kapalı ve baskıcı bir yönetimi var. Devrim Muhafızları Ordusu ve istihbarat servisinin güçlü olduğu İran’da bu tip hükümet karşıtı gösterileri tertip etmek insanları bir araya getirip sokaklara dökmek kolay iş değildir.  Ancak Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ve Büyük İsrail Projesi (BİP)’nin Türkiye ile birlikte en zorlu ayağı olan İran elindeki bilinmeyen nükleer gücü, kapalı yönetimi, güçlü istihbaratı ve bugüne kadar rejime büyük halk desteği olması gibi etkenlerden dolayı çözülememiş bir ülke.

Bundan dolayıdır ki, İran’da halkı rejime karşı kışkırtmanın en önemli yolu ekonomik kriz. Bunun için ABD ve ABD’nin telkini ile İran’a karşı sürekli ekonomik yaptırımlar uygulanmaya çalışılıyor. İran’da yapılmak istenen bir bakıma Türkiye’deki Gezi olayının bir benzeri.. Hedeflerden birisi de son zamanlarda özellikle Suriye meselesinde öne çıkan Türkiye, Rusya, İran ittifakının parçalanması.

Bu günkü gösteriler gösteriyor Michael D’Andrea’nın İran’a gelmesi, SAVAK gibi güçlü bir istihbarat servisinin faaliyet gösterdiği İran’da halkı, 29 ilde sokağa dökecek, yönetime ve dini lidere protesto sloganı atacak kadar çalışma yapması olayların boyutunun çok daha vahim noktalara kadar gidebileceğine işaret ediyor.

 

Tedbir alamazsa İran’ın işi zora girer;

İran yönetimi gösterilerin arka planını iyi okumalıdır. Ekonomik yönde alacağı tedbirler ile nabzı biraz düşürmeye çalışırken, halkı oynanan bu kirli oyun karşısında sağduyuya çağırmak için İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'e büyük görev düşmektedir. Bunun yanında demokratik haklarda da iyileştirmeye gidilmesi İran halkını provokasyonlardan uzak tutacaktır.

Aksi takdirde 2009’daki protestolar gibi şimdiki protestolar da bastırılabilir. Ama İran için için kaynamaya devam eder. Ancak bir gün gelir öyle bir patlayabilir ki, gözü kara devrim muhafızlarının gücü bu patlamayı engellemeye yetmez.. İnsanoğlu korku duvarını bir kere aştı mı, ölümlere bir kere alıştı mı, İran halkını durdurabilene aşk olsun! 1979’daki ayaklandırmayı durdurmak için Şah Rıza şiddetin alasını uygulamıştı da fayda etmemişti.

İran her ne kadar İslam coğrafyasına katkı vermeyen bir ülke konumunda olsa da, varlığı ABD ve İsrail için tehdit, İslam ülkeleri adına da bir sigorta görevi görmektedir.

 

İbrahim Halil SİPAHİ

02.01.2018/adanapost.com

twitter.com/ihalilsipahi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.