Düşmanını kendi içinden yaratmak…

Türkiye’de darbelerin amacının yalnızca ‘ekonomik ve siyasi ayar çekmek’ olduğunu sananlar çok büyük yanılgıda.

Nihayetinde boşalan devlet kasası yeniden doldurulabiliyor, darbeyle iş başına gelenler de defolup gidiyor. Suyun yatağını bulması gibi, siyasetimiz de, Anadolu insanının anlayış çizgisine tekrar oturuyor.

Türkiye’de asıl oyun, gençliğin üstüne oynanıyor.

Yeni darbelerin zemin bulabilmesi, ekonomik ve siyasi ayar çekme istidadının yok edilmemesi, sosyal direncin tamamen kırılabilmesi için, asıl darbe sürekli gençliğe indiriliyor.

Gençlerimiz her 10 yılda bir budanıyor, kıyıma uğruyor.  

Şu son darbe teşebbüsü de yine, bir cemaate bağlı milyonlarca gencimizin kendi toplumuyla arasını açtı. Fetö’ye bağlı gençlerimiz,  ruhsal ve zihinsel boşluğa itildi, devletine güvenini kaybetti, kendi vatanına, ülkesine husumet besler hale geldi.

Bu çocukların, 17 Temmuz’da tankların önüne çıkan gençlerimizden bir farkı var mı?

Bölünmesine, ayrışmasına, kutuplaşmasına engel olamadığımız gençlerimiz, bizim, emperyalist oyunlara asla teslim etmememiz gereken kıymetlerimiz.

Budanan dal değil ki, daha gür gelsin… Gençlik, toplumun omurgasıdır. Omurgasıyla sürekli oynanan bir beden ayakta kalabilir mi?

Kasalar kadar, boşaltılan kafaların da kaygısını çekmedikçe, düşmanımızı kendi içimizde yaratma sürecimiz de bitmeyecek.

Biz, sürdürülebilir kardeşlik ortamını bir türlü kuramazken, düşmanlarımız, her geçen gün, asla bitmeyecek bir kavganın fitilini daha ateşleyecek.

Omurgasız beden, kum çuvalı gibidir.

Anlayalım artık şu gençlerin kıymetini…

 

Ahmet Yürekli

05.11.2016, Üsküdar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum