Kurda zayıflama büyük avantaj

Yeni yılda aşıyla birlikte kademeli toparlanmaya girecek küresel ekonomi, zayıf döviz kuru avantajı yakalayan Türkiye'yi olumlu etkileyecek. 2021'de turizm, dış finansman ve dengeli kredi büyümesiyle ekonomisini onaracak Türkiye, girdi maliyetlerinin düşmesiyle üretim, istihdam ve üretimini artıracak.

Türkiye’nin üretim, istihdam ve ihracat konusunda zayıf kur sebebiyle avantajlı bir döneme girdiği ve yeni yılda bu avantajın sürdürülebilirliğinin sağlanması gerektiğine vurgu yapılıyor. 2020’ye göre gelecek yılın ekonominin daha iyimser seyredeceği ve toparlanmada hızlı bir ivmenin gösterileceği öngörülüyor.

Pandemiye karşı büyük mücadele veren dünya gibi Türkiye’de de aynı hassasiyetin gözlendiği, ekonomik verilerin krizden çıkışta sona gelindiğini gösterdiği ve aşılanmanın iyileşmeye destek vereceği görülüyor. Yeni yıldaki gelişmelerin, küresel ekonominin yanında Türkiye’ye de turizm, dış ticaret ve büyüme kapsamında fırsatları beraberinde getirerek olumlu yansıyacağı gözleniyor.

Mart ayında zirve yapması beklenen tüketici enflasyonuna (TÜFE) karşı faiz ve diğer uygulamalarla sıkılaştırmanın devam edeceği düşünülen Türkiye ekonomisinde, ikinci çeyrek ile birlikte turizmin de hareketlenmesiyle kur ve sektörlerde yaşanacak istikrarla enflasyonda aşağı yönlü hareketin başlayacağı, para ve maliye politikalarında bir rahatlamanın olacağı gözleniyor.

Öngörüler; hükümet ve Merkez Bankası’nın rahatlama sürecinde sıkılaştırmaya devam edeceği, özellikle likidite konusunda erken bir gevşemeye gitmeyeceği, jeopolitik gerginliklerden uzak durmaya çalışacağı ve salgına karşı aşılamaların zamanında yapılarak ekonomiye daha fazla moral verileceği etrafında birleşiyor.

Tahminlere göre, yeni yılda aşıyla birlikte kademeli toparlanmaya girecek küresel ekonomi, zayıf döviz kuru avantajı yakalayan Türkiye’yi olumlu etkileyecek. 2021’de turizm, dış finansman ve dengeli kredi büyümesiyle ekonomisini onaracak Türkiye, girdi maliyetlerinin düşmesiyle üretim, istihdam ve üretimini artıracak.

Politika Eylül’de start aldı

Türkiye’de “piyasa dostu” şeklinde uygulamaya geçen para ve maliye politikası 6 Kasım’da ekonomi yönetimindeki atamalarla farklı bir rota çiziyor. TCMB eski başkanı Murat Uysal başkanlığında gerçekleştirilen Eylül ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında 200 baz puanlık faiz artışıyla başlayan yeni politikalar, döviz kurunda istikrara açılan kapı oldu.

Lütfi Elvan’ın Hazine ve Maliye Bakanı, Naci Ağbal’ın TCMB Başkanı olmasıyla, ‘sermaye girişlerinin istikrarlı ve güçlü bir hale gelmesi, yerleşiklerin dolarizasyon eğiliminin tersine dönmesi, döviz alım ihalelerine yeniden başlanması için enflasyon göstergeleri ve enflasyon beklentilerinde kalıcı ve ikna edici bir iyileşme ile risk priminde istikrarlı bir düşüş eğiliminin gerekliliği’ne vurgu yapılması yurt içi ve yurt dışı piyasalarda olumlu algılandı.

Piyasaya verilen moral kazandırıcı mesajlarla ülke ekonomisinin en önemli datası olarak görülen Türkiye’nin kredi temerrüt takas risk primi 5 yıllık CDS’ler 21 Aralık’ta 321,18’lere kadar düşerek 2020 yılı Mart ayı başındaki 330’lu rakamlara döndü. CDS’ler 3 Mayıs’ta 643,15, 7 Ağustos’ta 595,42’lerden işlem görüyordu. Türkiye’nin 5 yıllık CDS’leri dün itibariyle 331,04 şeklinde ölçüldü.

Türkiye’nin 5 yıllık CDS’leri yaklaşık 300 puan gerilemesi piyasalarda moralli ve olumlu karşılandı. Döviz kurundaki düşüşlerle birlikte enflasyon ve fiyat istikrarına yönelik güven daha da arttı.

Dolarizasyonda artış hız kesti

Yeni ekonomi yönetiminin görev aldığı Kasım ayından bu yana yurt içi yerleşiklerin toplam bankalardaki döviz mevduatını ifade eden dolarizasyon datası yatay seyre geçti.

2002 yılında yüzde 61 ile zirve yapan, 2013 yılında ise yüzde 27 ile dip seviyelere inen dolarizasyon Kasım ayı başındaki yüzde 55,6’lik parametre, Aralık ayında bir puanlık düşüşle yüzde 54,6’ya indi. Dolarizasyon datasının önümüzdeki aylarda yüzde 50’lerin altına düşmesi bekleniyor. TCMB verilerine göre, 18 Aralık haftası itibariyle 3,3 trilyon TL’lik toplam mevduatın 1,8 trilyon TL’lik bölümü dövizden oluşuyor.

Merkez Bankası’nın son finansal karar duruşunda düşük enflasyon ortamının kalıcı olması için CDS’lerin düşüklüğü, ters para ikamesinin başlaması ve döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi, finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik ve finansal istikrarın yakalanmasına dikkat çekilmiş, hane halkının ters para ikamesi, ters dolarizasyonu başlatmasının beklendiği ifade edilmişti. 

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali de, ekonomideki iyileşme, normalleşme ve başlatılan politikaların sürdürülebilirliği için ters dolarizasyonun gerekli olduğuna vurgu yapmış, dolarizasyonun tersine dönmesi için ortalama alım seviyelerine yaklaşılmasıyla dövizde hızlı bir çözülmenin olabileceğini belirtmişti.

TL’nin yıllık kaybı yüzde 27

Piyasa dostu uygulamalarla geri çekilen döviz kuru ciddi geriledi. 6 Kasım 2020 tarihinde 8,5153 lira seviyesindeki dolar 26 Aralık 2020 itibariyle 7,5529’a indi ve yüzde 12,7 geriledi. 27 Aralık’ta 5,94’ten işlem gören dolar ise 26 Aralık’a gelindiğinde TL’ye karşı yüzde 27 değer kazanmış oldu. Şayet bugün dolar 8,50 lira seviyesinde hareket etmiş olsaydı, TL’ye karşı bir yıllık kazancı yüzde 43,2 olacaktı.

Döviz fiyatlarındaki artışla enflasyonda yükselişin olduğunu ve risklerin geçici olduğuna dair herhangi bir işaret görülmediğine ancak TCMB’de şahin duruşunun devamına yönelik yurt içi ve yurt dışı piyasa yorumları da dikkatlerden kaçmıyor.

ABD’li CitiBank, yeni ekonomi yönetiminin sıkı para politikasını, enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar sürdürme kararlılığında olduğunu, söz konusu duruşun TL’ye istikrar kazandıracağını ifade ediyor ve enflasyonun 2021 yılı sonu itibariyle tek haneye yakın seviyelere inmesinin mümkün olduğunu raporluyor.

Türkiye için fırsatlar doğdu

Yine ABD’nin ünlü yatırım bankası Goldman Sachs, İngiliz Barclays ile birlikte para politikasındaki değişimin kararlılıkla devam edeceğini tahmin ettiğini, enflasyonun yükselişi durumunda politika faizinin yüzde 20’leri bulabileceğini notlarına alıyor.

Rabobank Kıdemli EM FX Stratejisti Piotr Matys, Bloomberg’e verdiği beyanatta, “Yeni yılda iyimser olmak için çok sebep var. Kademeli bir şekilde normale döneceğimiz bir yıl olacak. Türkiye için de fırsatlar var ve muazzam fırsatlar da beraberinde gelecek. Kurdaki seviyelerin gerilemesi Türkiye’yi avantajlı hale getiriyor. Ancak Türkiye’nin zayıf kurdan ziyade istikrarlı kura ihtiyacı var” diyor.

Yine Deutsche Bank CEEMEA Araştırma Müdürü Christian Wietoska da, Türkiye’deki ekonomik gidişatın finansal açıdan iyi yola girdiğini, ancak risklerin de bulunduğunu söylüyor ve “Öncelikle Türkiye aşıda gecikme yaşamamalı. İkincisi Merkez Bankası erken bir gevşemeye gitmemeli ve jeopolitik riskler göz ardı edilmemeli” tavsiyelerinde bulunuyor.

Genel gidişatta toparlanma

Merkez Bankası’nın (TCMB) Aralık ayı reel kesim güven endeksi (RKGE) verilerinde bir önceki aya göre bir artış gözleniyor. Aralık ayı bir önceki aya göre 2,9 puan artışla 106,8’e çıktı. Arındırılmış RKGE ise 3 puan artışla 110,4 puana yükseldi. 

RKGE ve Sektörel Güven Endeksleri sıfır ile 200 arasında değere alabilmekte. 100’ün üzerindeki rakamları iyimser, 100’ün altındaki rakamları kötümser beklentileri; 100’e eşit rakamlar ise istikrarlı beklentileri işaret ediyor.

Söz konusu çerçevede siparişler, stoklar, yatırım ve genel gidişat aylık bazda toparlanma gösterirken, özellikle yatırımlardaki sıçrama dikkat çekici. Yalnızca siparişler 100 kritik eşiği altında kaldı. Satış fiyatları ve çalışan sayısına ilişkin beklentiler ise geriledi.

Tera Yatırım ekonomisti Enver Erkan, ileriye dönük beklentilerin özellikle aşılamadan kaynaklı iyimserliğini artırdığını, bu çerçevede imalat sanayiinde siparişler, yatırımlar ve üretime yönelik beklentilerin olumlu hale geldiğini yorumluyor. Ancak normalleşmenin pandemi sebebiyle istihdama kısa vadede yansımayacağını söylüyor. Erkan, reel sektörde enflasyon beklentisinin halen devam ettiğine de vurgu yapıyor.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre, KOBİ’ler toplam girişimlerin yüzde 99,8’ini, istihdamın yüzde 73,8’ini, ihracatın yüzde 56,3’ünü gerçekleştiriyor. KOBİ’lerin ihracatı 101,8 milyar dolar seviyesinde. Türkiye’deki işletmelerin 8,9 trilyon liralık yıllık cirosunun yüzde 65,5’ini KOBİ’ler yapıyor. KOBİ’lerin cirosu da yüzde 14,5 oranında bir artış göstermiş durumda.

Borsa İstanbul rekorlara alıştı

Merkez Bankası ve hükümetin “piyasa dostu” uygulamaları en fazla Borsa İstanbul’a yarıyor. Borsa İstanbul (BIST) tarihi rekorlarına devam ediyor.  Önceki hafta 1371 puanla seans içi 1370 puanla kapanışta tarihi rekor kıran BIST 100 endeksi geçen hafta 1410,32 seans içi, 1408,32 puan gün kapanışıyla yeni bir rekora imza attı. Borsa İstanbul’da rekor haftaları bitmedi. BIST 100, bu hafta da 1438,49 puanla seans içi rekorunu tazelerken kapanış rekorunu da 1408,32’den 1426,03’e taşıdı.

Borsa 30 Ekim’den bu yana yükseliş kanalına girdi ve 2 ayda yüzde 28,2 prim yaptı. 30 Ekim’de 8,3130 liradan satılan dolar, 7,5529 liraya düşerken yüzde 10’luk bir değer kaybına uğradı. Euro 30 Ekim’de 9,7289 liradan işlem görürken dün 9,2454’e geriledi ve TL’ye karşı yüzde 5,2 oranında geriledi. 30 Ekim’de 508 lira olan altının gramı 26 Aralık’ta 457 liraya indi ve yüzde 11,1 değer yitirdi.

Haftalık bazda ise Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi yüzde 1,26 değer kazandı. Dolar, euro ve altın ise değer kaybetti. Dolar yüzde 0,98, euro yüzde 1,64 ve altının gramı yüzde 0,63 yatırımcısına kaybettirdi. Yurt içi piyasalarda 1000 TL’lik yatırım borsada 1012,6 lira, dolarda 990,2 lira, euroda 983,6 lira ve altında 993,7 lira oldu.

Yatırım fonları bu hafta yüzde 0,06, bireysel emeklilik fonları da yüzde 0,53 değer kaybetti. Kategorilerine göre bakıldığında ise yatırım fonları içinde en çok kazandıran yüzde 0,54 ile hisse senedi fonları oldu.

Türkiye’de Aralık ayı ekonomik güven endeksi (29 Aralık), Kasım ayı dış ticaret dengesi (31 Aralık) ve TCMB Para Politikası Kurulu toplantı özeti açıklanacak. Yılbaşı tatiline giren yurt dışı piyasalar da gelecek hafta; ABD’de Dallas FED imalat verisi, S&P konut verileri, toptan stoklar, imalat ürünleri dış ticaret dengesi, perakende stoklar, bekleyen konut satışları, haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve Çin’de CFLP PMI imalat – imalat dışı verileri takip edecek.

BIST 100… 1426 puan ile tüm zamanların en yüksek seviyesindeki kapanışını gerçekleştiren Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi Aralık ayı faiz kararını kazanca çeviren en önemli yatırım aracı oldu. Borsa haftalık yüzde 1,26 değer kazanırken 2021 yılı için de iyi mesajlar verdi. Yılbaşı tatili sebebiyle erken kapanışların gerçekleştiği yurt dışı piyasalardaki olumlu hava da BIST 100’ü olumlu etkiledi. Türkiye’nin ekonomik riskleri ise aşı çalışmaları, cari işlemler açığı, bütçe açığı, gıda ve emtia fiyatlarındaki artışa bağlı yükselen enflasyon. Yurt dışı borsaları aşı çalışmaları, global ekonomide toparlanma beklentileri, AB ile İngiltere arasında Brexit’te anlaşma sağlandığına dair haberler küresel borsalarda risk iştahını destekliyor. Endeksin 1400 üzeri kapanışları piyasada yeni bir rekorun işareti olarak görülüyor. 1410 desteğindeki BIST 100 endeksinde 1441 önemli bir direnç. Buranın kuvvetli aşılması borsayı sürekli artış kanalına itebilir. İkinci destek ise 1392. Buranın kâr satışlarıyla aşağı yönlü kırılması 1368’leri gündeme getirebilir.

DOLAR/TL… ABD doları yüzde 0,98 değer kaybederek 7,5760 liradan haftayı tamamladı. Doların 7,60 liranın altına sarkmada TCMB’nin faizleri yüzde 17’lere çıkarmasının etkisi büyük. Yılbaşı tatili sebebiyle yurt dışında işlemlerin yavaşlaması doları da etkiledi. Uluslararası dolar endeksi geçen haftaya göre 1 puan yükselerek 90 seviyesine geldi. Özellikle döviz piyasasında İngiltere – AB Brexit anlaşması sebebiyle pozitif bir hava hakim.  ABD tarafında teşvik paketi ve savunma bütçesi yeniden görüşülecek. Piyasada negatif bir yansıma olmaması Trump’ın başkanlığının son günleri olması ve Joe Biden beklentisi. Türkiye’de piyasa dostu politikaların devamlılığı süresince dolar/TL kurunun 7,50’nin altına sarkma ihtimali yüksek. Kurda ilk destek 7,53 seviyesi. Sonraki destekler 7,20’lere kadar iniyor. İlk direnç noktası ise 7,60 lira. Tepki alımlarıyla birlikte 7,75’lerin yeniden denenebileceği yorumları yapılıyor. Ancak kurun düşüş trendinde olduğu gerçeği de ortada.

EURO/TL… Avrupa parası euro TL karşısında yüzde 1,64 değer kaybederek 9,2160 liradan haftayı kapattı. Kur tepki alımlarıyla 9,24’leri yukarı yönlü zorluyor. ABD’de teşvik paketiyle ilgili belirsizlik ve AB-İngiltere’nin Brexit anlaşması euronun güçlenmesine sebep oldu. 1,22’ye kadar yükselen euro/dolar paritesi, dolar/euro paritesini de etkilemesine karşılık, TL’nin güçlülüğü karşısında euro geçen hafta olduğu gibi bu hafta da değer kaybına uğradı. Euro/dolar paritesinde destek 1,2170, direnç ise 1,2270 olarak görülüyor. TCMB’nin 200 baz puan faiz artışıyla politika faizini yüzde 17’e çıkarması euronun da hızını kesti. Euro küresel bazda değer kazandı ancak Türk Lirası karşısında tutunamadı. 9,24 seviyelerinde gezinen euro/TL paritesinin 9,21 ve 9,16’da kuvvetli destekleri, 9,28 ile 9,32’de ise ciddi dirençleri bulunuyor. 9,21 liranın aşağı yönlü kırılması durumunda 9,15’li seviyeler ortaya çıkabilir.

ALTIN… Kapalıçarşı'da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 0,63 kayıpla 458,80 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 0,65 azalışla 3.043,00 liraya geriledi. Geçen hafta 748,00 lira olan çeyrek altının satış fiyatı ise 743,00 liraya düştü. Dolar kurundaki düşüşe paralel değer kaybeden gram altın, TCMB’nin faiz kararı ardından bir önceki güne göre yüzde 1,6 düşüşle 452,8 liraya indi. Hafta sonu toparlanan altının gramı 457 liraya kadar çıktı. Altının gramı düşüş trendine girdi. Altının direnç seviyesi 461 lira. Destekler ise 451 ve 446 lirada yoğunluk kazanıyor. Yurt dışında ise ABD ve Avrupa piyasalarının yılbaşı tatili sebebiyle sınırlı işlemler yapması ons altını 1861 dolara indikten sonra daha sonra 1883 dolar seviyesine yükseldi. Ons altında AB-İngiltere Brexit anlaşması ve ABD’de teşvik paketi ile savunma bütçesindeki belirsizliğin altını yukarı taşıdığı yorumlanıyor. Ons altında destek 1880, direnç ise 1840 dolar civarında şekilleniyor.

PETROL… İngiltere’de mutasyona uğrayan koronavirüs ile ilgili belirsizlik sürerken beklenen yasakların petrol talebi üzerindeki etkisi henüz aşılabilmiş değil. Aşı çalışmaları ise petrol fiyatları üzerinde dalgalı bir seyir izletiyor. Talep açısından seyahat kısıtlamaları negatif bir durum olduğu için petrolü baskılıyor. Ancak kademeli bir şekilde petrolde bir toparlanma izleniyor. Doların global bazda zayıflaması ve ABD’den gelen stok verileri brent petrolde fiyatları yukarı yönlü desteklese de varilin 55 doları geçme ihtimali zor. OPEC de aşı ile normalleşeceği tahmin edilen küresel ekonomi için Ocak ayından itibaren 500 bin varil üretmeyi planlıyor. Ancak talep kaynaklı endişeler de halen petrol üzerindeki baskısını sürdürüyor. Brent petrolde destek 48-49 dolarda. Direnç ise 53-54 dolar olarak zikrediliyor. Teksas tipi petrol (WTI) de brentten farksız. 48 ile 49 dolar arasında gidip gelen WTI’da 22 günlük ortalamaya denk gelen 46,55 dolarlık seviyeye yeniden geri dönülmesinden korkuluyor.

analizgazetesi.com.tr / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar