İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Ne istediysen, verdiler,

Yüksek atmosferli, gergin bir referandum süreci dün sandıkta nihayete erdi. Gerginlik ve yorgunluklar geride kaldı. Referandum sonucu, oyların tasnifinde yaşananlar, itirazlar bir müddet daha tartışılacak.

Aklımın erdiği son 40-45 yıllık süre içerisinde, Türkiye’de demokratik standartlara uygun, liderlerin seviyeli bir üslup kullandığı,  tercihlere saygılı bir seçim dönemine şahit olmadım. Her milletvekili, yerel seçim ve referandum süreci, gergin, heyecanlı, tartışmalı ve seviyenin taban yaptığı yüksek bir atmosferde geçiyor.

Bir seçime iktidar olarak girmenin avantajını hemen her iktidar partisi kullanıyor. Ancak son 35 yılda Turgut Özal’ın Anavatan partisi çıtayı yükseltmesinden sonra R.Tayyip Erdoğan’ın AK Partisi devletin tüm imkânlarını kullanmakta çığır açtı. Üzerine birde ülkedeki medya kurumlarının yüzde 95’ini teşkil eden “havuz medyası”’nı arkasına alınca, tut tutabilirsen artık.

AKP bu seçimde, yine devletin tüm imkânlarını kullanarak, “havuz medyası”’nı arkasına alıp, buna tehdit, dayatma, itham ilave edip, üstüne birde tarafsızlık yemini etmiş bir Cumhurbaşkanının da katılımıyla yürütülen bir seçim kampanyası sürecinin ardından. AK Saray sakini Erdoğan’ın en büyük hayali başkanlığı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”  adı altında Türk tipi başkanlık sistemi için yapılan referandum. Milletin yarıya yakın bir kısmının “Hayır” demesine rağmen, “Evet” diyen vatandaşların yanına YSK’nın son dakika golü de eklenince, yüzde 52 civarında bir oyla tasarı kabul edildi. Erdoğan hayranlarının tabiri ile seçinde Erdoğan galip geldi.

Yeri gelmişken bu işin en önemli mimarı, ortada fol yokken yumurta yokken başkanlık sistemini gündeme getiren ve TBMM’den geçmesine katkı sağlayan AKP’nin stepnesi Bahçeli’nin hakkını yememek gerekir.

Her seçimde olduğu gibi bu bir anayasa referandumu olmasına rağmen bu referandum sürecinde de iktidar partisi AKP millete çeşitli vaatlerde bulundu. Bu vaatlerin başını ise 35 yıldır ülkenin baş belası olan PKK terörünün bitirilmesi, 15 Temmuz vak’ası ile gündeme gelen idam cezasının yeniden TCK’na eklenmesi, ekonomik kalkınma, refah seviyesinin yükseltilmesi ve güçlü Türkiye gibi vaatler verildi.

Gerçi siyasetçiler her seçim döneminde vaatler verir genelde de seçimle birlikte o vaatlerde son bulur. Çünkü siyasetçiler için “söz verilir ama tutulacak diye bir kaide yoktur.” Diye bir gelenek vardır.

Bu millet 2002 yılından buya yapılan bütün seçimlerde oranını arttırmak suretiyle her milletvekili seçiminde Erdoğan’ın AKP’sini birinci parti ve iktidar yaptı. Yerel seçimlerde birinci parti ve en çok belediyeyi teslim etti, yapılan bütün referandumlarda “ Evet” dedi. Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı seçti, 2019’da da muhtemelen başkan yapacak.

Bu millet Erdoğan’a bu güne kadar ne istediyse verdi, şimdi sıra Erdoğan’da.

Artık terör bitsin, mal ve can güvenliği sağlansın, milletin refah seviyesi yükselsin, şu emeklinin işçi ve memurun yüzü biraz gülsün.

 

 

İbrahim Halil SİPAHİ

17.04.2017/adanapost.com

twitter.com/ihalilsipahi

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum