Bugün Değilse Ne Zaman…

Zaman çok hızlı bir şekilde geçiyor. Bir şeyleri sürekli erteliyoruz. Sizlerde sürekli erteleyen gruptan mısınız? Yarın yaparım.

Yarınlar bir türlü gelmek bilmiyor.

Üşenmenin erteleme hastalığını doğurduğu ve sonucunun da vazgeçmek olduğunu hepimiz biliriz.Bunun sonucunda ise Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerinde buyurduğu gibi: "Erteleyenler helâk oldu." sözünün muhatabı olma durumuyla karşı karşıya kalırız.

Günümüz çağdaş insanlarının  en önemli hastalıklarından biri olan erteleme önemli bir problem haline gelmiştir. Erteleme nedeniyle basit diye nitelendirdiğimiz işler daha sonra işin içinden çakılamayacak bir duruma dönüşebilir, gün geçtikçe zorlaşan, ağır bir sorun olur. Erteleme sonucu zaman zaman yenilgilerle de karşılaşmamız mümkündür elbette.

"Mesele düşürülüp düşürülmediğinde değil, yeniden ayağa kalkıp kalkamadığındadır. "Ertelemek insanın doğasında var" diye düşünebiliriz. Bu doğru değil. Ertelemek bazı insanların doğasında olabilir. Siz bazılarından mısınız, bazılarından olmayı mı tercih ediyorsunuz? Siz kendiniz olun, herhangi biri değil. Kendimiz olmamız için zamanı beklemeye gerek var mı? Harekete geçmeniz gereken an şu andır. Yarın değil, öbür gün değil. Kendinize ve insanlığa güzel bir gelecek armağan etmek istiyorsanız "şimdi" harekete geçin.

Sürekli ertelemek size ne kazandırabilir ki?

Peki, erteleme hastalığının altında yatan nedenlerin neler olduğunu biliyor musunuz?

 Erteleme eğiliminin altında birçok neden olabilir. Calgary Üniversitesi’nde bu konuda araştırmalar yapan Dr. Piers Steel bu sebeplerin bazılarını şöyle sıralar:

• Eğer bir iş bize anlamlı gelmiyorsa o işe başlamak için yeterli motivasyonu bulmakta zorlanırız. Yapılacak iş hoşumuza gitmiyorsa ilgimizi çekmiyorsa işi sıkıcı buluyorsak  işi ertelemeyi tercih edebiliriz.

• Birçok araştırma, mükemmeliyetçilerin daha sık ertelemeye başvurduğunu ortaya koyar. Gerçekçi olmayan beklentiler, cesaret kırıcıdır. Mükemmeliyetçilik erteleme eğilimini tetikler.

• Nereden başlayacağını bilmemek, iş akışının net olmaması, insanın zihninde sürecin tamamını canlandıramaması,  ertelemeye sebep olur. Plansızlık ertelemeyi meşru kılar.

• Kendimize olan güvenimiz yetersiz ise başkalarının bizi olumsuz bir şekilde yargılayacağını düşünüyorsak işe başlamak yerine erteleme eğilimi gösterir ve olası başarısızlığı da ertelediğimizi düşünürüz.

• Eğer bizden ne beklendiğini tam olarak bilmiyorsak işin hedefleri net değilse, işe başlamak yerine hiç bir şey yapmamak bize daha “akılcı” gelebilir. Bir ortamda iletişim ve geri bildirim ne kadar azsa insanlar o ölçüde erteleme eğilimi gösterirler.

• Eğer sahip olduğumuz bilgi ve beceri üstlendiğimiz görevlere yetmiyorsa söz konusu işleri yapmak için gerekli donanım ve bilgiye sahip değilsek alınması gereken kararları sürüncemede bırakıp işleri erteleriz. Bir alandaki bilgi ve beceri eksiğimizi kabul etmek yerine o işi ertelemek -kısa bir süreliğine de olsa- bize kendimizi daha iyi hissettirebilir.

Nasıl olsa yapacaksan, şimdi yap. Yapılması gereken şeyi yapabileceklerden biri de sensen, sen yap! Üşenme, Erteleme, Vazgeçme.

Unutmayalım ki üşenenler erteler, erteleyenler vazgeçer, vazgeçenler başarısızlığı seçer.

Başkası ya yapar, ya yapmaz...

O halde sen yap ki başarmanın haklı gururunu da öncelikle sen taşı.

Muhammed Parisa da erteleme illetini ne de güzel ifade etmiş:
“Gafil insanlar, hayırlı bir iş için, ‘bugün dursun yarın başlarım’ der ve böylece kendini aldatır durur. Bilmez ki, bugün dünün yarınıdır; bugün ne yapmıştır ki, yarın ne yapsın?”

Kalın Sağlıcakla…

 

Sait ÖZDEMİR

www.saitozdemir.net

 

Önceki ve Sonraki Yazılar