İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

İdam Masalı,

Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen hain darbe kalkışmasından bu yana idam cezasızının yeniden getirilmesi gündemden düşmüyor. Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın katıldığı hemen her etkinlikte FETÖ terör örgütünden bahsetmesiyle toplanan kalabalıktan “idam istiyoruz” sesleri yükseliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, idam tartışmasına ilişkin olarak şimdi de referandum yapılabileceğini söyledi. “İdam talebi parlamentoya gelecek. Temennim olur ki parlamentodan geçtiği anda bana geldiğinde ben bunu onaylarım” diyen Erdoğan, “Fakat bir sıkıntı anayasa değişikliği gerektiriyor. İşte ayın 16’sı aynı zamanda bunun bir cevabı olacak. Gerekirse bunun içine bir referandum yaparız, millete gideriz. Millet idam’ diyorsa mesele bitmiştir” diyor.

Son günlerde de özellikle bu konuya vurgu yapılıyor, malum 16 Nisan’da anayasa referandumuna gidilecek. Her seçim öncesinde olduğu gibi iktidarlar seçmenin dikkatini ve ilgisini çekecek yeni projeler, vergi, SSK, ceza afları, iş ve yatırım gibi vaatler, terörün bitirilmesi ve idam cezasının kaldırılması gibi seçmenin gönlünü hoş edecek söylemleri gündeme getirirler.

1999 seçimlerinde de şehit cenazelerinde mezarlıklarda teröristbaşı Öcalan’ı asacaklarını vaat ederek oy toplayan ve semeresini barajı aşıp meclise girmek ve üzerine koalisyon ortağı olarak gören MHP ve Bahçeli üç buçuk yıllık iktidarları döneminde idam konusunu bir kez olsun gündeme ciddi anlamda getirmemişti.

Nasıl olsa bizim seçmenin bir kısmı da bu sözlere sazan gibi atlar hemen her zaman kanar. Eee ne olsun devletin başındakiler aldanıyor, kanıyorken sıradan vatandaşın kanması, kandırılması doğal olsa gerek.

 

Türkiye’de idam cezası neden ve nasıl kaldırıldı?

Türkiye’de idam (ölüm) cezasının kaldırılması Avrupa Birliğinin(AB) dayatması ile kaldırılmıştır. Zaten idam cezası Ceza yasasında bulunmasına rağmen 1984’den itibaren fiilen uygulanmıyordu.

1 Kasım 1998 Kopenhag’da Türkiye- AB arasında “katılım sözleşmesi” imza altına alınırken, 4 Kasım 1950 tarihinde imzalanan “İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Koruma Sözleşmesi” bundan böyle esas alınacaktır diye Türkiye tarafından taahhüt edilmiştir.

AB’nin Türkiye’de idam (ölüm) cezasını kaldırılmasını müzakerede dayatması, AB kriterlerinden ziyade, Terörist başı Abdullah Öcalan’ın idam edilmemesini garanti altına almak içindi. Türkiye’nin bu sözleşmeyi kabul etmesi üzerine 17 Şubat 1999 tarihinde CIA Öcalan’ı Kenya’da Türk ekibine teslim etti.

03 Ağustos 2002 tarihinde MHP’nin katılmadığı idam cezasının kaldırılması için yapılan oylamada 320 milletvekili “EVET” oyu verince 4771 numaralı kanunla idam cezası kaldırılmıştır.

Bu oylamadan sonra R.Tayyip Erdoğan AKP Genel Başkanı olarak Hürriyet gazetesine verdiği demeçte: “Bu çok büyük bir basarıdır","Ben, burada özellikle TBMM’yi takdir ediyorum, alkışlıyorum” demiştir.

Ardından idam cezasının kaldırılmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 nolu protokolü 18 Kasım 2002’de iktidara gelen AKP hükümeti tarafından imzalanmış ve 17 Eylül 2003 tarih ve 25232 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Bundan sonra da 07 Mayıs 2004 tarihinde yani AKP hükümeti işbasında iken 5170 sayılı kanunla, “Terör, savaş ve çok yakın savaş suçlarına idam cezası verilmesi” hükmü de kaldırılmıştır.

Merhum Süleyman Demirel’in meşhur bir lafı vardır “Dün dündür, bugün bugündür” diye. Köprünün altından çok sular aktı, zaman değişti.

 

Hazır anayasa değişikliği yapılıyorken aklınız neredeydi?

AKP ve MHP idamın kaldırılması kesin olarak istiyor görünüyor, CHP meclise gelsin bakarız diyor, kesin istemeyen taraf HDP. Bu tabloya göre idam cezasının meclis kararı ile kaldırılması CHP yüzde elli fire verse dahi mümkün görülüyor. Olmadı referandum için 330 garanti.

Akılları kurcalayan sorular gelince;

İdam cezasının getirilmesi anayasa değişikliğine bağlı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hazır anayasa değişikliği yapılıyorken idam cezasının da aynı referandumla birlikte milletin tercihine neden sunmadığı ve bunun için 16 Nisan’da çıkacak sonucun belirleyici olacağını ifade etmesidir. Bu söylem 16 Nisan’da çıkacak sonuca göre yeni hesaplar yapıldığı hissiyatı doğurmaktadır.

Bir diğer soru ise idam cezasının getirilmesini en çok isteyen taraf gözüken iktidara “ciddiyseniz tasarıyı getirin” diye kükreyen Bahçeli’ye sorulmalıdır. Sayın Bahçeli hazır anayasa değişikliği paketi üzerinde AKP ile masaya oturduğunda aynı tasarıya bir madde halinde idam cezasının konulmasını neden eklenmesini istememiştir?

Ha keza “Önüme gelirse imzaların” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan samimiyse neden bu maddeyi tasarıya dâhil ettirmemiştir?

16 Nisan’da 18 maddelik bir anayasa değişikliği için referanduma gidiyor. Kaldı ki, İdam kararı da bu tasarıda olsa bugün HAYIR diyenlerin, sırf içinde idamın kaldırılması olduğu için EVET deme olasılığı yüksektir. Buda ister istemez insanı idam cezasının yeniden gelmesi konusunun sadece oyalama taktiği olduğu hissiyatına düşürüyor.

 

AB ve AİH Sözleşmesi ne olacak?

İdam cezasının kaldırılması AB’ye veda etmek, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Koruma Sözleşmesini ihlal etmek demektir. Türkiye elli yıldan fazla süredir girmek için varını yoğunu ortaya koyduğu, bu uğurda birçok taviz verdiği AB macerasına son verebilecek mi?

Geçtiğimiz Kasım ayında Alman Bild am Sonntag gazetesine demeç veren Avrupa Parlamentosunun (AP) Alman Başkanı Martin Schulz, "Türkiye idam kararını yeniden uygulamaya koyarsa o zaman kırmızıçizgimizi aşmış olur ve Avrupa Birliği ile müzakere süreci bitmiş olur" diye açıklamada bulunmuştu.

Bir önemli husus’ta şu anda AHİM’de Türkiye aleyhine sonuçlanmak üzere olan yüzlerce dosyanın olması. Bu dosyaların karar bağlanması ile Türkiye milyonlarca lira tazminat ödemek zorunda kalacak. Türkiye AİH Sözleşmesini ihlal ederek bu tazminatları ödeme külfetinden kurtulacaktır. HDP’li Garo Paylan’ın iddiasına göre de AKP’nin İdam cezasının getirilmesinin ana nedeni bu.

Türkiye güçlü bir ülke olmak için, yeni yatırımlar, istihdam, ekonominin güçlenmesi, terörün son bulması, idam cezasının gelmesi kısaca Türkiye’nin kaderi 16 Nisan’a endekslenmiş durumda. Adeta 16 Nisan tercihi bir var olma ile yok olma olarak millete enjekte edilmeye çalışılıyor. Ne diyelim Allah hakkımızda hayırlısını versin.

 

İbrahim Halil SİPAHİ

27.02.2017/adanapost.com

twitter.com/ihalilsipahi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum