1. YAZARLAR

  2. Mehmet Yürekli

  3. Konuşan hayvanı insan ediyorsunuz?
Mehmet Yürekli

Mehmet Yürekli

Yazarın Tüm Yazıları >

Konuşan hayvanı insan ediyorsunuz?

A+A-

 

Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

Mehmet Akif Ersoy

İnsan yaratılış gereği, yani başlangıçta bir tabiat varlığıdır. Eğitim demek, bir bakıma kültür aktarmaktır.

Böylece insanı eğitmek, insanı tabiat varlığı olmaktan kurtarıp, bir kültür varlığı haline getirmektir. Onu ruhen şekillendirmektir. İnsanın kafasını, insanın kalbini, insanın nefsini terbiye etmekle eğitmiş oluyorsunuz.

‘Yani, bilgi ekiyor, görgü biçiyorsunuz! Bu bir sanattır’

Buna medenileşmede diyebiliriz. Tıpkı odun gibi olan bir varlığı, kütük gibi olan varlığı, kesiyor biçiyor, mobilya haline getiriyorsunuz.’ Mahir İz

Konuşan hayvanı insan ediyorsunuz’

Evet, insan ediyorsunuz! Bakınız bunu,  Allah Teâla , ruhen şekillenmeyen münafıkları oduna benzetiyor! Bakın ne diyor: ‘Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!’Munafikun, 4

 

Evreni ve insanlığı, doğumsuz ve ölümsüz, yani hilkatsiz ve kıyametsiz düşünemeyiz. Depremler, teknotik oluşlar kıyametin habercisi, artışlar, çoğalışlar, tabiatta ki doğumlar ve ölümler hilkatin ve kıyametin işaretleridir’

 

İnsan, yaratılışını düşünen, nedeni ve niçin i araştıran, yaratılış hikmet ve sırrını Din, Felsefe ve Sanat ta aramaktadır.

 

İnsan ruhu kendine ve zamana, geçmişe ve geleceğe bir anlam vermek için, göz ve gönül gezdirmekten geri durmamıştır yani hep insanlık neslinin yeryüzünden silinmekle yüz yüze geldiği anda insan ruhuna geçmez izlerini bırakmıştır.

 

İnsanın anlamını ekonomik ilkeye indiren doktrinler, insanı, kör ve sağır maddenin akışında materyalizm, biyolojik bir tür olarak görür insanlığı.

 

Evet, ne Marx’ın ‘insanın kendi kendini yaratması’, ne Sartre’ ın ‘İnsan kendini yapar’ görüşü, ne Camus’ un ‘Saçma’ ile açıklaması bir ışık tutabilmiştir yaratılış sırrına. Yani yaratma bu gelişmeyi içermektedir, ama gelişme yaratmayı içeremez’

 

Böylece hayatta ve evrende bir absürditenin bulunduğu bir gerçektir. Ama bu absürdite evrenin özü değil bir unsurudur. Kâinattaki ahenk, düzen, armoni adeta evrensel şuur akla durgunluk vericidir.

 

Ruh maddeye olan zıtlığından, çatışmasından, savaşmasından,  ona yenilmemek için didinmesinden dolayı ilerler, gelişir ve zenginleşirse de dünya ve evrendeki düzende iç kaynaşmalarla gelişir. Ahiret dünyada kazanılır.

 

Ekonomik çabalar beslenme ve üreme içgüdüsü devam etme şuuruna ait var oluşu açıklayamaz.

 

Halbuki insanın ne kadar da düşmanı çok, kendi kendinin düşmanı Nefs, emfüsî, içten vuran, öbür düşmanlarla elbirliği eden, onsuz insana hiçbir düşman zarar veremez’ Nefs, ruha zıt bir üslupla dünyaya yönelir, eşyayı kucaklar, para ve güce köledir. Ve ezelden gelen Nefsin ortağı Şeytanın atına binerek dünyaya zulüm tohumlarını eker’ Ne düzenler kurarlar insan için’

 

Evet’ ABD’de ve AB’de sarsıntı her geçen büyüyor. Kapitalizm tartışılıyor’

 

Küresel güç ABD ekonomisinin lokomotifi ise silah endüstrisidir. Dünyanın en borçlu ülkesi durumunda olan ABD silah bağımlısı olarak enerji ve doğalgaz kaynakları üzerindeki denetimini silah zoruyla sürdürüyor’

 

Bu Fravuni düzen için,  kısaca Üstad şöyle söyler:

 

Kapitalizm, şeytana sağ yanından, sosyalizm de sol yanından yanaşan bir sistemdir. Çok yüzlü şeytanın sağ yüzünü kapitalizm, sol yüzünü de sosyalizm meydana koyuyor. Kur’an anlayışında bu ikisi de solcudur. Kapitalizm, özelliği gereği kavramları bile sömürmektir. Sağcılık kavramı, onun bu zulmü altında inlemektir. Bu iki maddecilik akımı, gerçek hürriyet demek olan insanın Allah’a bağlanma akımını ortadan kaldırıp yerine şeytanın egemenliğini koymak istemektedirler.

 

Ama bir gün onlarda putların, firavunların akıbetine uğrayacaklardır.

Çünkü Allah’ın egemenliği her zaman için ve ebedîdir.

Şeytanın egemenliği ise bir süreyle sınırlı ve gelip geçicidir.’  Sezai Karakoç

 

‘Her mülk, bizim mülkümüzdür.

Çünkü bizim Allah’ımızın mülküdür.’ M. İkbal

 

Sanat, şüphesiz insanın geçmişini ve üremesini sağlayıcı faaliyetlerin örfünde, gaye olmaya yakın mahiyettedir. Ama Allah’ın sanatı önünde insan sanatı fazladan bir şey getirecek değildir. İnsanın bizzat kendisi O’nun eşsiz sanatından bir örnektir. İnsan sanatı O’nun sanatının gönül e vuran yankılarından doğmakta, O’nun tükenmez kaynağından beslenmektedir. O’nun her an mucizelerle dipdiri kaynaşan sanatını duymayan gönülden en ufak bir sanat kıpırtısı beklenemez.

 

Gerçek sanat,  O’nun sanatına götürecektir. Ve O’nun eserlerine olan hayranlık O’na olan sonsuz aşka engel olur. İnsan eşyaya takılmakta ve asıl hedeften geri kalmaktadır. Marifet bu bulanıklık içinde saf olan aşkı bulabilmektir.

Hak tecellî eyleyince, her işi âsân eder,
Halk eder esbâbını, bir lahzada ihsân eder.

Allahü teâlâ, işlerini sebeblerle yaratmamış olsaydı, kimse kimseye muhtâc olmazdı. Herkes, herşeyi Allahü teâlâdan ister, hiçbir şeye başvurmazdı. Böyle olunca, insanlar arasında, âmir, me’mûr, işçi, san’atkâr, talebe, hoca ve nice insanlık bağları kalmaz, dünyâ ve âhiretin nizâmı bozulurdu. Güzel ile çirkin, iyi ile fenâ ve mutî’ ile âsî arasında fark kalmazdı.

Böylece insanoğlu için en üstün duygu, Allah a olan sorumluluktur. İnsanoğlunun yaradılış sırrı, ruhu; haz, ödev, günah ve sevap dereceleri ile inen çıkan ruh, azapla neşe, acı ile sevinç arasında gidip gelerek varoluş sırrını arar durur. İnsanoğlunu en yüce duygulara, yaşantıya götüren dindir. O’nu biz görmesekte, O’nun bizi gördüğünü bilmek en üstün duygu’

 

Esasen Allah’ı bilme, O’nun önünde olma duygusunu İslam bilgin ve erenleri şu üç alanı birbirinden ayırmamışlardır. İnsan hem en yüksek din duygusu, hem en yüksek ahlak duygusu ve şuuru, hem en yüksek yaşam sevincini özünde taşımaktır.

 

Dindar insan, opurtinist değil, iyimserdir. İnançsız kişi opurtinist ve kötümserdir.  İslam la diğer dinler arasında bu noktadan ötürü büyük bir doktrinal fark vardır. Hıristiyanlık doktrininde, dünya nimeti, hazzı, özü itibarıyla din duygusuna zıttır. İslam’da meşru ölçülerde, aşırılığa kaçmadıkça, dünya nimeti manevi nimetlere aykırı değildir.

 

İnsan Allah’a ibadet etme, kul olma yolundaki gayretleri ile nebatlar, taş ve topraklar ve hayvanlardan ayrılmaktadır. İnsan, var oluşunun sırrına bu kul olma inancı ile ermektedir’

Yoksa tabiata, hayvanlara veya insana tapan insan, Allah’a ortak koştuğu için çirkinleşir, O’na karşı en büyük haksızlığı, saygısızlığı ve sucu işlemiş olur. Bu haksızlıktan ötürü her şey çürüyor, telef oluyor. Nefsinin kölesi oluyor’

Yalnızca Allah’ın önünde eğilen insan ne yücedir, ne güzeldir. Peygamberler, veliler, alimler sadece Allah’ın önünde eğildiler, kuvveti elinde bulunduran zalimlerin, firavunların önünde değil. Şüphesiz, insanların en alçalmışı, Allah’a değil de başkasının önünde eğilen, tapandır’

Allah’a ibadet etmek, kul olmak gerçek anlamda olmalıdır. Yani, belli formdaki ibadetler için fizikî eğiliş demek değildir. Kul olma; Kur’an da emredileni yapmak, nehiy edilenden kaçmak, tabiata iyi bakış, insana iyi davranış, ahlaklı, nazik, estetik, kötüyle savaş, iyiyle barış... Kısaca ‘yaratılanı severim yaratandan ötürü’ diye bilmektir’

 

Evet, Herkes ve her şey O’nun huzurundadır. Bizde O’nun huzurunda olarak bütün huzurdakilere gerekli davranışlarda bulunmak zorundayız.

 

Rönesans’tan bu yana, sınırımızı aşıyoruz. Bugünkü teknoloji, tabiata insanın daha çok şekil vermesini sağladı. Elektronik beyin atoma kadar inip, aya kadar çıkıp bir de suni bir insan yaparak isyan yarışmasını arttırdılar’

 

Ve insanlık sınırı aştı, gurura kapıldı, şeytanın atına bindi gitti gidiyor’

 

Yeryüzüne Allah’ın nizamı olan İslam hakim olunca bütün fitneler, bütün kötülükler ve huzursuzluklar yok olacaktır. O zaman yeryüzü adaletle, iyiliklerle ve huzurla dolacaktır’

 

Çare, bu çağda, bu zamanda, bu an Hüseyni duruşla yaşamak ve yaşatmakla olacaktır’

 

Mehmet Yürekli, 11.12.11, Adana

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.