Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

İslam Ülkesini Savunmak

Hakikat medeniyetinde insanın aidiyet ve mensubiyetinin mahiyeti bellidir:

Allah’a aitiz, O’na döneceğiz!

Allah'a kullukla intisap ettiğimiz İslam milletinin bir üyesi olmaktan iftihar ediyoruz.

İslam milletine mensup olmak demek, Kur’an-ı Kerim’in aydınlığında Hz.Peygamber’in  (s.a.v.) yolundan yürüyerek marifetullah ve muhabbetullaha ermek demektir. İslam milletine bağlılığımız, İslam ülkesine bağlılığımız İslam’a olan bağlılığımızdan kaynaklanır.

Allah sevilmeden İslam milletine girilmez, bağlanılmaz ve mensup olunmaz. Allah sevilmeden Müslümanlığa girilmez ve İslam milletine, Muhammed (s.a.v.) ümmetine mensup olunmaz.

Allah sevgisinin en somut göstergesi, kulluk dediğimiz Allaha aidiyeti tasdik ve ikrardır; İslam milletine mensubiyeti canından üstün tutmaktır.

Kişiliğimiz, mümin oluşumuzdan, Allah’ın kulu oluşumuzdan oluşur. Kimliğimiz de İslam milletine mensup oluşumuzdan, Hz.Peygamber’in liderliğinde Medinede kurulan Kur’an Devleti ve toplumunun günümüzdeki uzantısına üye oluşumuzdan oluşur. Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İslam Devleti tarih sahnesinden çekilince İslam milleti devletsiz, dolayısıyla savunmasız kalmıştır.

Müslümanların yaşadığı coğrafyaya Darül İslam, İslam ülkesi denir. İslam ülkesi, 1400 yılda İslam milletinin kan ter içinde inşa ettiği İslam medeniyetiyle kurulmuştur.

Gerçek bağımsızlığı savunmak, bir bütün olarak İslam milletini savunmaktır. Tutsak İslam milletine borcumuz, İslam ülkesini bir bütün olarak savunmaktır. Sadece Bağdat’ı, sadece Şam’ı, sadece İstanbul’u, sadece Kudüs’ü, sadece Mekke’yi ya da Medine’yi savunarak İslam milletine borç ödenmez.. Ülkenin en küçük çakıl taşına can vermeyi bile göze alacaksın..

İslam ülkesini savunmadan sadece bir şehri, bir bölgeyi savunanlar, son iki asırda yenilgiden kurtulamamışlardır. Bir parçayı savunursan aslında hiçbir savunma yapmıyorsun, İslam milletinin güvenliğini önemsemiyorsun demektir.. İslam milletinin güvenliğini kişisel güvenliğimizden, ailemizin güvenliğinden daha üstün tutmadıkça nasıl İslam milletine mensup olabiliriz?   

Küresel çapta örgütlenmiş küfür milleti karşısında İslam milleti birlikte hareket etmek ve hep beraber bütün yurdu savunmak zorundadır. Tefrika ve ayrılıkçılık küfür milletinin baskı ve sömürüsüne destek anlamına gelir.

İşte bu İslam ülkesini savunma davasının kaçakları, Allah katında en büyük ihaneti, savaştan kaçış ihanetini işlemektedir..

İslam milleti, İslam medeniyetini yeniden canlandırabilirse, birlik olabilirse, çağın küresel dengesizliği düzeltilebilecektir.

Yeryüzünün bütün köşelerindeki masum ve mazlumlara, koca İslam ülkesine yayılmış Müslüman kardeşlerime selamlarımı yolluyorum.

Yaşasın, dirilişimiz!

Yaşasın İslam milleti!.

Yaşasın İslam ülkesi!

Yaşasın  Mekke! Yaşasın  Medine!

Yaşasın  İstanbul! Yaşasın İslamabad! Yaşasın Tahran! Yaşasın Bakü!

Yaşasın Bağdat! Yaşasın Şam! Yaşasın  Kahire!

Yaşasın Kudüs!

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.