1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. İkbal'in şehri, Gül'ü ayakta karşıladı
İkbal'in şehri, Gül'ü ayakta karşıladı

İkbal'in şehri, Gül'ü ayakta karşıladı

  İslamabad'daki resmi temaslarının ardından dün Lahor'a geçen Cumhurbaşkanı Gül, halkın sevgi gösterileriyle karşılandı. Lahor'daki ilk...

A+A-

 

 

İslamabad'daki resmi temaslarının ardından dün Lahor'a geçen Cumhurbaşkanı Gül, halkın sevgi gösterileriyle karşılandı. Lahor'daki ilk durağı ünlü İslam düşünürü ve şair Muhammed İkbal'in mezarı olan Gül, 1673'de inşa edilen Padişah Camii'ni gezdi. Gül, Kurtuluş Savaşı sırasında İkbal'in Türkiye'ye destek toplamak için bu camide 250 bin kişilik halka seslendiğini hatırlattı.

Pakistan'ın fikir babası ve Türkiye-Pakistan ilişkilerinin tarihi mimarı Allame Muhammed İkbal'in şehri Lahor, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü ayakta karşıladı. Uçaktan inerken, bando Samanyolu ve Katibim şarkılarını çalıyordu. Havaalanından şehre uzanan 4-5 km'lik yoldaki manzara muhteşemdi. Cumhurbaşkanı'nın yaverine, "Bütün gezilere eşlik ediyorsunuz. Böyle bir tablo gördünüz mü?" diye sorduğumda, tereddütsüz 'hayır' dedi.

Adeta bir sevgi seli vardı. Yolun iki kenarına dizilmiş insanların kimi ellerindeki Türk bayraklarını sallıyor; kimi Gül portrelerini havaya kaldırıyor; kimi de davul çalıp dans ediyordu. Yol boyu mübalağasız yüzlerce Türkçe ve İngilizce sevgi ifadeleri içeren afiş asılmıştı: "Kardeşimiz Abdullah Gül hoş geldiniz", "Hoş geldiniz kardeş Gül", "Pakistan ve Türk kalpleri birlikte atar", "Yaşasın Türk-Pakistan kardeşliği"...

Heyet içinde belki de Pakistan'ı en iyi bilen isimlerden biri olan Meclis Dostluk Grubu Başkanı Burhan Kayatürk, sadece Pakistanlı bir milletvekilinin 100'den fazla afiş yaptırdığını söyledi.

Gül'ün Lahor'daki ilk durağı, Pakistan'ın Mehmet Akif'i olarak bilinen İkbal'in anıt mezarı ve hemen yanı başındaki Moğollar'dan kalma Padişah Camii oldu. İkbal'in anıt mezarında saygı duruşunda bulunan Gül, anıta çelenk koyarak, okunan duayı dinledi. 1673'de yapılan tarihi camiyi gezerken, çekim yapan TRT muhabirini yanına çağırarak ona izleyicilere aktarması için çok önemli bir bilgiyi paylaştı. Bu cami, Anadolu'nun işgal edildiği, hilafetin tehlikeye düştüğü günlerde İkbal'in, 250 bin kişilik mahşeri bir kalabalığa hitap ederek, Türkiye'ye maddi-manevi yardım çağrısında bulunduğu tarihi mekandı. Caminin bir bölümünde sergilenen kutsal emanetleri ziyaret eden Gül, Peygamberimiz'in hırkası, sarığı, sakal-ı şerifi, terlikleri ile Hz. Ali ve Veysel Karani gibi büyüklere ait eşyaları inceledi.

Gezinin başından beri, siyasi ilişkilerin çok çok gerisindeki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi çağrısını Lahor'daki Türkiye-Pakistan İş Forumu'nda da tekrarlayan Cumhurbaşkanı Gül, "Siyasi problem yok. Büyükelçilerin tek işi ekonomik bağları geliştirmek olmalı." dedi. İstanbul'dan İslamabad'a kargo treni seferlerinin başladığını hatırlatan Gül, işadamlarına birbirlerini keşfetmeleri çağrısında bulundu. TOBB ile Lahor Endüstri Bölgesi yönetimi arasında imzalanan anlaşmaya şahitlik eden Gül, daha sonra anamuhalefet partisi Pakistan Müslüman Ligi lideri Nawaz Şerif'le öğle yemeğinde buluştu. Birbirlerine rakip olmalarına ve çok fazla bir araya gelmemelerine rağmen Gül'ün yemeğinde iktidar ve muhalefet bir araya geldi.

POLO KULÜBÜNDE MEHTER MARŞI

Lahor Polo Kulübü'nde 'ceddin deden' mehter marşı eşliğinde adeta bir milli bayram coşkusuyla yapılan gösterinin ardından, günü değerlendirmek için bir araya geldiğimizde Cumhurbaşkanı Gül'ün, öğlenki yemekte iktidar ve muhalefetin bir araya geldiği fotoğraftan etkilendiği anlaşılıyordu. 2007'deki ziyaretinden sonra Pakistan'daki farklı siyasi partilerin, demokrasinin geliştirilmesi ve terörle mücadele gibi ulusal meselelerde bir araya geldiğini, bu yüzden onları tebrik ettiğini söyledi. Sonra da sözü Türkiye'ye getirdi ve "Keşke biz de bunu başarabilsek. Ulusal meselelerde bir araya gelebilsek ve siyasi mücadeleyi birbirimizi kırmadan yapabilsek." dedi.

Kısa süre öncesine kadar Amerikalıların kendisine "Pakistan'ın geleceği ne olacak? İslamabad düşecek mi? Nükleer kimin eline geçecek?" gibi sorular yönelttiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı, gösterilen bu dayanışma sayesinde bu sorunların aşıldığını vurguladı. Pakistan'ı ziyaretinin asıl amacını da 'kardeşlere moral vermek' diye tanımladı: "Ticareti geliştirmek, protokole göre 3 kez ülkemize gelen Pakistan Cumhurbaşkanı'na iade-i ziyaret yönü de var. Ama asıl amaç, zor gününde kardeşin dostun yanında olmak."

Hem terörle mücadele hem de eğitim konusunda Pakistan ile yakın diyalog içinde olduklarını söyleyen Gül, İstanbul'daki üçlü toplantıda milli eğitim bakanlarının bir araya geldiğini, komitelerin oluşturulduğunu, hassas olduğu için fazla detaya girmeyeceğini dile getirdi. Karşılaştığı Pakistanlı komutanların kendisiyle Türkçe konuşmasını, ilişkilerdeki yakınlığın göstergesi olarak örnek verdi.

İlk anekdot, gezi boyunca Gül'e eşlik eden, terör konusunda çok tecrübeli, Hollywood filmlerine konu olan içişleri bakanından. Bakan, intihar saldırılarına karışan kişilerin 10 yaşında alınıp, Haşhaşiler gibi eğitildiğini, kendisiyle beraber öldürdüklerinin de cennete gideceği şeklinde beyinlerinin yıkandığını aktarmış.

Diğer anekdot ise Nawaz'ın partisinin Meclis Grup Başkanı Chodri Nijar'dan. Bu siyasetçi Gül'e sormuş: 25 yıl önce iki ülkenin ihracatı 3 milyar civarındaydı. Nasıl oldu da biz 19 milyar dolarda kalırken, Türkiye bu rakamı 130 milyar dolara çıkardı? İçerideki boş kavgaları aşmak için keşke yeni Türkiye'ye biraz dışarıdan bakabilsek...

Zaman

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.