İslam ve Reform…

 

      Son iki asırdır İslam ülkelerinin çağın gerisinde kalması, günümüzde de teknoloji ve bilgi anlamında gelişen dünyayı uzaktan seyretmesi İslam hakkında bir takım soruları gündem getirdi.  

       İslam ülkeleri İslam yüzünden mi ilerlemiyor?

       İslam’ın reforma ihtiyacı var mı?

       İslam’ın reforma ihtiyacı varsa hangi alanlarda olmalıdır? Gibi sorular son zamanlarda sık sorulan sorulardan oldu.

       Gerçekten İslam ülkelerinin geri kalması İslam yüzünden mi?

       Bunun cevabı şüphesiz ki hayır anlamında olumsuz olacaktır. Çünkü İslam medeniyeti altın çağını yaşarken ve dünya’ya her alanda örnek olurken yine bu Kur’an ve yine bu din vardı. 

        Şayet İslam dininde bir kusur olsaydı dünyada ortaçağ karanlığı yaşanırken İslam Medeniyeti altın yıllarını yaşayıp herkes tarafından örnek alınmazdı.

        Demek ki İslam dünyasının geri kalması İslam yüzünden değildir.

        Madem iki üç Asıra kadar İslam medeniyeti dünyaya örnek bir konumdaydı ve bunu da borçlu ise günümüzde neden tam aksi bir konumda?

     Çünkü geçmiş asırlarda Kur’an’dan ve İslam’dan alınan ilham, ilim, kültür, fen, teknoloji ile… Birleştirilince ortaya muazzam bir medeniyet çıkmıştı.

        Dönemin Müslümanları hem İslam’dan ilham alıyorlardı hem de pozitif ilimlerden yararlanıyorlardı. Tabi ayrıca çalışmayı da ihmal etmiyorlardı.    

       Zira şunu biliyorlardı: İslam dini, “İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.” İlkesini Kur’ani bir hitap ile inananlara bir hakikat olarak bildirmektedir.

       Ama maalesef son iki asırdır hem bir ışık ve ilham kaynağı olan Kur’an’dan hem de pozitif bilimlerden geri kalıp çalışmayıp tembellikte yapıldığından İslam coğrafyası sefillere oynar duruma geldi.

       Bunun neticesinde de geri kalmışlık İslam’a bağlandı. Oysa İslam Kur’an’ın ifadesi ile,

Allah indinde tek hak din.”, ve yine “Allah tarafından kemale erdirilmiş ve insanlardan razı olduğu tek dindir.

       Böyle bir dininde yeri kalmışlığa sebep olması düşünülemez. Bu olsa olsa Muhammed İkbal’in dediği gibi: “ Kusur İslam’da  değil Müslümanlardadır.”

         Evet kusur ve eksiklik evrensel ve kamil olan, Allah’ın tek dini olan İslam’da değildir.

Bilakis biz çağa yenik düşmüş, ilimden, irfandan, fenden, geri kalmış Müslümanlardadır. Bundan dolayı da İslam leke ve eleştiri getirmekteyiz. Müslümanların geri kalmış haline sebep arayanlar İslam’a işaret etmektedirler. İslam’a işaret ettikleri gibi İslam’ın reforma ihtiyaç duyduğunu da eklemekten de geri kalmıyorlar.  

       Doğrusu bir reform veya yenilik gerekiyor hem de en kısa zamanda ama İslam dininde değil, İslam dininin müntesiplerinin zihnine ve vicdanına yenilik ve reform gerekiyor.

      İslam’ın belli başlı inanç, ibadet gibi alanlarda reform olmaz. Çünkü bunlar değişmez kurallardır.

        Kaldı ki haşa bunları değiştirmekle ilerleme arasınsa bir bağlantı kurulamaz.

        Ama Müslümanların ahlak, vicdan, çalışma, üretme anlamında neyleri varsa yeniden gözden geçirmede bir beis yoktur.  Bilakis yerinde bir davranış olur. Hatta çok kalınmış bir hesaplaşma ve yeniliktir.

       Biz Müslümanlar başkalarına kızıp beddua edeceğimize öncelikle başımızı kumdan çıkarıp dünya gerçeklerine ve dinin hakikatlerine bakmamız lazım.

       Çağ çalışma, üretme, bilgi ve teknoloji çağı, onun için günün icabı ne ise ona göre yaşamalı. 

        Zira gücün temelinde bilgi ve çalışma vardır.

        Tabi bir de bunun yanında Müslümanların ortak şiar ve şuura ihtiyacı var.

        Bugün İslam coğrafyası, bütün bu gerçeklerden uzak kaldığı için kan, revan içindedir.

        Bugün İslam coğrafyası bu hakikatlerden uzak kaldığı için düşmana gerek kalmadan ümmet birbirinin kanını dökmektedir.

         Gaflet uykusundan en yakın zamanda uyanmak duası ile…

 

Dr. M. Zeki Uyanık

28.02.2016, Adana

adanapost.com

Önceki ve Sonraki Yazılar