İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Dinleme ve ses kaydı

 

Türkiye yine bir dinleme ve ses kaydı skandalı ile çalkalanıyor. Sosyal medyada gazetelerde, siyasilerin dilinde ve gündeminde 17 Aralık 2013 de yolsuzluk operasyonu olduğu gün başbakan Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen konuşmalar. Başbakan ses kaynına dublaj ve montaj diyor, muhalefet kontrol ettirdik orijinal diyor. Nihayetinde savcılık sosyal medyada yayınlanan kayıtları ihbar sayıp soruşturma başlattı. Artık doğrusu neyse bu vesile ile ortaya çıkacaktır diye ummaktan başka yapabilecek bir şey şimdilik görünmüyor.

Ses kaydının doğru olması bir skandal, dublaj ve montaj olması ise ayrı bir skandal.  Yani aşağı tükürsen sakal yukarısı bıyık misali.

Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar dinleme ve ses kaydı skandalına AKP iktidarı döneminde tanık oldu. Bu tele kulak meselesinden çok sayıda kişi tutuklandı ve halen cezaevinde ama hala dinlemeye bir çözüm bulunamaması ise düşündürücü. İçeride bu kadar dinlenebiliniyorsa yabancı servislerin devlet erkânı hakkında bilmediği hiçbir konu yoktur.

Dinleme meselesi tüm dünyada yaygınca yapıldığına zaman zaman çeşitli dinlemelerin deşifre edilmesi ile şahit oluyoruz.

Oysa dinlemenin de bir raconu vardır. Dünyanın her yerinde özellikle istihbarat ve emniyet birimleri çeşitli halde ve dış tehdit unsuruna karşı dinleme yaparlar. Geçtiğimiz günlerde MİT?in 7 binden fazla kişinin dinlendiği ortaya atıldı. Bunlardan en uzun süre olanı ise  Uğur Mumcu suikastında adı gündeme ilk defa gündeme gelen ?Selam Terör Örgütü ? bu örgüt kapsamında aralarında ünlü isimin de bulunduğu birçok kişinin üç yıl dinlendiği.

Ceza Muhakemeleri Kanunu 135. maddeye göre savcı, acil durumlarda dinleme kararı verebilir ama 24 saat içinde hâkime onaylatmak zorunda. Bırakın savcıyı hâkim kararıyla bile üç yıl telefon dinlemek mümkün değil. ?Üç ay için izin verilir ve en fazla bir defa uzatılır.? diyor kanun. Basit bir araştırma ile meraklı olan bir kişi dahi bilir dinleme için savcı kararının yetmediğini.

Geçtiğimiz hafta sonu MİT kanununda yapılacak değişiklik tasarı ile ilgili makalemde de genişçe anlatmaya çalıştığım üzere. Bir ülkede Başbakan ve bakanlar dinlenebiliyor, İstihbaratın eli kolu bağlı olacak iş değil.

Bu kadar dinlemeye maruz kalınması ve bu kadar savunmasız olmak tedbirlerin bu güne kadar alınmaması ise bir acziyet. Başbakanın Kripto yazılımlı telefonun dinlendiğini söylemesi ise, konunun düşünülenden daha vahim olduğunun göstergesi. Kripto yazılımlı telefonların üçüncü şahıslar tarafından dinlenilmesi normalde mümkün değil. Burada dikkat çeken ya oğlunun kullandığı kripto yazılımlı değil yada henüz bilinmeyen bir dinleme sistemi veya kripto yazılımını çözecek program geliştirilmiş ki bu da çok vahim bir mesele.

Siber savunma sisteminin bir an evvel kurulması Ülkenin geleceği için büyük önem arz etmektedir.

Bu gün ortaya atılan dinlenme ve ses kaydı ister gerçek isterse montaj olsun sadece başbakan için bir tehdit unsuru olarak görülmemeli. Görülen o ki ortada organize bir yapılanma var. Bu da demektir ki çok sayıda siyasi, bürokrat, asker, işadamı vb. kişiler dinlenmiş ve dinlenmekte gerektiğinde onlarında ses kayıtlarının ortaya çıkması muhtemeldir. Bu olayı bu gün siyaseten kullanırken yarın aynı duruma düşmemek için dereyi görmeden paçayı sıvamak ne kadar doğru olur onu zaman gösterecek.

 

İbrahim Halil SİPAHİ

Araştırmacı Yazar

26.02.2014/adanapost.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.