Mehmet Yürekli

Mehmet Yürekli

Canlı bombaya beden olmak…

Her oyunun bir amacı var.

Dünya üzerinde oynanan bu vahşi oyunun da bir amacı olmalı.

İşin garibi, bu kez amaç ne para, ne de toprak.

Düpedüz, insanlığa diz çöktürmek, masum bir cenin gibi insanlığı ana rahminde boğmak.

Emperyalizmin vahşet içeren bu katliamlarının ardında, insanlığa ve özellikle Müslümanlara diz çöktürmekten başka hiç bir amaç sezilmiyor maalesef.

Bu yüzden caddelerimizde, meydanlarımızda, kaldırımlarımızda son kozlarını oynuyor, canlı bomba çılgınlığıyla toplumsal travma yaşamamızı arzuluyorlar.  

Hani, yıllar önce Louis Massignon’un, “Onların her şeylerini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. Anarşi ve intihar için olgun hale geldiler.” demişti. (1)

E biraz o hale geldik.

Hafsalanız alıyor mu, insan bedeninden bombalar yaratıp, içimizde patlatıyorlar.

Nasıl bir şeydir, bir canlı bombaya beden olmak?

İnsanlığı vahşete teslim olmaya çağırıyorlar.

Kul gibi önlerinde diz çökelim istiyorlar.

Ruhumuz zonkluyor tüm bunları görür, düşünürken…

“Kurtuluş savaşı veriyoruz” diyor Sayın Cumhurbaşkanı, çok doğru.

İyi ki milletimizin feraseti var; inancı, kararlılığı ve azmi var.

İsmet Özel’den okumuştum: “Hiçbirimiz Arnavut, Çerkez, Pomak, Gürcü, Boşnak, Laz, Arap, Kürt vs... değildik. Kökenimiz nereye dayanırsa dayansın bizim tozumuzu atmak için işbirliği yapan yerli ve yabancı kâfirlere karşı aynı cephede yer tutmuş Türklerdik. Bir Müslüman’ın Türk’ten gayri bir şey olduğunu söylemesi Türkiye’nin düşmanlarıyla işbirliği yaptığına delildir.” (2)

Bu günler, düşmana göz kırpma, yılışma, yumuşama, ılımlı ve paralel kablo hevesinde olma yılları değildir. Şu yıllar, Özel’in belirttiği bu amaçla sıkısıkıya kenetlenmenin yıllarıdır.

Sorumluluğumuz büyük.

Dünya biliyor, insanlığın vicdanı bu topraklarda yeşerir, yeşeriyor.

Zalimlere karşı kıyamın yegâne adresidir bu coğrafya.

Anadolu insanlığı...  Müslümanlık… İnsanlığın tek umudu bu.

Bu günler, inancımızı yüreğimizde çok daha diri hissetmemiz gereken günler.

Efendimizin (SAV) hadisini hatırlayalım:

“İyiliğin günü geçmez, günah unutulmaz, her şeyin karşılığını veren Allah da ölmez. Dilediğini yap. Fakat aynen karşılığını muhakkak göreceksin.”

İnsanlığa diz çöktürmek isteyen azgın ve canilerin yanında ya da safında değil, yaratılanı yaratandan ötürü seven,  insanlığın önünde diz çökecek olgunlukta, şerefli insanlarla bir olalım.

Ömürlerse, öyle de geçiyor böyle de…

 

 

(1) Edward Said, Oryantalizm, S. 446

(2) İsmet Özel / Cuma Mektupları-6, Mart 2002

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.