Cumhurbaşkanı Erdoğan: Erdoğan'ı 15 Temmuz gecesi kaçırtamadınız ama sen tankların arasından kaçtın

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Erdoğan'ı 15 Temmuz gecesi kaçırtamadınız ama sen tankların arasından kaçtın

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Erdoğan'ı 15 Temmuz gecesi kaçırtamadınız ama sen tankların arasından kaçtın." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Merkez Ofisi Açılışı ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'nde yaptığı konuşmada, rahmetli Turgut Özal'ın ülkeye kazandırdığı DEİK'in, Türk iş dünyasının uluslararası alanda gücünün taşıyıcısı ve sembolü olduğunu söyledi.

Kuruluşundan bugüne DEİK yönetiminde, iş konseylerinde, faaliyetlerinde görev üstlenen herkesi şükranla, vefat edenleri de rahmetle yad ettiğini kaydeden Erdoğan, "Ülkemiz iş dünyasının önde gelen tüm kuruluşları ve kurumlarının kurucusu olduğu DEİK, bu alandaki en büyük ve kapsayıcı platformdur. Türkiye'nin hedef yükselterek dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına girme hazırlığı yaptığı şu dönemde DEİK'e ve üyelerine çok daha büyük görevler düşüyor. Ticari diplomasiyi, ülkemizin gücünü dünyaya taşımayı, Türk iş dünyasının kuzey yıldızı olmayı hedefleyen DEİK, bugün açılışını yapmakta olduğumuz merkez ofisiyle iddialarına uygun bir altyapıya da kavuşmaktadır." dedi.

Erdoğan, DEİK merkez ofisinin ülkeye ve iş dünyasına hayırlı olmasını dileyerek, şunları söyledi:

"Biraz önce kendilerine veya temsilcilerine saygı ödülleri takdim edilen ekonomimizin hayatta olan veya olmayan ustalarını tebrik ediyorum. Hep söylediğimiz gibi bu ülkenin gelişmesi, kalkınması, büyümesi için tuğla üstüne tuğla koyan, üreten, istihdam oluşturan, ihracat yapan herkes hiçbir farklılık gözetmeksizin bizim nezdimizde takdire şayandır. Hayatını eser ve hizmet siyasetine adamış bir kişi olarak sizleri en iyi bizim anladığımızı, sizlere en büyük desteği bizim verdiğimizi herhalde kimse inkar edemez. Türkiye'yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütme anlayışı üzerine kurulu yeni ekonomi programımızın en büyük güvencesi de sizlerin azmi ve gayretidir, çalışmalarıdır. Geçtiğimiz 20 yılda nasıl 'mümkün değil' denilen her işi birlikte mümkün kıldıysak, nasıl 'yapılamaz' denilen her işi birlikte yapılır hale getirdiysek, nasıl 'başarılamaz' denilen her mücadeleyi birlikte zafere ulaştırdıysak inşallah bu hedefe de birlikte vasıl olacağız."

"Süratle istikrar ve güven iklimini tesis ettik"

Hükümeti ilk kurduklarında ülkenin 1994-2001 krizlerinin ağır yükü altında ayakta durmakta zorlandığını kaydeden Erdoğan, "Asırlık ihmallerin sonucu olan altyapı eksikliklerimiz ve reel ekonominin siyasi istikrarsızlığın, darbelerin, vesayetin akıl dışı baskılarının etkisiyle sürekli tökezleyen yapısı sebebiyle geleceği kestiremiyorduk." diye konuştu.

Erdoğan, süratle istikrar ve güven iklimini tesis ettiklerini, devletine güvenen, hükümetine inanan, siyasetçilerini yanında bulan iş dünyasının da bir anda adeta şaha kalktığını aktardı.

İlk önemli adım olarak Marmaray'ın yapılışının rastgele bir olay olmadığına işaret eden Erdoğan, "Bütün engellemelere, önümüze her türlü takozu koymalarına rağmen Marmaray'ı denizin altından girip çıkmak suretiyle insanımızın, milletimizin hizmetine sunduk." dedi.

Erdoğan, ardından Avrasya Tüneli'ni de aynı şekilde İstanbul'a kazandırdıklarını belirterek, "Yetmedi. Şehitler Köprüsü'nden sonra Fatih Sultan, ardından da Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü, onu da bitirmek suretiyle yine milletimizin, ülkemizin istifadesine sunduk. Onunla da kalmadık. Osmangazi Köprüsü'nü de yine aynı şekilde bitirerek ülkemizin hizmetine sunduk. Bütün bunlar niçin yapılıyordu? Türkiye dünyaya bir şeyi ispatlamak durumundaydı. Yani buradan 7.5 saatte İzmir'e gidilirken 3 saatte, 3 saat 15 dakikada İzmir'e nasıl gidilir, bunu gösterdik." ifadelerini kullandı.

Bununla da kalmadıklarını aktaran Erdoğan, "Bu köprünün devamında yıllarca İzmir-Manisa arasında o dağlar aşılamıyordu. Ve bu dağları aşmak için Sabuncubeli Tüneli'ni yaparak, Sabuncubeli Tüneli'yle de çok daha süratle, hızla o uzun mesafeler kısaldı. Sadece bunlar değil, yani ben buradan kalkıp şimdi size Nissibi Köprüsü'nü mü anlatacağım? Yani Şanlıurfa'dan Adıyaman'a Nisibbi Köprüsü'yle birlikte hem mimarisiyle hem de gidiş gelişiyle farklı bir eseri ortaya koyduk." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlarla hiçbir zaman yetinmediklerini vurgulayarak, "Ama Neşet Baba'nın dediği gibi 'Aşkınan koşan yorulmaz' dedik. Aşk ile koştuk ve yorulmadık. Ve bunları devam ettiriyoruz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Eğer bunlar olmamış olsaydı, acaba şu anda modernitenin veya modern Türkiye'nin bir anlamı, bir ifadesi olacak mıydı? Hayır. Ama işte bunlar, şu anda gelip gidenler bunu gördüğü zaman, 'Neler yapmışsınız.' Dedik ki bu işin bir de finali var. Bu final de neydi? İşte, 18 Mart Çanakkale Köprüsü'nü de yapmak suretiyle dünyaya bir ilki, Türkiye olarak imzayı orada da attık." dedi.

18 Mart Çanakkale Köprüsü'yle Avrupa ve Asya'yı birbirine bağladıklarını anlatan Erdoğan, "Şimdi hakikaten aşkınız varsa, inanıyorsanız ve 'Bu ülkeye bir şeyler yapayım.' diyorsanız yaparsınız. Biz bu yola böyle çıktık ve bütün bunları da başardık, yaptık. Şimdi birileri çıkıp 'Aç kaldık.' diyor. Ya vicdansızlık yapma. Ne aç kaldın? Aç kalan filan yok. Yeter ki bu noktada dürüst ol, samimi ol.'' şeklinde konuştu.

Erdoğan, sürekli yapmış oldukları parasal düzenlemelerle vatandaşların imkanlarını nerede nereye getirdiklerinin ortada olduğunu vurgulayarak, ''Fakat Türkiye öyle bir muhalefetle baş başa ki bu muhalefet, muhalefet yapmak için değil sadece 'Akılları bulandırmak için ne yapabiliriz?', bunun gayreti içerisinde." dedi.

"Bay Kemal ne derse desin, Erdoğan burada"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Mayıs Darbesi'ne değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ta 27 Mayıs'ta, 62 yıl önce bu CHP ne dediyse inanın bugün de aynı şeyi söylüyor. Ne diyorlardı o zaman, rahmetli Menderes ve arkadaşları için; 'Uçaklarla altın ve pırlanta kaçırdılar.' Şimdi aynı şeyi, şu andaki Bay Kemal benim için söylüyor. Eline, diline dursun. Tayyip Erdoğan için böyle bir şeyi söyle de birileri yutsun bunu. Yutmazlar. 2023 geliyor. Bu millet sana gereken dersi yine verecek. Utanmadan bir de 'Kaçacak' diyor. Erdoğan'ı 15 Temmuz gecesi kaçırtamadınız. Ama sen tankların arasından kaçtın. Sen ise saat 23.00, tankların arasından kaçtın. Kimler sayesinde? O FETÖ'cü bazı güvenlikçiler sayesinde. Nereye kaçtın? Bakırköy Belediyesine kaçtın. Orada keyif kahvesi içmeye başladın. Ben de Marmaris'ten çağrımı yaptım. Ve bu çağrımla, 15 dakika eğer geç kalsaydım bugün belki sizin karşınızda olmayacaktım. Rabbimin takdiri neyse o. Bunu kimse değiştiremez. Herkesi meydanlara çağırdığımda ve benim milletim, benim sevdalısı olduğum bu millet, Atatürk Havalimanı'na yığıldılar. Ve Atatürk Havalimanı'nda bizi beklemeye başladılar. Geldik, onlarla orada kucaklaştık ve birlikte yolumuza devam ettik. Bütün bunlar niçindi? Bu bir sevdanın neticesidir. Eğer bu sevda varsa gerisi yalan. Bay Kemal ne derse desin, Erdoğan burada. Bütün dünya ile şu andaki alışverişlerimiz, irtibatlarımız nasıldır, bunlar da ortada. Bay Kemal, sen hiç heveslenme. Erdoğan, bu ülkede hizmet etmeye devam edecek."

Kılıçdaroğlu'nun TÜRGEV ve Ensar Vakfıyla ilgili iddiaları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na açtığı tazminat davalarına değinerek, "Paralardan bahsediyor. Amerika'ya şuraya buraya filan. Evet bir 150 bin lira kazandım. Bir 100 bin lira daha kazandım. İşte Man Adası filan falan dedi. Şimdi bu paraları, o iftira attığı TÜRGEV ve Ensar vakıflarına ben Bay Kemal adına veriyorum. Hiç olmazsa bir hayra vesile olsun böylece ve oradan oraya gidecek. Fakirin eliyle." diye konuştu.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun TÜRGEV ve Ensar Vakfıyla ilgili iddialarına ilişkin, "Bu anlattığı, bahsettiği şeyler özellikle Amerika'da yapılan Türk Evi'nin hemen iki cadde arkasında muhteşem bir yurt. Burada böyle bir şey yapılıyor. Ve buna bu kadar yalan yanlış şeyleri yapıştırmanın, iftira atmanın ne anlamı var? Ama maalesef akşam yalan, sabah yalan." ifadelerini kullandı.

"Milli gelirimizi 238 milyar dolardan aldık, 1 trilyon dolar sınırına kadar getirdik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün başlattıkları altyapı yatırımı seferberliği ile genişlettikleri hak ve özgürlük ikliminin, iş dünyasının hem gücünü hem cesaretini artırdığını belirterek, şu bilgileri verdi:

"Böylece ülkemizi yüzde 1'in altında büyüme oranından aldık, 2003-2021 yılları arasında yılda ortalama yüzde 5,4 büyüyen bir konuma çıkardık. Ülkemizin toplam yatırım miktarını 70 milyar liradan aldık, 2 trilyon lira seviyesine yükselttik. Milli gelirimizi 238 milyar dolardan aldık, 1 trilyon dolar sınırına kadar getirdik. Esasen milli gelirimizin bugün 1,2 trilyon dolar seviyesine ulaşması gerekiyordu. Gezi olaylarından beri maruz kaldığımız tüm saldırıların ayrılmaz bir boyutunu oluşturan ekonomik tuzakların döviz kuru üzerinde yol açtığı dalgalanmalar sebebiyle geçtiğimiz yılı 803 milyar dolarla kapattık. İnşallah önümüzdeki dönemde bu göstergede de ülkemizi hak ettiği yere çıkartacağız."

Satın alma gücü paritesine göre milli gelir hesabında Türkiye'yi dünyada 11. sıraya çıkarmayı başardıklarını aktaran Erdoğan, "Önce satın almada, sonra genel milli gelir hesabında dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girmeden bize durmak, duraksamak, bir anı bile boşa geçirmek haramdır." ifadesini kullandı.

Bugün salgının ve Ukrayna-Rusya savaşının etkisiyle küresel enerji ve gıda başta olmak üzere küresel emtia fiyatlarında çok dengesiz artışların yaşandığı bir dönemden geçildiğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu artışlar tüm dünyada yakın zamanda görülmemiş ölçüde fiyat dalgalanmalarına, enflasyona, stok eğilimlerine yol açmaktadır. Küresel ekonomiyle entegre bir yapıya sahip Türkiye, bu etkileri geçmişindeki acı hatıraları ve halen tam çözemediğimiz kronik sorunları sebebiyle çok daha ağır şekilde hissetmektedir. Biz bu tablo içinde 2018 yılında bir yol ayrımına geldik. Ya ülkemizi küresel finans sisteminin anaforuna kurban edip istihdamı ve büyümeyi feda edecektik ya da kendi programımızla hedeflerimize doğru yürümeyi sürdürecektik. Ancak biz ikinci yolu yani istihdamı ve büyümeyi koruyarak hedeflerimize ilerlemeyi tercih ettik. Elbette bu tercihin ağır bedelleri oldu. Ancak gelişmiş ülkelerin yaşadığı sıkıntıların boyutlarını gördükçe tercihimizin ne kadar isabetli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. "

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada, kur ve enflasyon sorununun üstesinden geleceklerini, bu süreçte en büyük kazanımın ise yatırımı, istihdamı, üretimi, ihracatı koruyarak iş dünyasından çalışanlara kadar hiçbir insanın çöküşüne izin vermemeleri olduğunu söyledi.

Küresel ekonomik krizin büyümesine rağmen Türkiye'nin giderek parlayan yıldızıyla potansiyelini daha etkin, verimli ve yaygın kullanabilme imkanlarını hayata geçirdiğini ifade eden Erdoğan, "İnşallah bir yandan insanlarımızın günlük hayatlarını olumsuz yönde etkileyen hayat pahalılığının önüne geçecek tedbirleri alarak diğer yandan her kesimin gelirlerini yükselterek refah düzeyindeki gerilemeyi süratle telafi edeceğiz. Bu konuda iş dünyamızdan da destek bekliyoruz. Kesinlikle kötümser senaryolara göre pozisyon alarak akıl ve etik dışı fiyatlamalara yönelmek yerine, makul, mantıklı, sürdürülebilir politikalarla ülkemizi bu kısır döngüden kısa sürede çıkartabiliriz." diye konuştu.

Çok klasik bir söz olmasına rağmen özellikle günün gerçeklerini ifade etmesi bakımından önemli gördüğü için "Unutmayın hepimiz aynı gemiyeyiz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şayet Türkiye gemisi hasar görür, su alır, tehlike geçirirse bunun sonuçlarını bilaistisna hep beraber yaşayacak, görecek, ödeyeceğiz. Biz, tüm dikkatimizi ve enerjimizi, ülkemizin önündeki aydınlık geleceğe yöneltmiş durumdayız. Her ne kadar fırsatçı ve tetikçi kesimler, Türkiye gemisinin daha çok yara alması için ellerinden geleni yapıyor olsa da aslında umutlu olmak için önümüzde yeteri kadar veri mevcuttur. Üretim tarafında, istihdamda, ihracatta gayet iyi durumdayız. Döviz kurunun mevcut durumu, göstergelerimizi olumsuz etkilese de rekabet gücümüzü koruyacak seviyededir. Cari açıktaki ve bütçe dengelerindeki bozulmanın sebebi, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kimi kalemlerde 5 kat kimi kalemlerde 10 kat artan enerji giderleridir. Nitekim Kore'den Japonya'ya ve Avrupa Birliği'ne kadar normalde cari fazla veren ülkelerin tamamında benzer sıkıntılar yaşanıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Tarımda bereketli bir yıl beklediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerjide yerli ve milli kaynakları zaten harekete geçirdiklerini, gaza daha da bastıklarını kaydetti.

Sanayinin, dünyanın yeni üretim merkezi olma yolunda adım adım ilerlediğini, turizmde güzel bir sezonun yaşanacağının işaretlerinin gelmeye başladığını belirten Erdoğan, "Bugün bakanımla da onları görüştük. 'İyi konumdayız, inşallah hedefi yakalıyoruz.' dedi. İstihdamda küçük oynamalara rağmen hamdolsun sosyal kırılmalara sebep olacak herhangi bir riskle karşı karşıya değiliz. Ülkemizi, içimizdeki mandacı iktisatçıları kullanarak soyamayan küresel kuruluşların çaldıkları felaket çanlarına zerre kadar önem vermiyoruz. Bunlar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin sağladığı dinamizm ve istikrar sayesinde artık ülkemizi diledikleri gibi yönlendiremeyenlerin feveranlarıdır. İçimizdeki bazı kesimlerin ruh hali de Milli Mücadele öncesi umudunu manda ve işgale bağlayan zavallıların durumlarına benzemektedir. İnşallah bu manda heveslileri 1923'te başaramadılar, 2023'te de başaramayacaklar. Siz dünyaya kendi ülkesinden değil Londra ve New York'tan bakmak dışında hiçbir vasıfları olmayanların hezeyanlarına aldırmayın." ifadelerini kullandı.

"Ülkemizin gücünü ve imkanlarını biliyoruz"

Uygulanan ekonomi programının gayet tutarlı, ilmi, ülke ve dünya gerçeklerine uygun olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Dünyanın hiçbir yerinde ilişkisi kalmayan gösterge, faiz, enflasyon dayatmasını tek kurtuluş reçetesi gibi önümüze getirip duranların bir kısmı zırcahildir, bir kısmı ise alenen haindir. Biz çareyi üretimde, istihdamda, ihracatta arıyoruz ve bu yolda kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü biz ülkemizin gücünü ve imkanlarını biliyoruz. Çünkü biz ne yaptığımızı biliyoruz. Çünkü biz bunun sonunda ülkemizi nereye çıkartacağımızı biliyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye'nin inşası yolunda bizimle birlikte olan herkes tarihe, bu büyük şerefin bir parçası olarak ismini altın harflerle yazdıracaktır. Siyasetten ekonomiye kadar her alandaki mandacı zihniyet mensuplarının tarihimizdeki yerleri ise birer kara leke olacaktır."

Aynı mandacı zihniyetin ekonomik tartışmalar yanında, Suriye'den Akdeniz ve Ege ihtilaflarına, Karabağ'dan NATO meselesine kadar her konuda yansımalarını görmenin mümkün olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kendi ülkesinin ve milletinin yanında yer almak yerine emperyalist güçlere kuyruk sallamayı, sinyal vermeyi siyaset sanan bu zihniyeti milletimizin ferasetine havale ediyoruz." dedi.

DEİK Merkez Ofisi'nin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, iş dünyasının kuzey yıldızı DEİK'in yeni merkez ofisinde ticari, diplomasi faaliyetlerinin daha verimli yürütüleceğine inandığını dile getirip, ödüle layık görülen DEİK'in ustalarını tekrar tebrik ederek vefat edenleri rahmetle andı.

Törene Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Ticaret Bakanı Mehmet Muş ve DEİK Başkanı Nail Olpak katıldı.

Ustalara saygı ödüllerinin sunulduğu törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Kuzey Yıldızı” ödülünü, Ticaret Bakanı Muş ve DEİK Başkanı Olpak takdim etti.

Programın sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve bakanlar, ödül alanlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler