Mustafa Yürekli: Okunmamış Kitap Yok Hükmündedir

Mustafa Yürekli: Okunmamış Kitap Yok Hükmündedir
Yürekli: "Ekmek paramı, çocuklarımın süt parasını kitaba verdiğimi çok iyi hatırlıyorum. Bilgimizi, düşüncemizi geliştirip eylemimizi canlandırabilirsek, eylem doğruyönelim ve yoğunluk kazanınca elbette hep birlikte kurtulacaktık.."

Okunmamış Kitap Yok Hükmündedir

Ekmek paramı, çocuklarımın süt parasını kitaba verdiğimi çok iyi hatırlıyorum. Bilgimizi, düşüncemizi geliştirip eylemimizi canlandırabilirsek, eylem doğruyönelim ve yoğunluk kazanınca elbette hep birlikte kurtulacaktık..

Evde bir odayı binlerce kitapla kütüphaneye çeviriyordum.

İlahiyat, felsefe, dünya ve İslam edebiyatı, sosyal bilimler, özellikle tarih, sosyoloji, psikoloji, siyaset bilimlerinin kaynakları ve belli oranda da temel iktisat kitapları.. 

Geniş bir alana yayılan ilgi nedeniyle pek çok alanda kaynak kitapları toplayıp okumak bilgi ve düşünce gelişimi için zorunludur.

Çağın bilgiyi hakikatten koparıp parçalaması ve saçması nedeniyle bilgi ve düşünceyi toplayıp bir tutarlı bütünlüğe kavuşturmak için bireysel kütüphaneler kurmak zorunda kaldık.

Ekmek paramı, çocuklarımın süt parasını kitaba verdiğimi çok iyi hatırlıyorum. Bilgimizi, düşüncemizi geliştirip eylemimizi canlandırınca; eylem, doğru yönelim ve yoğunluk kazanınca, elbette hep birlikte kurtulacaktık..

Okuyup düşünmekten sarhoş gibi yaşadık. Araba kullanamadım, direksiyonda dalıp gidiyorum diye.

İnsanlar selden kütük kaparken, devletin malı deniz derken, servet sahibi olurken, servetlerini katlarken; biz, bir avuç Müslüman aydın kitap okuduk, öğrendik, düşündük, tartıştık ve sorguladık. 

Kitap okumak, namaz kılmak, ibadetlerde heyecanlanmak ve cihat diye kavramlaştırılabilecek kültür emperyalizmine karşı İslami mücadele, hayatımızın ana ekseniydi. İslam’ın savaştığı ise materyalizim, pragmatizm, konformizm ve hedonizmdi.

Okumayanlar, direnişi uzun soluklu bir şekilde sürdüremiyordu. Okumayanlar, düşünmeden yaşayanlar, sık sık yere seriliyordu. Gözlerimizin önümüzde öyle rezillik yaşanıyordu ki okumak tek kurtuluş anahtarıydı.

İlim, irfanla kazanılan ahlaki üstünlük, imanın göstergelerindendi çünkü.

Kitaplığın ve aydın olmanın belli bir cazibesi vardır. Bir eve girince, ilk işim kitaplığını gözden geçirmek isterdim. Ne kadar üzücüdür ki o sokakta mangalda kül bırakmayan mücahitlerin evlerinde ya kütüphane olmazdı ya da varsa bile küçük ve yığma olurdu. 

Okumadığı halde elinde çeşitli kitaplar gördüğümüz gençler vardı, okuyor görünmek için yanlarında kitap taşırlardı. 

Deri çantam hiç olmadı. Son zamanlarda sıradan bir çanta taşımaya başladım. Yıllarca naylon poşetlerde günün gazetesi, ayın bir kaç dergisi ve okuduğumuz kitap olurdu gittiğimiz yere götürdüğümüz, elimizde eksik olmayan ki otobüste, vapurda, birini beklerken boş kalınca okuyalım diye.

Haber vermeden kitaplığımdan kitap alan ele uzunlar üzerinde durmayacağım. Terzi için makas ve metre, berber için makas neyse, bir yazar için de kitap da oydu, iş aletiydi yani.

Emanet alınan kitaplar hiç gelmez bu ülkede. Kütüphanelerden alınanlar bile gelmez. Kitapları alanlar, yazarı iş yapamaz hale getirdiklerini hiç düşünmezler, kitaplığından en iyi kitabı almaya çalışırlar.  

En kötüsü de kitaplığı komple yitirmek. Yedi kez çöktü kitaplığım.. Üniversite yıllarımda, öğrenciyken başıma geldi ilk, sonra ev taşımalarında kaybettim kütüphanemi. Bir camide, akşam emanet bıraktığımız kütüphanenin sabahleyin yerinde yeller esmesi, hala bana acı verir. Kitap kaybetme acısını en iyi ben bilirim. 

Derken elektronik kitap çıktı. Kitaplarımı ellerimle dağıtır oldum e kitaplar yüzünden. 

İnsan neden sürekli internetten kitap indirme ihtiyacı duyar sizce? İndirdiklerini okuyor mu acaba herkes? Okuduktan sonra siliyor mu yoksa sabit sürücünün bir kenarında mı kalıyor? Artık evlerde kitaplık aramıyorum.. Sabit sürücüsünü de inceleyemeyeceğime göre. Kimde hangi kitaplar var bilemiyoruz, sormak da her zaman uygun olmuyor.

O kadar çok kitap geldi geçti ki elimden; üçte ikisini rahat okumuşumdur. Altmış yaşında binlerce kitaba göz nuru dökmüş bir okur olarak, en az kırk yıllık kitapla ilişkiden çıkardığım ders şu: Okunmamış kitap aslında yok hükmündedir. 

Kitapların fizik varlığına sahip olmak, hatta okumak bile içeriklerini özümlemek anlamına gelmiyor çünkü. Okumak, bir kültür çerçevesine bir eseri yerleştirmek demek.. Yeni bilgiler, eski birikimi canlandırmalı derim. Dağarcıkta dalgalanma olmuyorsa, bilgi birikimi alt üst olmuyorsa, meselelerden mesele çıkmıyor, kimi problemler ortadan kalkarken, yeni problemler meydana çıkmıyorsa geliştirici bir okuma yapılamamış demektir.

Okumak, hakikate pervane olmaktır. Bütün kitaplar, insanı, nesneleri, ilişkileri hakikatin aydınlığında elden geçirirken tarihi ve hayatı sorgular. Okumak, Allah’ı yüceltmek için Kur’an-ı Kerimi anlama çalışmasıdır. Hakikatten kopuk ve uzak okuma zaten aymazlıkta boğulmaktır.

yazının devamı..

 

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.