İnsan, önündeki kıyameti yalanlamak ister

Allah insanı yaratırken muhteşem özellikler bahşetmiş, birçok farklılıklarımıza rağmen ortak özelliklerimiz ve reflekslerimiz vardır. İnsan olmamız hasebiyle seviyor, üzülüyor, ağlıyor ve korkuyoruz.

Bu yazıda özellikle ‘korku’ya dikkat çekmek istiyorum.

Bize dayatılanların etkisi ve yaşadığımız olaylar neticesiyle bir çok şeyden korkabiliyoruz. En çok korktuğumuz şeyse; ölümdür. Lakin, “Korkunun ecele faydası yoktur.”

Kitabımız Kuran’ı Kerim’de; “Her canlı, nefs ölümü tadacaktır. Ne öne alma ne de erteleme olacaktır” diyor.

Ölümden kaçamayacağımıza göre hazırlıklı olmak ve ona göre yaşamak en aklı seçim olacaktır. Ölüm tekrar diriliş ve hesap gününe inanmak, imanın şartlarındandır.

Kıyamet haktır. Allah’ın zatından başka her şey yok olacaktır. Yeniden bir yaratılışla ruhların yeni bedeninde buluşması, ilahi mahkemenin kurulması, hesap günü ve mahşer meydanı, insanların ebedi olarak yaşayacakları cennet veya cehennem hayatı kaçınılmaz sondur.

Kıyamet Suresi’nde Allah(cc) şöyle der; “Fakat insan önünü (geleceğini, kıyameti) yalanlamak ister.” (Diyanet mealinde cümlenin; “Fakat insan geleceğinde de kötülük işlemeye devam etmek ister” anlamının da kullanılabileceği belirtilmiş).

Kitabımız, tarih vermez ancak kıyametin kesin olarak kopacağı, bu esnada neler yaşanacağını bildirir. Buna göre hazırlıklı olmamızı ister.

İnsan kıyameti görür ya da görmez ama her insan ölecektir. Kendisine ait zannettiği her şey burada kalacak, kendisi çırılçıplak geldiği bu dünyadan iki metre kefen ile Rabbine, asıl yurduna dönecektir.

Değerli büyüklerimizden Nasreddin Hoca’nın ifade ettiği gibi insanın ölümü kişinin kıyametidir.

 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.