İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

İİT’dan yaptırım değil, misilleme kararı,

Siyonist İsrail'in işgali altında bulunan Kudüs'teki Al-Aksa Mescidi'nin 21 Ağustos 1969 tarihinde yakılması üzerine, 25 Eylül 1969 tarihlerinde Rabat’ta ilk kez düzenlenen İslam Zirve Konferansı’nda alınan kararla kurulan “İslam İşbirliği Teşkilatı”’nın (İİT) kuruluş gayesine hizmet etmesi, İslam Dünyası’nın tek umudu olmuştu.Teşkilatın bugüne kadar İslam coğrafyasında yaşanan problemlerinin çözümünde ciddi bir rol oynadığını söylemek mümkün değil. Başlıca örnek olarak Filistin sorunu, bunu takiben sıcaklığını koruyan, Mynamar, Suriye ve yakın tarihte daha nice İslam ülkesinde yaşananları sıralamak mümkün.

 

1948 yılında Gazze’de bir hastanenin İsrail tarafından bombalanmasının ardından uluslararası bir boyut kazanan “Filistin Mücadelesi”, o tarihten itibaren İslam coğrafyasının kanayan bir yarası olarak sürekli gündemde sıcaklığını korumaktadır..

Bugüne kadar Filistin meselesinin çözümü için planlı bir çalışma yapılmamıştır. Sadece İsrail saldırılarının ardından kınama ve protestodan öteye gitmeyen toplantı ve açıklamalar dışında İsrail’e karşı dünyada kamuoyu oluşturulamamış, ciddi yaptırımlarda  bulunulmamıştır.

1948’den buyana arkasına ABD ve İngiltere’nin desteğini alan  İsrail’in, her geçen gün biraz daha  ilerleyerek işgal ettiği Filistin topraklarında. Bugün gelinen noktada, Filistin halkı kendi öz yurtlarında, adeta bir parya durumuna gelmiştir.

 

İİT, Kudüs için İstanbul’da olağanüstü toplandı;

ABD başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz hafta Kudüs kararına karşı İİT’nın dönem başkanı Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ile 13 Aralık çarşamba günü 56 üye ülkeden, 48 ülkenin katılımıyla İstanbul’da olağanüstü toplandı.

Doğrusu bu toplantıda çok ciddi kararlar alınacağı konusunda pek umudum olmamakla beraber, belki! Diyerek, bir beklenti içinde olduğumu da ifade etmek isterim.

Her İsrail saldırısının ardından yapıldığı gibi bu defa da öncelikte kınama vardı.

-ABD Başkanı'nın Kudüs'ü İşgalci Güç israilin sözde başkenti olarak tanıyan tek taraflı kararı en güçlü şekilde reddedildi ve kınandı.

-Sözkonusu karar hukuken hükümsüz ilan edildi. ABD’nin kararını geri çekmesi istendi.

-ABD Yönetimi'ni bu yasadışı beyanın geri çekilmemesinden doğacak tüm sonuçlardan bütünüyle sorumlu tutulacağı kaydedildi.

-Dünya devletlerine ABD’nin kararına destek vermemeleri, büyükelçiliklerini taşımamaları konusunda çağrı yapıldı.

-İsrail’in işgal ettiği topraklarda 1967 sınırına çekmesi istendi.

-Kudüs’ün statüsünü teyit etmesi için BM’ye çağrı yapıldı.

Toplantıda en dikkat çeken Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın, Filistin-İsrail barış görüşmelerinde bundan sonraki süreçte ABD’nin katılmasını istemediklerini ifade etmesiydi.

Toplantıda Trump’a nispet yaparcasına alınan ve uygulanan tek karar ise, Doğu Kudüs’ün Filistin’in işgal altındaki başkenti olarak ilan edilmesi ve dünyaya Filistin'i tanıyın mesajı verilmesiydi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın teklifini kabul eden, toplantıya katılan 48 üye ülke ile gözlemci olarak katılan Venezüella devlet başkanı sonuç bildirgesinetanıdıklarına dair imza koydular.

 

İİT’nın bu olağanüstü toplantısı Filistin için bir dönüm noktası olmalıydı;

Geniş çaplı bir katılım olmasına rağmen toplantıda, BM’i BMGK kararını uygulamaya çağırmaktan başka, ciddi anlamda bir karar alınmamıştır. Oysa bu toplantı Filistin sorunun çözümü,  Siyonist İsrail’e haddini bildirmek için önemli kararların alınması için önemlibir fırsattı.

Doğu Kudüs’ü Filistin’in işgal altındaki başkenti olarak ilan etmek bir misillemeden öteye gitmeyeceği gibi, İslam ülkeleri dışında kalan ülkelerde, aynı şekilde değerlendirilmesi, hatta Trump’ın kararına desteği de, tetikleyebilme ihtimali taşımaktadır.

 

Bu toplantıda daha ciddi kararlar alınabilirdi, fakat alınmamıştır;

-Toplam tutarı trilyon dolarları bulan ABD ve İsrail ile yapılmış silah anlaşmaları iptal edilmesi ile ilgili bir karar alınmamıştır.

-İİT üyesi ülkelerin, ABD’den büyükelçiliklerini geri çağırması ve ülke temsilciliklerinin kapatılması gündeme gelmemiştir.

- İsrail’e karşı ağır ekonomik ambargo ve sert yaptırımlar görüşülmemiş, İsrail’i, başta ekonomik, olmak üzere kültürel, seyahat, siyaset ve iletişim sahalarında zorlayıcı kararlar alınmamıştır.

-İsrail vatandaşlarının üye ülkelere girişi yasaklanması ve seyahatlerinde transit geçişlerinin engellenmesine dair karar alınmamıştır.

- Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan diğer ülkeler ile ilişkilerin gözden geçirilmesi ve geri adım atmaları için lobi oluşturma kararı alınmamıştır.

- İsrail tehdit ve saldırılarına karşı İİT üye 56 ülkenin Filistin’de ortak bir askeri birlik kurma ve bulundurulması konuşulmamıştır..

- Filistin’in hava sahası ve limanlarının işgali, İsrail’in 400 bin sürgün ettiği Filistinli ve bunların gasp edilen arazi ve mal varlıkları, Filistin doğal gazı, bankalarından gasp edilen Filistinlilerin şahsi ve devlete ait paraları vb. daha bir çok konu gündeme getirilmemiş, sonuç bildirgesine konulmamıştır.

 

Filistin sorununun çözümü konusunda ciddi kararlar alınmaz ise, ABD ve İsrail’in oyunlarına karşı BM başta olmak üzere dünya kamuoyunda farkındalılık oluşturuladıkça, en önemlisi Siyonist İsrail’e karşı ciddi yaptırımlar uygulanmadıkça yakın bir zamanda Filistin diye bir sorun kalmayacak, çünkü Filistin fiilen artık olmayacak. Bu nedenle İİT Filistin sorununun çözümü ve İsrail’e karşı yaptırımlar için bir plan dahilinde, yol harıtası çizmek üzere geniş kapsamlı olarak en kısa zamanda yeniden toplanmalıdır.

 

İbrahim Halil SİPAHİ

14.12.2017/adanapost.com

twitter.com/ihalilsipahi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.