İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Kutuplaşma,

Kutuplaşma; zıtlaşmadır, ayrışmadır,

Bir ülkede toplumun kutuplaşması, o ülkenin başına gelebilecek büyük felaketlerin habercisidir.

Kutuplaşma; iç barışın zedelenmesi, bölünme, dağılma, çatışma tehlikesini tetikler. Bu tehlike, kutuplaşmanın genellikle toplumun, halkın tüm dokularına sirayet etmesiyle ortaya çıkar.

Bu durum millet olmanın şuurunun zedelenmesi, ortak müştereklerin, ortak inanç ve kültürün ve ortak olan her unsurda ayrışma halidir.

 

Türkiye’de 1967-1980 yılları arasında sağ-sol siyasi ayrışmalarla kardeş kardeşe düşman edilerek yapılan kutuplaşmada  beş binden fazla insan hayatını kaybetmişti.

1980 darbesi sonrasında Ermeni terör örgütü ASALA’nın artıkları ile takviye edilerek Türkiye’nin başına bela edilen PKK terör örgütü ile bir müddet sonra Türk-Kürt çatışması çıkarılmak istenmiş bütün çabalara rağmen bin yıldır birlikte yaşayan et ve tırnak haline gelen iki topluluk bu oyuna düşmemiştir.

 

Türkiye bu elli yıllık süreçte  sağ-sol çatışmaları ve teröre uğraşırken araya zaman zaman Alevi-Sünni mezhep çatışması sıkıştırmaya çalışılsada bunda başarı sağlayamamışlardır.

Türkiye’de üzerindeki şimdiki kutuplaşma tehlikesi ise Dindar-Dinsiz!( dindar olmayan) çatışmasıdır;

 

İmam Hatipler ve başörtüsü ile başlayan 28 Şubat süreci ile laik- Laik olmayan veya Dindar ve Dinsiz!( dindar olmayan) diye bir ayrışmaya dönüşen inanç kutuplaşması her geçen gün tehlikeli bir boyuta doğru gidiyor.

 

Son 15 yılda iktidardan da güç alarak sokaklarda  yakasız gömlek, cubbe, şalvar veya bol pantolon giyen, başında sarığı çeneden aşağı uzayan sakalı erkekler, başörtülü, tesettür kıyafetli, bazılarının gözlerinin dahi görünmediği siyah çarşaflı (bukra) kadınlar hızla yaygınlaşmaya başladı.

Buna karşılık kış mevsiminde vucut hatlarını en ince ayrıntısına kadar ortaya koyan kıyafetler giyerken havaların ısınmasıyla, 1960’ ların kadın deniz kıyafetlerini andıran kıyafetlerle sokaklarda dolaşan kadın ve genç kızlar siyah ve beyaz gibi zıt sokaklarda boy gösteriyor.

 

Aynı apartmana giriş çıkışta , sokakta, toplu taşımada karşılaşan normal ve açık kıyafetlililer kapalı kıyafet giyenler birbirlerine neredeyse düşmancasına nefret dolu gözlerle bakıyorlar.

Açık kıyafet giyen genç kız ve kadınlara sözlü sataşmalar bazen de tekme tokatlı saldırılara dönüşüyor. Daha geçtiğimiz hafta dolmuşta şort giyen genç bir kıza arka koltukta oturan genç tepkisini genç kıza tokat atarak gösteriyor.

 

Bunun gibi olaylar hemen hergün ülkenin bir köşesinde yaşanıyor.Elbette sadece açık kıyafet giyenler değil hala başı örtülü kadınlar, sakallı erkeklerde diğerleri tarafından ötekileştiriliyorlar.

Geçtiğimiz Aralık ayı sonlarında İngiliz Financial Times’ın “Kutuplaşma son bulmazsa Türkiye yönetilmez hale gelecek” manşetini taşıyan haberinde Türkiye’deki siyasal ve dinsel  kutuplaşma dikkat çekiyordu.

Financial Times’ın bu haberi Türkiye üzerinde oynanmaya çalışılan yeni oyunların aslında bir habercisidir.

 

Toplumumuzu böyle bir oyunun içerisine düşmekten kurtarmak ülkeyi idare ednlerle birlikte muhalif siyastinde bir numaralı meselesi olmalıdır.

Dayatmacı yaklaşımlar, ancak ve ancak etnik, mezhep ve inançlar üzerinde ayrımcılığı besler. Bunun faturasını yine bu millet öder.

 

 

İbrahim Halil SİPAHİ

27.06.2017/adanapost.com

twitter.com/ihalilsipahi

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.