Karne kimin karnesi...

Bir hafta sonra 20.Ocak 2017 Cuma günü ilk ve orta öğretim kurumlarında yarıyıl tatili başlayacak.

Milli Eğitim bakanlığının 9.Kasım 2016 itibariyle açıklamış olduğu istatistiklere göre ülkemizde anaokulundan liseye kadar öğrenim gören öğrenci sayısı 17. Milyon 559 bin. Bu öğrencilere eğitim vermek içinde bakanlık bünyesinde görevliöğretmenlerin toplam sayısı 832 bin kişidir.

Öğrencilere yarıyıl tatiline girerken ilk yarıyıldaki çalışmalarının karşılığı olarak nitelenen karneleri (!) de verilecek.
Karneyle birlikte birçok öğrenci ve ailesi sevinirken, birçok öğrenci ve ailesi de maalesef üzülecektir. Karnelerle birlikte bazı öğrenci ailelerinde sevinç ve neşe meydana gelirken bazı, ailelerde hayal kırıklığı ve hüzün oluşacak. Bazı aileler ise, olayı abartarak bu karneleri bir hayat memat meselesi haline getirecek.

Karneyi çocuklar alır ancak alınan karne aynı zamanda hem ailenin hem de eğitim sisteminin ve okulun karnesidir.

Karnenin anne-baba ve öğretmenlerce doğru okunması ve doğru değerlendirilmesi önemlidir. Karne, öğrencinin “başarı “ya da “başarısızlık” belgesi değil, öğrenciden beklenen yeterlilikleri ne derecede gösterdiğine ilişkin bir değerlendirmedir. 

Amaç öğrencinin eksikliklerinin giderilmesi için yapılması gerekenleri ortaya koymaktır.

 Karne konusunda en etkili değişken, anne-baba ve çocuk ilişkisidir. Çocuğun kendini geliştirmesine imkân sağlayan, kişiliğine saygı duyan, özgüven kazandıran ailelerin çocukları daha başarılı olmaktadır. Ailesinin sevgisi ile çocuk kötü karnenin meydana getirdiği üzüntüyü kolay atlatır. Aksi takdirde çocuğun dönem boyunca yaşadığı sıkıntı karneyle birlikte yeniden ivme kazanacaktır. Karnesi zayıf dahi olsa her çocuk tatili ve dinlenmeyi hak eder. Bu onun çocuk olmakla kazandığı bir haktır.

Peki, anne ve babalar ne yapmalı;

·         Okula yeni başlama, ergenlik döneminde olma, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve benzeri birçok özellik çocuğun zayıf bir karneye sahip olmasına yol açabilir. (Özellikle de ilkokuldan ortaokula, ortaokuldan liseye geçerken)Bu nedenle çocuğun bu tür özelliklere sahip olup olmadığı öncelikle dikkate alınmalıdır.

·         Kötü karnenin utanç verici bir durum değil, çaba gösterildiğinde aşılabilecek bir engel olduğu çocuğa hissettirilmelidir. Kötü notlar kadar iyi notlar da vurgulanmalıdır.

·         Karne tarihi gelmeden karne üzerinde konuşulmamalıdır. Bu durum aşırı kaygıya yol açabilir. Çok yüksek beklenti de benzer bir sorun doğurabilir.

·         Arkadaşları veya kardeşleriyle kıyaslanmak çocukların yaşayabileceği travmayı artırır. Bu nedenle kıyaslama yerine cesaretlendirme tercih edilebilir.

·         Sonuç ne olursa olsun çocuk sevildiğini hissetmelidir. Sevginin başarı şartlarına bağlı olduğu ailelerde çocukların değersizlik hissi çok yükselmektedir. Çocuğa ‘seni sen olduğun için seviyorum’ duygusu verilmelidir.

·         Anne-babalık rolleriyle, öğretmen veya uzman rolleri karıştırılmamalıdır.

·         Karne notları çok iyiyse, abartılı bir ilgi gösterilmemelidir. Maddi değeri yüksek olan hediyeler yerine, onunla sevdiği iş ve etkinlikleri paylaşmak daha olumlu bir etki meydana getirir.

·         Öncelikle çocuğun duygularının ifade etmesine imkân verip, neler yaşadığının değerlendirilmesi gerekir. Aşırı koruyucu ve kollayıcı bir yaklaşım sorunun yok farz edilmesine neden olur. Başarısızlığın nedeninin çocukla birlikte değerlendirilip, başarısızlığın neden olduğunun onun anlaması sağlanmalı, çözüm yolları ile sorunun nasıl aşılacağı çocukla birlikte değerlendirilmelidir. Çocuğun başarılı olduğu alanlar vurgulanarak, bunu da başarabileceği belirtilebilir. Belli kapasiteleri nedeni ile çocuğun daha fazlasını yapamayacağı düşünülüyorsa, anne-baba sevgisinin karnedeki notlardan bağımsız olduğunun ifadesi çocuk için faydalı olur.

·         Son söz olarak velilere bir kez daha seslenmek istiyorum.

·         Çocuklarınızın karnesini değerlendirip, çocukların psikolojisini hiçe sayarak rencide etmeden önce bir kez daha düşünelim. Bu karne sadece çocuğa verilen bir karne değildir. En az çocuklar kadar velilere, öğretmenlerin kendilerine ve tüm eğitimcilere, eğitim sistemine ve topluma verilen bir karnedir. Bu karneler bize, yani topluma verilen birer karnedir. Bu karne bizim karnemizdir. Zayıf notlardan sorumlu olan sadece öğrenci değildir.

Kısaca “Bu karne kimin?” “Bu karneyi kime veriyoruz?” “Karne neyi ifade ediyor?” Karneyi doğru okumak gerekiyor. Kalın sağlıcakla….

 

www.saitozdemir.net

 Sait ÖZDEMİR

 Aile Eğitimi Uzmanı&Uzman Psikolojik Danışman

Önceki ve Sonraki Yazılar