Ergenekon Saadet'e mi uzandı?

Ergenekon Saadet'e mi uzandı?

Ülke TV'de Ünal Tanık, Hasan Öztürk ve İbrahim Kahveci'nin birlikte sunduğu 'Aslında Ne Oldu' programı yaşanan gelişmeleri masaya yatırdı. Kahveci ve...

A+A-

Ülke TV'de Ünal Tanık, Hasan Öztürk ve İbrahim Kahveci'nin birlikte sunduğu 'Aslında Ne Oldu' programı yaşanan gelişmeleri masaya yatırdı. Kahveci ve Öztürk Saadet'le ilgili ilginç bir öngörüde bulundular.

Haber7.com Genel Yayın Yönetmeni Ünal Tanık, Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk ve Yenişafak Yazarı İbrahim Kahveci  son bir haftaya damga vuran olayları masaya yatırdı.

İbrahim Kahveci, son haftaya damga vuran TÜSİADın Anayasa paketi ve referanduma ilişkin tavrına değinerek " TÜSİAD, bundan öncek dönemde ülkede zayıf iktidarlarda demokrasinin havarisi olduğunu bunun için her türlü eylemi yaptığını belirtirken bugün ise tamamen kendisini gündemin dışında tuttuğuna dikkat çekti. Kahveci," TÜSİAD demokrasiye saygısını şimdi ortaya koyması gerekiyordu.bugüne kadar her zaman demokrasiden tavır alan kurum bugün ise tamamen sessizliğe gömülmesi demokrasi anlayışını tartışmaya açar.

TÜSİAD'IN REFERANDUMDAKİ SESSİZLİĞİNİN SIRRI

Hasan Öztürk, Türkiye'deki sanayici kesiminin tabandan gelmediğini devlet sayesinde oluşan zengin kesimin tavrının da devlettin bakışından farklı olmayacağını belirterek dünyada sanayi devrinin yüzyıllar öncesine dayanırken Türkiye'de TÜSİAD'ın temellerinin ise Türkiye'deki devlete dayandığını vurguladı.

İbrahim Kahveci, Türkiye'de gelir dağılımının değişmesi ve gelir artışında zenginlerden çok daha çok fakir kesimin gelirinde artışın olmasının zenginler için kabul edilebilir bir durum olmadığını TÜSİAD'ın sessizliği ile de kimlere mesaj verdiğinin iyi bilinmesi gerektiğini savundu.

Hasan Öztürk, Diyarbakır'da Galip Ensarioğlu başkanlığındaki Diyarbakır'daki sivil toplum kuruluşlarının referanduma evet vereceklerini açıklamalarının çok önemli olduğunu vurgulayarak, bir tarafta kendileri için hayati tehlikeyi göze alarak evet diyorlar diğer taraftan Türkiye'nin en güçlü işadamları kuruluşu ise sessizliğini koruyor. Bu çok çarpıcı bir durumdur." dedi.

DEMOKRATİK ÖZERKLİK İDDİASI VE 3 EYLÜL MİTİNGTEKİ HESAP

Hasan Öztürk, Diyarbakır'da Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk başkanlığında yapılan Demokratik Toplum Platformu'nda çıkan kararlara dikkat çekerek, bu toplantıda 'demokratik özerklik' şartını ortaya koyarak hükümetin bundan sonra atacağı tüm adımları kendi hedeflerinin altında gerçekleşmesine yol açmayı hedeflediklerini belirterek " Demokratik özerklik demek, referandum sonrası gündeme gelmesi beklenen yeni anayasayı şimdiden kendi istedikleri kriterlere göre belirleme yoluna gidiyorlar. Türk'ün tavrı Türkiye'nin 2012'lerini insiytafi altına almayı hedefliyorlar.

Ünal Tanık, BDP'nin bugün yaşanan bir olayla ilgili sıkıştıkları bir noktada hemen İmralı'yı adres gösterdiklerini, bugün ortaya koydukdukları önerilerin bundan başka birşey olmadığını belirterek "Başbakan Erdoğan 3 Eylül'de Diyarbakır'da konuşacak.  Galip Ensarioğlu'nun yaptığı açıklama bir yerde Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un yaptıkları açıklamanın işini boşalttı.  Ensarioğlu, biz demokrasiden yana tavır alıyoruz ve atılan bu adımları destekliyoruz demektir.  Bir aydır kamuoyunu  bu toplantıya yönlendiriyorlardı.  Ancak Ensarioğlu'nun açıklaması onların tüm hesaplarını alt üst etti.

Ünal Tanık, Demokratik Toplum Platformu'nun toplantısında demokratik özerklik, seçim barajı,  KCK tutuklularının  tahliye edilmesi ve silahların bırakılması tezlerini ileri sürdüklerini, 3 Eylül'de Başbakan'ın Diyarbakır'da yapacağı mitingde söyleyeceği sözlere göre tavır alacaklarını, bununla birlikte Erdoğan'ın açıklamalarından sonra bu kez devreye Kılıçdaroğlu ve Bahçeli girecektir.  Türk ve Tuğluk, mitingde beklentileri yükseltip Erdoğan'dan birşeyler almaya çalışacaklar. Erdoğan'ın yeni birşeyler söylemesi durumunda bu kez Bahçeli ve Kılıçdaroğlu devreye girecek ülkenin batısına bak Erdoğan böyle söyledi diyerek BDP MHP ve CHP yine aynı kulvarda bulunmuş olacak.

Hasan Öztürk, taraflar hep uç noktadan giderler ve çıtayı en yükseklere çekerek beklentilerini en üst düzeye çıkarırlar bunda Ahmet Türk'ün demokratik özerklik, Osman Baydemir'in Türk bayrağının yanına başka bir bayrağının asılması talebini iletirken bir başka kesim ise yapalın bu açıklamaları gerilim unsuru olarak yansıtırken Cumhurbaşkanı ortaya çıkar ve "Devlet kanın durması için her yolu denemesi meşrudur" der ve herkes bir noktaya gelir. Cumhurbaşkanı terörle mücadelede devlet sonuca ulaşması için her yolu dener" sözü ile tartışmaları ortak bir noktaya çekti.

DEVLET KONTROLÜ ALTINDAKİ KİŞİ İLE NEDEN KONUŞMASIN

Ünal Tanık, Türkiye'nin Öcalan ile İtalya'da bulunduğu dönemden itibaren temas kurduğunu, bunun görüşme anlamına gelmediğini ancak devletin temasının sürdüğünü dile getirerek " İdam cezasının kaldırılmasıyla ilgili liderlerin yaptığı görüşme' 8 saatlik bir görüşme sonrası alınmış bir karardır. Bahçeli Ecevit ve Yılmaz dönemin Cumhurbaşkanı Demirel ile ayrı ayrı görüşüyor. MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun tüm liderlerle ayrı ayrı görüşerek ortak nokta oluşması sağlanıyor. 'PKK lideri bizim elimizde olursa onun ölmesinden daha fazla örgütü kontrol etme imkanımız olur' tezi etkili oldu. Devletin elinde böyle bir imkanı varken bundan faydalanmaması asıl sorgulanması gereken konudur." dedi.

SEYİT RIZA İÇİN DEVLET ÖZÜR DİLESİN

Hasan Öztürk,  Star Gazetesi'nden Ahmet Kekeç'in CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeyi hatırlattı ve Kekeç'in Kılıçdaroğlu'na Dersim olaylarını sorduğunu, Kılıçdaroğlu'nun da "Dönemin şartlarına dikkat çektiğini hatırlattığını söyledi. Hasan Öztürk,  Akşam gazetesinde birinci sayfadan çıkan "Seyit Rıza"nın heykeline ilişkin habere dikkat çekerek "CHP lideri Dersim'de yaşananları dönemin şartları olarak kabul ederken, Tunceli Valisi ise Seyit Rıza heykeline sahip çıkarak bu konunun gözülmesi gerektiğini vurgulamasıdır."

Ünal Tanık, bence hükümetin bundan sonra yapması gereken  Seyit Rıza'nın mezarının yeri tespit edilerek bir şekilde bir kesimin inancında lider olarak kabul ettiği kişinin mezarını açıklamalı ve bu konuyu çözmesi gerekir.

TÜRKİYE İÇİN İKİNCİ DEMİREL ARANIYOR

İbrahim Kahveci,  Kemal Kılıçdaroğlu'nun havuzlu villasıyla ilgili olayı değerlendirirken "Villasının hesabını yapamayan bir kişi bu ülkenin başbakanı olmaya aday. Ben Adnan Kahveci'nin başbakanlık danışmanı olarak görev yaptığı dönemi hatırlıyorum. Sigortalılarla ilgili bir karar alındığında rahmetli Adnan Kahveci bu ülkeyi batıracaklar, ülkenin gelecek yılları kayboldu. diye yakınıyordu. SSK'nın başına getirilen kişi de Kemal Kılıçdaroğlu idi.  Bugün kendi havuzlu villasının taksidini ödeyemez bir aday var. Bununla birlikte Türkiye'ye yeni bir Süleyman Demirel aranıyor. Türkiye 90'lı yıllarda büyük bir sıçrama fırsatı yakalanmışken Süleyman Demirel ülke başına getirilerek Türkiye tarihi fırsatı kaçırmıştır. Bugün de Türkiye yeniden bir sıçrama dönemine geldi, ve birileri Türkiye'ye ikinci bir Süleyman Demirel arama peşine düştü.

Hasan Öztürk, Saadet Partisi'nin İstanbul İl Başkanlığı yemeğinde Pakistan'ın konsolosu, gazeteciler ve konuklar vardı. Orada belki de Pakistanlılar için yardım toplanacak belki birileri için umut ışığı doğacaktı. Ancak Kur'an-ı Kerim okunurken hiçbir tedbir alınmamasının sonucu çok acı şeyler yaşandı.  Hiçbir kontrol yapılmadan birileri içeri girdi,  Erbakan'ın telgrafı okunacaktı bir anda protestolar başladı. Eğer Kurtulmuş'un basireti bağlanmış olsaydı bugün Numan Kurtulmuşu hastanede ziyaret ediyor ya da daha vahim olayları konuşuyor olacaktık dedi.

İbrahim Kahveci, 4 Mart'ta Numan Kurtulmuş ile yaptıkları bir görüşmede, 28 Şubat'ı gerçekleştiren tarafların partinin içine sızma çalışmaları olduğunu bunun için tedbir alıp almadğını sorduğunu dile getirek " Kurtulmuş, bu konuda bilgisi olmadığını ancak kendisini kimseye kullandırtmayacağını söyledi. Partiyi kendi insiyatifleri altına almak isteyen bir grup yeni bir senaryo peşinde idi. Şehit cenazelerinde sloganlar atanlar ile iftar yemeğinde onları yapanların bir kıyaslanmasını öneriyorum.

Hasan Öztürk,  o yemekte bir grubun akıl almaz şekilde bir tavır sergilediğini ezan sesine ve Kur'an okunurken bile bir anda çevresindekileri yıkıp dağıtmaktan çekinmiyorlardı. Ben Refah Partisi başta olmak üzere birçok partisi kapatılırken hiç ses çıkarmayanların bugün Numan Kurtulmuş Genel Başkan diye etmediklerini bırakmıyorlar. Ben bu olayın arkasında başka unsurların olduğu kanatindeyim.

Haber7.com

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.