Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Merkel’i Hegel’in efendi köle diyalektiğinde tartmak

Merkel’i Hegel’in efendi köle diyalektiğinde tartmak

Medyaya yansıdığına göre, Almanya başbakanı Angela Merkel, Alman televizyon kanalı ARD’de yayınlanan bir programa katılarak, sorulara cevaplandırmış..

Programda Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in geçen hafta göçmenlerle “Kahve Sofrasında” bir araya gelerek “Birinci ve ikinci sınıf vatandaş yoktur." sözleriyle ırkçılığa karşı bir açıklama yaptığının hatırlatılması üzerine Merkel, kendisinin de geçmişte göçmen kökenli gençlere sıkça “Ben sizin de başbakanınızım.” dediğini aktarmış.

Bu açıklamalar, Almanya’da yaşayanların özgür ve eşit olduğu iddiasını vurguluyor. Gerçek öyle mi? Elbette değil. Almanya’da Müslümanlar baskı altında..

Nitekim Merkel de farkında Almanya’da Müslümanların ezilişinin.

Türk asıllı futbolcu Mesut Özil ile ilgili yaşanan tartışmaya da değinen Merkel, "Fotoğrafın doğru veya yanlış olduğu konusunda farklı fikirlerde olunabilir. Ancak ardından yaşanan tartışma biçimi kısmen hiç hoşuma gitmedi." değerlendirmesinde bulunmuş. Haber ajanslarının aktardığı söz bu.

Merkel, bu konuda net bir görüşe sahip olduğunu belirterek, “İster Özil olsun ister başkası olsun, göçmen kökenli birisi 'Bana bu toplumda düzgün bir şekilde davranılmıyor’ diyorsa, bunu en azından ciddiye almak ve konuşmak gerekir." ifadesini kullanmış. Müslümanların varlıklarını kabul edip insan yerine koymanın asgarisi olan dinlemeyi göstermek gerekir boyutuna getirmiş sözü..

Türk kökenlilerle yaptığı bir görüşmede liseye giden başörtülü bir kızın kendisine "Ben Friedrichstrasse’de (Berlin’de bilinen bir cadde) yürüdüğümde benim matematikte pekiyi aldığıma kimse inanmaz. Bunu gözlere baktığımda anlıyorum." dediğini aktaran Merkel, “Bunu ciddiye almak gerektiğini düşünüyorum. Benim böyle bir deneyimim yok." şeklinde konuşmuş.

Empati yapmak, muhatap olmak, ciddiye almak, umursamak ve dinlemek.. Almanya’da Müslümanlar kendilerini serbestçe ifade edebilsinler diyor.

Konuyu Hegel’in efendi köle diyalektiğine taşıyacak olursak, “Bırak kendini anlatsın, onu dinlemen, onun varlığına duyarlılık göstermen, onu tanıdığın anlamına gelmez.. Sen efendi olduğunu unutma! Köleni de dinle, rahatlat, temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalış. Bu yaklaşım, Müslümanı seninle eşit hale getirecek tanıma değildir.” demeye getiriyor.

Kısaca Almanya Başbakanı Merkel, ırkçı saldırılar nedeniyle Almanya Milli Takımı'ndan ayrılan Mesut Özil konusunda ülkede yaşanan tartışma biçiminin hoşuna gitmediğini belirterek “bunu en azından ciddiye almak ve konuşmak gerekir." demiş. Merkel’in yaklaşımını Hegel’in efendi köle diyalektiğinde tartacak olursak bütün bu sözlerinin anlamı şu:

Her Alman efendi olabilmek için en az bir Müslüman köle sahibi olmalı, köle hizmeti almayı ve köleyle yaşamayı öğrenmeli.. Mesut Özil ile konuşmak, eskisi gibi Alman futboluna hizmete, katkı yapmaya ikna etmek gerekir.

haber7.com / yazının devamı..

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.