Hayatı seyrederek mi yoksa okuyarak mı yaşıyoruz?

Bu hafta farklı bir konuyu ele almak istiyordum. Ancak internette Türk halkının televizyon izleme konusunda birinci olduğu haberini okuyunca bu konu üzerinde bir yazı yazmaya karar verdim. İnternet haberi şu şekilde veriyordu.  Medya takip merkezi Ajans Press’in RTÜK verilerinden yaptığı araştırmaya göre; kitap okuma ve eğitim oranlarında listelerde gerilerde yer alan Türkiye günlük 330 dakika televizyon izleme oranıyla dünyadaki diğer ülkelere fark atarak ilk sıraya yerleşti. Türkiye’nin bu rekorunu ise 265 dakikayla Japonya ve 261 dakikayla İtalya izledi. Listede Türkiye’yi sırasıyla Polonya: 247 dakika, İspanya: 244 dakika, Rusya: 239 dakika, İngiltere: 232 dakika, Fransa: 226 dakika, Almanya: 221 dakika, Brezilya: 217 dakika ile takip etti.

Yazının devamında kısa bir süre önce yayınlanan RTÜK raporunda, kadın izleyicilerin bilgi yarışması, dizi, kadın programları, reality Show ve magazin programlarını erkek izleyicilerden daha fazla izlediği, erkek izleyicilerin yalnızca tartışma programlarını izleme payında ilk sırada olduğu ortaya çıktı. Okuyan bir toplum değil maalesef seyreden bir toplum haline geldik. Peki, okumadaki durumumuz ne?

İstatistikler kitap almayanların oranının yüzde 41,3 olduğu, uzun süredir kitap okumayanların ise yüzde 32 oranında olduğunu söylüyor.

Gazete okurluğunda durum, daha da berbat. Her gün gazete okurum diyenlerin oranı yüzde 34,9’muş! Haftada  dört-beş gün gazete okuyanların oranı yüzde 12,1, haftada  iki-üç  gün gazete okuyanların oranı  yüzde 15,7. Haftada bir gün okuyanların oranı ise yüzde 13,9 . Anlaşılan nüfusun 4’te 1’i ise, hiç gazete okumuyormuş.

Japonya’da, “sadece bir tek gazete”nin satış rakamı, “13-14 milyon” civarında!

 Nüfusu 5,5 milyon olan Norveç’te, “3,5 milyon gazete satılıyor!”

 Norveç’te seminer vermek için bulunduğum sırada merak edip sormuştum, bu insanlar gerçekten çok okuyor mu diye? Norveç’te yaşayan Türk vatandaşlarımızdan biri cevap olarak bana şöyle dedi: Hocam bu insanlar okumaya o kadar çok önem veriyorlar ki; mesela doktor ile randevunuz var gittiniz beklemeniz icap etti. Bekleme salonunda gittiğiniz doktorun durumuna göre mesela çocuk doktoru ise mutlaka masanın sehpanın üzerinde çocukların okuyabileceği türden kitap olur. Yetişkinlerle ilgili bir doktor ise yetişkinlere yönelik kitaplar bulunur. O bekleme anını boş geçirmemek için insanlar kitap okur.

Norveç Oslo’daki seminerimden sonra ikinci seminerim İsveç Stockholm de idi. Karayolu ile Stokholm’e giderken mola vermiş olduğumuz bir benzin istasyonunda gazete satış bölümündeki Türk vatandaşımızla İsveç ve Norveçlilerin çok okudukları konusundaki sırrının ne olduğunu sorduğumda, verdiği cevap çok düşündürücüydü. Hocam dedi burada bir kişi bir tek gazete almaz, birkaç gazete birden alıp okur. Türkiye de ise bir kişi bir gazete alır o gazeteyi yedi sekiz kişi okur işte sır burada diye ifade etti.  

Kısacası güleriz ağlanacak halimize.

Sait Özdemir

www.saitozdemir.net

Önceki ve Sonraki Yazılar