İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Bu dava kimin üstüne yıkılacak?

22 Mart 2016 tarihinden buyana, ABD’de tutuklu olarak bulunan Reza Zarrab, ABD Güney bölge Federal Mahkemesi’nde geçtiğimiz günlerde görülmeye başlanan, dokuz sanıklı davada tanık koltuğunda oturdu. Zarrab’ın, FBI ve savcılık ile işbirliği yaparak anlaşması üzerine sanık durumundan tanık durumuna geçmesi ile Halk Bank eski genel müdür yardımcısı Hasan Atilla bir numaralı sanık durumuna geçti. Davanın adı dahi değişti. “United States v.Reza  Sarraf” iken “United States v. M.Hakan Atilla” olarak değiştirildi.

Zarrab’ın, daha az ceza almak, koruma programına katılmak için üzerine isnat edilen suçları kabul ettiği düşünülüyor. Çünkü Amerikan hukuk sisteminde “plea bargain” denilen bir uygulama var. Savcılık birinci elden ve daha hızlı bilgi edinmek için bu uygulamayı bazı davalarda uygulamakta. 95 yıl hapis cezası alması gündemde olan Zarrab’ın bu yola başvurmuş olması doğal.

 

Zarrab ABD’de üç suçtan tutuklu bulunuyor:

ABD hazinesini dolandırmak”, “Bankacılık sisteminde sahtekârlık yapmak” ve “Kara para aklama”. Savcılıkla anlaşma koşullarının ne olduğu henüz kamuoyuna yansımadı. Ancak Zarrab’ın bu işbirliği ile alt sınırdan bir ceza alması, yattığı sürenin hesaba katılarak salıverilmesine, Ceza almama ve koruma programına katılması gibi ihtimaller var. Zarrab için diğer bir seçenek de, Türkiye’ye iadesi ki; Zarrap’ın bunun yerine koruma programında kalmayı tercih edeceğini tahmin ediyorum. Bu saatten sonra Türkiye’ye gelse, Türkiye’de kendini kurtarsa dahi, İran’ın Zarrab’ı İran petrol bakanlığını dolandırmak suçundan yargılamak üzere Türkiye’den istemesi mutlaka gündeme gelecek.

 

Zarrab kendini kurtarırken dostlarını ateşe atıyor;

Zarrab, mahkemede verdiği ifadede tanık olarak ifade vermesinin üç amacı olduğu bunların, “gerçekleri söylemek”,ABD hükümeti ile işbirliği yapmak” ve “bundan sonra suç işlememek” olduğunu, bunun için kendisine yöneltilen yedi suçu kabul ettiğini söylüyor.

Mahkemede ambargoyu nasıl deldiğini, altın ticareti ve para akışı salondaki panoya çizerek anlatan Zarrab’ın mahkemedeki en dikkat çekici ifadesi de “Türkiye’deki bankalarla çalışabilmem için eski bakanlardan Egemen Bağış ve Zafer Çağlayan bana yardımcı olu, Çağlayan’a rüşvet verdim” demesi. Zarrab itirafçı tanık olarak kendini kurtarmaya çalışırken, Türkiye’de başta kendini, Türkiye’de cezaevinden ve yargılanmadan kurtaranlar olmak üzere, onlarca kişinin sanık durumuna düşmesi ve ceza almasının yolunu açıyor. Ucu 17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet vakasına kadar dayanacak olan bu davada. Türkiye’de birçok önemli ismin, en azından davada adının geçmesi ile başının ağrıyacağı muhakkak.

Şimdiden Hakan Atilla, Halk Bank eski genel müdürü Süleyman Aslan ve eski bakan Zafer Çağlayan’ın adı sanıklar arasında. ABD zaten dava kapsamında eski bakan Çağlayan’ı resmen Türkiye’den istemişti.

27.11.2017 tarih ve “Zarrab, ABD’ye neden gitti? Zarrab’ı değerli kılan ne?” başlıklı yazımda Zarrab’ın tutuklanacağını bile bile ABD’ye gitmesinde amacının öncelikle İran’dan canını kurtarmak için ABD’ye giderek kendisine güvenli bir sığınak bulması olduğunu ve ABD ile mutlaka ön bir görüşme ve anlaşma yapmış olma ihtimalinin yüksekliğinden bahsetmiştim.

Zarrap’a mahkemede verdiği ifadeler üzerine, AKP tarafından “iftiracı” yaftası yapıştırılmıştı. Yaşanan gelişmeler üzerine Zarrab’a yeniden sahip çıkan AKP, Zarrab’ın iddiaları ile ilgili olarak “Türkiye’nin rehin alınmış bir adam üzerinden sıkıştırılmasına seyirci kalmayacağız” açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan i,se, Atilla davası hakkında; “Ne çıkarsa çıksın biz doğru olanı yaptık, ambargoyu biz delmedik” diyor.

ABD’de halk jürisinin karar vereceği davanın birkaç ay içinde sonuca bağlanacağı düşünülen bu dava’da, isnat edilen suç, sanıklar ve ucu Türkiye’deki 17/25 Aralık vak’asından, İran’a kadar dayanması bakımından çok yönlü ve sıkıntılı bir süreç yaşanacak.

Zarrab’ın sanık durumunda iken, tanık durumuna getirilmesinde ve ortaya sürülen iddiaların, sunulan belgelerin doğruluğu, söz konusu ABD olunca doğrusu biraz düşündürüyor.

Bu dava sadece ABD hükümeti ile Zarrab ve adı geçen diğer sanıklar arasında, “gerçekte var olan bir suçun cezalandırılması davası mı?” Yoksa AKP’nin iddia ettiği gibi Zarrap üzerinden “Türkiye’yi sıkıştırma projesi mi?” Bunu önümüzdeki süreç gösterecek.

Ancak her iki ihtimalide yok saysak da, Türkiye’nin, Rusya, İran ilişkileri, Suriye’de PKK/PYD ve İdlip’teki konumu gibi. Türkiye’nin ABD yönetiminin inisiyatifi dışında yürüttüğü politikalar göz önüne alınırsa. ABD yönetiminin bu davayı kullanarak, AKP iktidarını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sıkıştırmaya, bir takım tavizlere zorlayacağı ihtimalini göz ardı edemeyiz…

 

İbrahim Halil SİPAHİ

01.12.2017/adana

twitter.com/ihalilsipahi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.