İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Küresel Semayenin yeni projesi “Cemaatler çatışması”..

İki asırdır Anadolu’yu kontrol altına almaya çalışan Küresel sermaye çeşitli entrikalarla sarayına girerek Osmanlı Devletini yıkmayı başarmıştı. Birinci dünya savaşının emperyalist paylaşımına sahne olan İslam coğrafyasında Anadolu için besledikleri emellerini gerçekleştirdiklerini sanıyorlardı. Ancak hesaba katmadıkları bir şey vardı. O da, necip Türk milletinin asla istiklallerinden ve özgürlüğünden vazgeçen bir millet olmadığıydı.Tarih boyunca onlarca devletinin yıkılmasına rağmen yeniden bir devlet kurmayı başarmış bir milleti, Türk milleti, öyle de oldu. Mustafa Kemal önderliğindeki Milli Mücadeleciler emperyalistlerin bu hevesini kursağında bırakarak Osmanlı Devletinin küllerinden yeni bir devlet kurdu adına da Türkiye Cumhuriyeti Devleti denildi.

 

Anadolu’ya hakim olma emellerine zorunlu olarak ara vermek zorunda kalan Küresel Sermaye birinci dünya savaşı, Sevr ve Lozan’da elde edemediklerini Atatürk’ün vefatından sonra 1941 yılından itibaren askeri, siyasal ve ekonomik alanda Türkiye’ ye dayattığı ikili antlaşmalar ile abluka almaya başladı.

Küresel sermaye Türkiye’ye yerleştirdiği provokatörleri ve içeride yetiştirdikleri işbirlikçi aktörler vasıtasıyla önce 1950’lerin sonlarına doğru Türkiye’de öğrenci ayaklanmaları ile kaos ortamı oluşturdular. Bunu 1960’lar sonrasında tekrarlayan Küresel sermayenin aktörleri 1970’li yılların ortasında sağ-sol çatışmaları adı altında kardeşi kardeşe vurdurmaya başladılar 1980 Askeri darbesi ile sağ-sol çatışmalarını sonlandıran Küresel sermaye Türkiye’de oluşturduğu iktidar vasıtasıyla Türkiye’yi küresel sermayenin şirketlerinin pazarı haline getirdiler. Ancak bu Anadolu üzerindeki emelleri için yeterli değildi. Türkiye bölünerek parçalar haline getirilmeli ve hâkimiyetleri altına alınmalıydı. Bunun için Türk milletini sağcı-solcu diye çatıştırmakla zaman kaybedilmiş yerine Türk milletini daha ayrımcı bir bölünmeye götürecek plana ihtiyaç duyulmuştu. Hassasiyeti olan ve daha önce birkaç kez denenen Alevi-Sünni çatışmasını kaşımak istediler yine tutmadı. Bu defa Türkiye’de bin yıldır etle tırnak haline gelmiş Kürt ve Türk halkını birbirine düşürmek ve kırdırmak için PKK terör örgütünü ortaya sürdüler. Otuz yıldan fazla süredir Türkiye’nin başına bela ettikleri terör örgütü ve onun siyasi uzantıları vasıtasıyla bu birbirinin içine girmiş Türk ve Kürt halkını birbirine düşürmeyi başaramadılar.

1980’lerin sonlarına doğru her köşede üniversite talebeleri ve işsiz gençlerin ellerine tutuşturdukları Anket formları ile Türk milletinin karakteristik özelliklerini analiz eden. 1990 sonunda ilik kanseri olan Dr. Oktar Babuna için on binlerce kan örneği toplatarak Türk milletinin DNA yapısını inceleyen Küresel sermaye. Türk milletinin muhafazakâr yapısının ağır bastığını tespit edince, Türkiye üzerindeki emellerini gerçekleştirmek üzere  “Ilımlı İslam” projesini devreye soktular. 28 Haziran 1996 tarihinde İslamcı politika yürüten Cemaat ve Tarikatlara yakınlığı ile bilinen Prof.Dr. Necmettin Erbakan’ın Refah Partisi ile merkez sağ’da Doğru Yol Partisine REFAHYOL hükümetini kurdurdular.

Tarikat ve Cemaatlerin devlette kadrolaşması;

1983 Turgut Özal’ın ANAVATAN iktidarı ile birlikte tarikat ve cemaat mensuplarının gizlice devlet içerisine sızma faaliyetleri REFAHYOL döneminde ayyuka çıkarak deşifre oldu. Müslim Gündüz, Ali Kalkancı ve Fadime Şahin gibi piyonlar sahneye sürülerek ülkeyi 28 Şubat sürecine getirdiler.

28 Şubat, “Ilımlı İslam” projesinin mihenk taşıdır;

28 Şubat ile İslamcı politika yürütenlerin mağdur edildiği imajı oluşturuldu. Nede olsa Türk milleti her zaman mağdur ve mazlumun yanında olmuştu.

28 Şubat “Milli Görüş” ve Müslüman kesime yapılan bir “post modern” bir darbe olarak nitelendirilse de aslında oluşturduğu mağduriyetten aktörlerine kazanım çıkarmıştır.

Okuduğu şiir nedeniyle mahkûm edilen ve mağdur duruma düşen İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı R.Tayyip Erdoğan ve Küresel sermayenin okutup yetiştirdiği Abdullah Gül Refah Partisi içerisinden “Yenilikçiler ve Erdemliler Hareketi” olarak ayrılmış. Erdoğan-Gül ikilisinin arkadaşları ile birlikte AK Parti’nin kurulmasını, Gülen cemaatinin de desteği ile 2002 seçimlerinde iktidar olması sağlamıştır.

ANASOL-D ve DSP-ANAP-MHP üçlü koalisyon hükümetinden sonra devlet içerisinde Türkiye tarihinin en büyük cemaat yapılanması AK Parti iktidarı döneminde gerçekleşti. Gülen Cemaati Ordu, Emniyet, İstihbarat olmak üzere devletin tüm sinir noktalarını ele geçirdi.

17-25 Aralık 2013 Vakası ile başlayan AKP-Cemaat çatışması, hala şifreleri çözülemeyen, arkasında cevaplanmamış birçok soru bırakan15 Temmuz 2016 Askeri Kalkışma vakası ardında devlette Gülen Cemaatinin tavsiye operasyonunu getirmiştir.

Devletin sinir noktalarına kadar yerleşen Gülen cemaatine mensup kişilerin FETÖ kapsamında temizlenmesi üzerine boşalan kadrolara diğer cemaatlere mensup müritlerin yerleştirildiği konusunu “Devlette kadrolarında Cemaat değişimi” başlıklı yazımda bu konuyu genişçe anlatmıştım. (goo.gl/wqmCLn)

Bu her cemaat ve tarikatın Gülen cemaati (FETÖ) ile aynı amaca hizmet ettiği anlamına gelmediği gibi, olmayacağı anlamını da taşımamaktadır.

Bununla birlikte devlet içerisinde Gülen Cemaati gibi uzun zamandır kadrolaşmaya çalışan, Gülen cemaati ile aynı kulvarda faaliyet gösteren. Gülen Cemaatinden sonra devlet içerisinde etkinlikleri artan iki cemaatin olduğunu, Küresel sermayenin Gülen ve bu iki cemaati bir çatışma içerisine sokacağına dair ciddi bilgi ve bulgular ortaya çıkmaktadır.

Küresel sermayenin, Öğrenci hareketleri,Sağ-Sol çatışması, tutmayan Alevi-Sünni ve Türk –Kürt çatışmasından sonra Anadolu’yu ele geçirme planları için Türkiye’de devreye sokmaya çalıştığı yeni proje “Cemaatler Çatışmasıdır”..

Türkiye’nin geleceği ve istiklalini koruması için başta iktidar ve TBMM’deki partiler olmak üzere etnik ve mezhepsel ayrılıkların (bu Türkiye’nin zenginliğidir)  bir kenara bırakılarak. Küresel sermayenin bu kirli ve hain planlarını geçmişte olduğu gibi bugünde boşa çıkarmak için. Topyekûn birlik olmasının, Küresel sermayeye karşı Yeniden bir Milli Mücadele için gün, el ele verme günüdür.

 

 

İbrahim Halil SİPAHİ

03.09.2017/adanapost.com

Twitter.com/ihalilsipahi

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.