Gençlik nereye gidiyor..

Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...

Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!  Şuurunda bir gençlik...

Kim var! " diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert "ben varım! " cevabını verici,

her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur! " duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...” Ne güzel anlatmış gençliği Necip Fazıl.

Sahi siz nasıl bir gençlik istiyorsunuz. Ya da “Gençlik nereye gidiyor” diye soranlardan mısınız?

2015, 2016 ve 2017 yılının eğitim döneminde toplamda 386 bin 507 öğrenci çeşitli nedenlerle bağlı bulunduğu yüksek öğretim kurumundan kaydını sildirdiğinden haberiniz var mı?

Gençler gelecekten umutsuz. Yetkililerin bir an önce bu konuda bir adım atması gerekiyor. Üniversite mezunu öğretmenlik için atama bekleyen 500 bine yakın aday var. Devlet her yıl ortalama 30-40 bin arası öğretmen ataması yapıyor.

Son günlerde medyada izlediğimiz ibretlik uyuşturucu madde ve bonzai kullanan, zombi gibi ortalıkta dolaşan insanlar sizleri de rahatsız ediyor mu?

Her insanın en güzel zamanı gençlik çağlarıdır. Nasıl ki gül ilk açtığı zamanlarda rengi canlı, kokusu hoştur onun gibidir gençlik.

Sokakta yürürken şöyle bir etrafınıza bakın daha çocuk diyebileceğimiz yaştaki gençlerimiz kimseyi umursamadan yaptığı hareketler sizleri rahatsız etmiyor mu?. Okuldan kaçmış, okul çıkışı buluşmuş, ailesi öğrense hiç kabul etmeyeceği arkadaş ortamı ile modernliğe ve ergenliğe adım atmanın verdiği heyecanla etrafa meydan okumaya çalışıyor gençler.

Bu olayda ailelerin hiç mi  payı yok ? Elbette var hem de en büyük pay onların. Değerlerimizden habersiz, ahlakımızdan habersiz çocuk yetiştirmekten tabi ki sorumlular. Çocuğun nereye gittiği, kimle gittiğini bilmezsen, ilgilenmezsen sonucuna da katlanırsın. Annesine babasına saygısı olmayan, topluma ve toplumun değerlerini hiçe sayan bir birey daha yetiştirmiş olursunuz. Kim ister içki içen, sigara içen, kız arkadaşıyla hiç hoş olmayan görüntüler sahneleyen gençler görmek. Kimse tabi ki. Bunun için insan önce kendinden, kendi ailesinden başlamalıdır. Kendi çocuklarından başlamalıdır. Peki, ne yapmalı neler yapmalıyız; Sosyal medyanın günümüz insanının üzerinde önemli ölçü de baskın olduğu bu asırda artık insanların eğiticisi olma görevini üstlenmiş durumda olduğuna hepimiz hemfikiriz. Peki, evlatlarının bu hâle gelmemesi için aileler ne kadar çaba sarf etti? Nasıl bir denetim biçimi izlediler? Küçük yaşlarda verilmeyen gerekli eğitimin gençlik döneminde aile kontrolünden çıkmış, internetteki o menfi sitelerin kölesi olmuş bir gençlik yetişiyor. Bir yandan sokaklara teslim olmuş, zamanının büyük bir çoğunluğunu dışarıda harcamakla geçiren bir genç nesil var. Sabaha kadar kimlerle beraber olduğu belli değil.

Yön verelim ki;  gençliğe , yön bulsun insanlık.

Acaba tüm teknolojik ürünler gençlerimizi olumsuz anlamda ayartmaya çalışırken onları bu saldırılardan koruyacak zırhı kazandırabiliyor muyuz?

Gençlerimizin ellerindeki artık masum bir konuşma aracı olan cep telefonu değil. O her türlü iyiliğe ve kötülüğe ulaşabilecekleri kontrolsüz bir araç. Gençlerimizi karşılaşacakları bu aletleri nasıl kullanacakları konusunda yeteri kadar bilinçlendirebiliyor muyuz?

Teknoloji kullanma ahlakı verebildik mi? İnternet ahlakı, cep telefonu ahlakı, araç kullanma ahlakı vb.

Çocukları çizgi filmlerle, gençleri dizilerle, futbolla ve cinsellikle oyalıyorlar ve yaratılış hakikati üzerine düşünmelerini engelliyorlar. Zevk için yaşamak üzerine bir dünya kuruyorlar. Değerlerden uzak sadece tüketime yönelik bir hayat algısı oluşturuyorlar. Çalışmadan, alın teri olmadan ve helal haram çizgisi olmadan bir harcama algısı oluşturuyorlar.

Bu böyle gitmemeli. Bu gidişten hayırlı bir sonuç çıkmaz.

“Stratejik hatalar taktik başarılarla düzeltilemez”

Eğer çağı kuracak bir gençlik istiyorsak bunu yapacak gençliği yetiştirmek için elbirliğiyle gayret edeceğiz.

“Nerede hata yaptık?” sorusunu sorup bunu güzelce tahlil ettikten sonra çözüm yollarını bulacağız.

Kalın sağlıcakla…

Sait ÖZDEMİR

Uzman Psikolojik Danışman

 

Önceki ve Sonraki Yazılar