İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Mesele Gülen’in iadesi mi? sonrası mı?

 

15 Temmuz darbe girişimi ardından FETÖ terör örgütünün elebaşı Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi yeniden gündeme geldi.

Türkiye’de devletin en önemli karar alma mercii olan Milli Güvenlik Konseyi (MGK)’nde, Fethullahçı Terör Örgütü “FETÖ” terör örgütü olarak tescil edilmişti. Bu konuda soruşturmalar yapılarak iddianameler hazırlanmış, gıyabında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanan. Ancak ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan, terör örgütü elebaşı Fethullah Gülen’in ABD’den Türkiye’ye iade edilmesi hazırlıklar başlatılmasına rağmen çalışmalar ağır gidiyordu, ta ki 15 Temmuz darbe girişimine kadar.

 

ABD Gülen’i verecek mi? vermeyecek mi?

Öncelikle 15 Temmuz darbe girişimi ve suçlamalar konusunda Fethullah Gülen ne diyor? Gülen önemli yayın organlarına yaptığı yazılı açıklamada;

“-Ben hayatımda hep darbelere karşı çıktım, her şartta demokrasiyi savundum.

"-Benim 15 Temmuz darbesiyle uzaktan yakından ilişkim yok.

"-Türkiye’de bana tuzak kuruluyor.

"-Asıl mesele, adil yargılama meselesidir. Benim Türkiye’ye iade edilmem halinde, orada benim adil yargılanmam söz konusu olmaz, Türkiye’de bugünkü şartlarda benim için adil yargılama kurallarının geçerli olacağını tahmin etmek hayaldir”.

Gülen, kendini savunurken iade konusunda endişelerini de dile getiriyor.

 

ABD için ise, bu tür kişilerin önemi yoktur. İnsan hakları ve özgürlüklerini, ABD yasalarını öne sürerek, Gülen hakkında somut deliller istemesi, iade konusunda işi yokuşa sürmesindeki tutumu. Gülen’in ABD için önem taşıdığından değil, ABD Gülen’in karakaşı, kara gözüne vurgun da değil. Bununla birlikte ABD için hiç kimse vazgeçilmez de değil.

ABD’nin Gülen’i himaye etmekte de değil, ABD yalnız kendi çıkarlarını düşünür. Gülen’in iade edilmesi konusunu nasıl kendi lehine bir kazanca dönüştüreceğini, Türkiye’ye nasıl yaptırımlarda bulunacağını düşünür. Elbette bunun için ön şart olarak, adil yargılanma garantisi ve idam edilmeyeceği garantisini isteyerek pazarlığa başlayacaktır.

ABD kazanç elde edemeyeceği, yaptırımları için bir koz elde edemeyeceği işe girişmez. Bunun en önemli örneğini 1999 yılında PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ı teslim ederken yaşadık. Öcalan’ı veren ABD, Gülen’i aldı.

 

Türkiye Öcalan konusunda düştüğü hataya, Gülen konusunda asla düşmemelidir.

1999 yılında ABD, Yunanistan, İtalya derken Kenya’ya naklettiği Abdullah Öcalan’ı burada sözde ele geçiriyor. Öcalan’ın yakalandığı haberi Türkiye’ye iletiyor. Türkiye ABD’den Öcalan'ın verilmesini istiyor. ABD bu, şartsız şurtsuz günahını vermez. “Veririz ama iki şartımız var” der.

"1-Sizde idam var, idam cezasını kaldıracaksınız.”

"2-Adil yargılama koşullarının tamamını yerine getireceksiniz.”

Zaten Türkiye 1 Kasım 1998’de Kophenang’da AB katım bildirgesini imzalarken bu sözü vermişti.

Bu nedenle Türkiye düşünmeden söz veriyor. Önce adil yargılama tüm koşullarıyla yerine getiriliyor. Mahkemenin kendisi, savunma hakkının sonuna kadar kullanılması, açık duruşma, koşullar ne ise, hepsi yerine getiriliyor.

PKK Terör örgütü elebaşı Öcalan 1999 yılında Türkiye’ye getirilerek yargılanmış idam cezasına çarptırılsa da. 03 Ağustos 2002 tarihinde TBMM’de yapılan oylamada 320 milletvekili  “EVET” oyu verince 4771 sayılı kanunla idam kaldırılması ile cezası ömür boyu hapis cezasına çevrilmiştir.

Dip not: Bu oylamadan sonra R.T.Erdoğan AKP Genel Başkanı olarak Hürriyet gazetesine verdiği demeçte:” Bu çok büyük bir basarıdır"."Ben, burada özellikle TBMM’yi takdir ediyorum, alkışlıyorum. “demiştir.

 

Öcalan 17 yıldır cezaevinde PKK hala can alıyor;

Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesi, yargılanması ve ardından ömür boyu hapis cezası ile İmralı cezaevine konulması. Bölücü Terör Örgütü ve Avrupa lobisi tarafından PKK’nın uluslararası arenada Öcalan’ı stratejik bir konuma getirerek örgütü legalleştirme noktasına taşımıştır. Bunun neticesinde Türk hükümeti örgütün İmralı, kandil ve siyasi kanadı ile “çözüm süreci” adı altında masaya oturmuştur.

ABD’nin bölücü başı Öcalan’ı paketleyip Türkiye’ye verirken uyguladığı taktik hamlelerini zaman içerisinde gördük. Şimdi Öcalan gibi, ilerleyen günlerde Gülen’in de iadesi konusunda ABD’nin aynı taktik hamlelerini göreceğiz.

Uçak krizinden sonra yeniden düzelmeye başlayan 9 Ağustos 2016 Salı günü Erdoğan-Putin görüşmeleri ile Türkiye Rusya arasındaki ilişkilerin eskisinden daha iyi seviyeye yükseltilmesi için el sıkışması. İki ülke arasındaki iyi ilişkilerden rahatsız olan ABD için, Gülen’i önemli bir koz haline getirecektir.

ABD elindeki böylesine önemli bir kozu nasıl lehine çevireceğini hesaplayacaktır. Özellikle Suriye, PYD ve Ortadoğu eksenli bir pazarlık aracına dönüştürmek isteyecektir. Türkiye’yi IŞİD, PKK terörü konusunda Gülen kozunu devreye sokacaktır. Tabi ki birde Rusya faktörü var.

ABD, süresiz oturma izni olan Fethullah Gülen’i, Türkiye’ye iade eder mi? etmez mi? Bu, zamana ve ABD’nin Gülen’den kar elde edip edemeyeceğine bağlı.

Terörist başı Öcalan iade edildi yargılandı ve 17 yıldır İmralı cezaevinde. Öcalan’ın kurmayları! Kandilde eskisinden daha güçlü, terör örgütü siyasi yapılanmasını tamamladı, AB ülkelerinde siyaseten tanınıyor. PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD, ABD tarafından terör örgütü olarak görülmüyor üstelik ABD’nin müttefiki ve en önemlisi terör örgütü PKK, hala her gün can alıyor.

 

Yılardır “haşere devletin içinde yuva yapıyor, tedbiri alın” derken “hocaefendi (haşere)den zarar gelmez” derken, bugün aldatıldık diyenler. FETÖ Terör örgütü elebaşı Gülen’i ABD’den getirerek yargılayıp, ömür boyu hapis etse veya idam etse, devletin en mahrem yerlerine kadar giren yuva yapan haşereler (FETÖ’cü) ve bunların bıraktığı tohumlar temizlenemezse Öcalan-PKK durumundan ne farkı olacaktır.

İşte bütün mesele burada, önemli olan ABD’nin Gülen’i verip vermeyeceği değil Gülen sonrası FETÖ yapılanmasının ne olacağıdır.

 

         

İbrahim Halil SİPAHİ

10.08.2016/adanapost.com

twittercom/ihalilsipahi

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.