Hu

Vakt-i visal yaklaştı

Kabına sığmaz gönül Ya HU’yla doldu taştı

Bir aşk ki bu yıldızlar pervane olur döner

Güneş Kabe’ye iner

 

“Elest”ten doğar hale

Vuslat damlar kalbime yayılır misk-i lale

Bülbüller figanında huzuru HU’da bekler

Ağlayınca bebekler

 

Kumlar tespih tanesi

Rüzgârın uğultusu nihavent tekbir sesi

Saatler vurur kalbi, kan enginlere varır

Zaman HU’yu çağırır

 

Bir tutam ay ışığı

Yakamoz aydınlatır dost arayan aşığı

Gönlümün dağlarında şafak sökerken mahzun

“Ya HU” der uzun uzun

 

Güneş bir mızrak boyu

Zindanlar gül bahçesi, Yusuf’u saklar kuyu

HU’ya baş eğiyorken bükülmeyen bilekler

Hayat bulur dilekler

 

Sevgiye döner nefret

Nefsim ebemkuşağı, renkler tevhide hasret

Notalarda aynı ses, hep HU var bestelerde

Aşkın doğduğu yerde

 

Su yanar, ateş donar

HU isterse melekler gelir elime konar

Ufku boğan karanlık çekilirken aradan

Bir nur doğar Hira’dan

 

Kuş yuvaları mescit

Yağmur rahmetle büyür, bulutlar HU’ya sacit

Rotayı HU’da bulur denizdeki balıklar

Mehtap şafağı saklar

 

Dağlar yerinde ulu

Gün döner, firkat yağar, ıstırap HU’nun kulu

İçimde bir fırtına, tüm heykeller devrilir

Dümen HU’ya çevrilir

 

 

Fanilik vedası var

Nafile bedenlerde sonsuzluk sedası var

Hummalı gecelerde zikriyle hürdür ruhu

La ilahe illa HU 

 

2014

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.