Mustafa Yürekli: Erdoğan, Atatürk tipi bir lider. Gerçekçi ama idealist!

Mustafa Yürekli: Erdoğan, Atatürk tipi bir lider. Gerçekçi ama idealist!

Mustafa Yürekli: 'Erdoğan, Atatürk tipi bir lider. Gerçekçi ama idealist! Arayışın lideri, girişimci, aktif lider. Kırmızı çizgileri çiğnemiyor, ama fırsatları değerlendiriyor.. Batıyla ilişkili ama özerk bir çizgiyi zorluyor..'

Mustafa Yürekli: Erdoğan, Atatürk tipi bir lider. Gerçekçi ama idealist!

Mustafa Yürekli: Erdoğan Menderes ve Özal’a Zıt Bir Lider 

Mustafa Yürekli: 'Erdoğan, Atatürk tipi bir lider. Gerçekçi ama idealist! Arayışın lideri, girişimci, aktif lider. Kırmızı çizgileri çiğnemiyor, ama fırsatları değerlendiriyor.. Batıyla ilişkili ama özerk bir çizgiyi zorluyor..'

 

menderes-001.jpg

Erdoğan Menderes ve Özal’a Zıt Bir Lider

Menderes ve Özal, Çakmak tipi lider olduğundan Erdoğan Menderes ve Özal’a zıt bir lider. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsmet İnönü ya da Fevzi Çakmak tipi bir lider olsaydı onu harcamak kolay olacaktı. Erdoğan, Atatürk tipi bir lider. Gerçekçi ama idealist!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'lı AK Parti döneminin, eski başbakanlardan Adnan Menderes’li DP dönemiyle mi yoksa Cumhurbaşkanı Turgut Özal’lı ANAP dönemiyle mi benzerlik gösterdiği sık sık sorulur bana. Bu üç dönemin birbirinden oldukça farklı olduğunu anlatırım ben sürekli.

Birinci Dünya Savaşı, 1918’de sona erdiğinde; başkenti İstanbul olan Osmanlı İslam Devleti'ni tarih sahnesinden kaldırıp yerinde başkenti Ankara’da olan Türkiye Cumhuriyeti ilan (1923) edildi.

Dolayısıyla Cumhuriyet tarihi, üç dönemin ve üç kuşağın hikayesidir.

Devrimler Dönemi

Birinci dönem (1920 - 1960) devletin zirvesinde Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ın bulunduğu süreçtir. Osmanlı Devleti’ni Birinci Dünya Savaşı’na sokarak tasfiye eden İttihat Terakki’nin B kadrosu olan CHP’li liderler olarak başkenti İstanbul’dan Ankara’ya taşıdı ve Cumhuriyet’i ilan etti.

Önce tek partili sistemle, devrimleri yaptı; sonra da iki partili sistemle, daha doğrusu CHP ve onun içinden çıkan kadroların kurduğu ve aynı zihniyeti taşıyan DP ile devrimleri yerleştirdi. Devrimler, millet-i hakime olan İslam milletini cemaat haline getiren ulus devlet yapısıyla, cemaat olan gayrimüslim, dönme ve kozmopolitleri millet-i hakime, kurucu haline getirdi.

Millet, vatan, devlet, din, dil, tarih ve medeniyet asıl olmaktan çıkarılıp değişebilir olan hususlar, rejim, iktidar partisi, kadrolar, parti program, hükümet programı temel kabul edildi. CHP zihniyeti esas kabul edilip dinle, tarihle ve medeniyetimizle savaşıldı. CHP hükümet programında açıklanan ilkeler, anayasa ilkeleri haline getirildi.

Batıcı devrim kuşağı liderleri birbirlerine öyle yakındır ki Cumhurbaşkanı olan İnönü ve Bayar önceden Atatürk’ün başbakanıdır.

Bu birinci kuşaktan olan Adnan Menderes ise her şeyini CHP zihniyetine sadakatine borçludur; ona milletvekilliği, hukuk fakültesi diploması ve Başbakanlık ünvanı kazandırmıştır. Siyasi tarihte Menderes “Ezanı orijinal okutma”yla milletimize CHP’den tek parti döneminin hesabını sorma ve medeniyet krizinden çıkış vaadinde bulunmuş ama bu gerçekleşmemiştir.

Birinci dönemde Atatürk, İnönü ve Çakmak olmak üzere üç lider tipi tebarüz etmiştir.

Üç lider de askeri bürokrat kökenlidir. İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak  “gözlerimi kaparım vazifemi yaparım” anlayışını temsil eder. Aralarındaki fark şudur:

Çakmak bireycidir, bireysel erdemi öne çıkarır, genelkurmay başkanlığı yaptığı dönemde Batıcı devrimlerin gerçekleşmesini önemsemez, kendi kişisel dindarlığını önceleyen bir anlayışla çıkar toplumun karşısına.

İnönü ise halkı umursamaz bile, devrimleri yapılmıştır, katkıları karşılığında bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı olmuştur.

Atatürk, gerçekçilikle idealizm arasında salınan bir anlayışı temsil eder; arayış denilebilir buna. Kırmızı çizgilere dikkat eder ama fırsatları millet lehine değerlendirir; devlet adamı uyanıklığı, diriliği ve ataklığı vardır. Balkan Paktı, Bağdat Paktı, Hatay’ın Türkiye’ye katılması, Montreux Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanması gibi olaylar, Atatürk tipi liderliğin fırsatları millet lehine değerlendirme özelliğinin örnekleri olarak tarihe geçmiştir.

Menderes, askeri bürokrasiden gelmemesine rağmen “gözlerimi kaparım vazifemi yaparım” anlayışını temsil eder; Fevzi Çakmak tipi bir liderdir. Misyon adamı olduğu halde bireysel özellikleriyle sıyrılıp öne çıkmaya çalışır. Ne var ki teşkilatçı değildir, arkasında elleriyle kurup maddi manevi beslediği ve elleriyle büyüttüğü bir kadro yoktur. İki dostu vardı, onlarla darağacına yürüdü.. Hükümet programının yazılışı, kabinenin kurulması gibi bütün işleri, Celal Bayar yapmıştır. Adnan Menderes, sadece Bayar’ın yardımcısıdır.

İslami Muhalefetin Bittiği Dönem

İkinci dönem (1961 – 2001)) devletin zirvesinde, askeri bürokratlardan Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk ve Kenan Evren’in, sivil bürokratlardan da Turgut Özal ve Süleyman Demirel’in bulunduğu süreçtir. Cemal Gürsel, 27 Mayıs 1960 darbesiyle devletin başına geçmiş, böylece sivil asker bürokrat cuntaların devlete el koyduğu 40 yıllık darbeler dönemi yaşanmıştır. Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Aykut Edibali, Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller bu dönemin liderleri arasındadır.

Dünya çift kutuplu sistemle yönetilirken Türkiye’de de sağ ve sol kutup oluşturulmuştur. CHP yönetimi, toplumun büyük çoğunluk olarak sağda kaldığı bu dönemde sağ parti kalmayı becerememiştir: DP kurucuları, 1945’te Zekeriya Sertel’in sol görüşlü Tan gazetesinde yazarlar..

Sağ, sol ve milliyetçilik gibi dönemin akımları, yasal güvence altına alınan değişimleri hiç gündemine alamamıştır. Ne CHP’nin tek parti dönemi sorgulanıp yasanın önüne taşınmıştır ne de Batıcı politikalar sorgulanıp değerlendirilebilmiştir. Türkiye’de sermaye, medya ve üniversite statükocu olduğundan sık sık askeri darbeler gerçekleşmiştir. Bankalaşan sermayenin demokrasi karşıtı olması bile sorgulanmamış, darbe süreçlerinde, döviz hareketlerini fırsata çevirmişler ve finans oyunları, özellikle devlete yüksek faizle borç vererek kolay kazançlarla servetlerini katlamışlardır..

Toplumdaki taşları yerine koyma, kendi medeniyetini inşa ederek kırılma geçiren Selçuklu-Osmanlı tarih çizgisini sürdürme tezi siyaset alanında savunulamamıştır: Türk Ceza Kanunu’nun 141 – 142 ve 163. Maddeleri siyasetin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanmıştır.   Böylece İslami muhalefet tamamen ortadan kalkmıştır. Türkiye’de, ulus devlet formasyonu bir resmi dayatma olsa da kabul haline gelmiş ve bu da Kürt sorununu üretmiştir artık. Dönem boyunca, toplumdaki İslami muhalefeti ortadan kaldırabilmek için Alevilik kaşınarak dikey, Kürtçü duyarlılık kaşınarak yatay bölücülük yapılmıştır.

Gayrimüslimler, kozmopolitleri yanlarına alarak ele geçirdiği devlet  örgütüne cemaat haline indirgenen İslam milletine cemaat olduğunu da unutturma çalışmaları yapılmıştır. 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat yönetimleri, İslamsız bir gelecek tahayyülünü topluma dayatırken İsal görüş ve hareketine alan açılmamış, teşkilatlanma imkanı da tanımamıştır. Dönemin İnönü’sü Süleyman Demirel, Fevzi Çakmak’ı Turgut Özal ve Atatürk’ü de Necmettin Erbakan olmuştur. Erbakan, gerçekçilikle idealizm arasında salınan arayışçı lider tipi sergilemiştir.

İkinci dönemde 1960 – 90 arası 30 yıllık dönemde üst üste yapılan darbeler sonucunda devlet o hale gelmiştir ki 1990’da SSCB çöktüğünde, hiçbir hazırlık yapılmadığı ortaya çıkmıştır. 28 Şubat’la da iyice felç olan devlet, Rusya’nın rahat bir şekilde toparlanıp ayağa kalkmasına fırsat vermiştir. İhmaller yüzünden Kafkasya ve Orta Asya’da bir asır kaybedilmiştir.

24 Ocak ekonomik yapılandırmasının mimarı olduğu halde Özal tıpkı Çakmak gibi yapısal çürüme karşısında bireysel erdemi öne çıkararak çözüm olmadığı halde dindar görünmeyi başarmıştır.

Demirel de, Özal da tıpkı Menderes gibi teşkilatsız olup bireysel siyaset yaptıklarından ve bürokrat kökenli olduklarından statükoculuktan öteye gidememişlerdir. Demirel, şapkasını alıp gitmiş ama geri gelmeyi de başarmıştır. Özal ise partiyi Mesut Yılmaz’a bırakarak Çankaya’ya çıkabilmiştir. 

Menderes Ve Özal’a Zıt Bir Lider

Üçüncü dönem (2000 sonrası) küreselleşme olarak adlandırılmaktadır. Bu dönem de üçüncü kuşağın devridir: Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan dönemin liderleridir..  Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli, Muhsin Yazıcıoğlu ve Selahattin Demirteş dönemin diğer liderleridir.

  • New York’taki BM’de temsil edilen dünya güçleri, işgallerle İslam aleminin kaynaklarını aralarında paylaşmaktadır.
  • İsrail’in liderliğinde, Mısır, Yunanistan, Lübnan, Suriye Akdeniz Askeri Birliği yapılanması için çalışılmaktadır.
  • Hindistan liderliğinde Hintdenizi Askeri Birliği’ni gerçekleştirebilmek için İran ve Pakistan üçe bölünmeye çalışılmaktadır.
  • Bu iki proje, Körfez’den Akdeniz’e uzanan Altın Hilal’e bütünleşmekte ve üzerine de Kürt devleti oturtulmaktadır.

Peki Erdoğan, geleneğini sürdürdüğü Özal ve Menderes ile aynı liderlik tipini mi paylaşıyor?

Erdoğan'a destek için Gezi eylemlerinden sonra ve cumhurbaşkanlığı seçimleri döneminde hazırlanan afişlerde eski Cumhurbaşkanlarından Turgut Özal ile birlikte Menderes'in de fotoğrafı çok kez Erdoğan'ınkinin yanında yer aldı. Peki Erdoğan, geleneğini sürdürdüğü Özal ve Menderes ile aynı liderlik tipini mi paylaşıyor? Bu soruyla taşları yerinden oynattığımı biliyorum.

Kısaca şunu söyleyip yazıyı bitirmek istiyorum: Menderes ve Özal, Çakmak tipi lider olduğundan Erdoğan Menderes ve Özal’a Zıt Bir Lider. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsmet İnönü ya da Fevzi Çakmak tipi bir lider olsaydı onu harcamak kolay olacaktı.

yazının devamı..

 

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler