1. HABERLER

  2. AFRİN - MÜNBİÇ VE BARIŞ PINARI HAREKATI DOSYASI

  3. 'O mahkemelerin kararları bizi çıldırttı'
'O mahkemelerin kararları bizi çıldırttı'

'O mahkemelerin kararları bizi çıldırttı'

Sakarya Valiliği ve Belediye Başkanlığı'nın verdiği iftar yemeğinde konuşan Başbakan Erdoğan, Danıştay yüzüden Türkiye'nin büyük kayıp yaşadığını...

A+A-

Sakarya Valiliği ve Belediye Başkanlığı'nın verdiği iftar yemeğinde konuşan Başbakan Erdoğan, Danıştay yüzüden Türkiye'nin büyük kayıp yaşadığını belirtirken bazı kararlar sonrası yaşadıkları çaresizliği de anlattı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın kimi kararlarının kendilerini çıldırttığını ifade ederek, ''Danıştay'ın bizim dönemimizde bazı yatırımlara karşı takındığı ideolojik tavır, ülkemize ciddi miktarda kaynak kaybettirdi'' dedi.

Erdoğan, Sakarya Valiliği ve Belediye Başkanlığının verdiği iftar yemeğine katıldı.

Türk milletinin yaşadığı büyük felaketlerden birinin 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi olduğunu ve bu dönemde yüzlerce gencin zamansız şekilde hayatını kaybettiğini anlatan Erdoğan, ''12 Eylül sonrasında da birçok gencimizi idamlarda, işkencelerde yitirdik. Bu dönem birden bire olup biten bir süreç olmadı. 'Bir sağdan, bir soldan idam ettik' dediler. Ne demek bir sağdan, bir soldan? Suçluysa cezasını çeker ama kalkıp burada bir denge politikası yürütemezsiniz'' diye konuştu.

Anayasa değişikliğiyle Türkiye'de bir daha darbeler yaşanmaması için zihniyet değişimi yapmaya çalıştıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bir genci dipçikleyerek öldüremezsiniz, yargısız infaz yapamazsınız. Darbe, tanımı içinde bunları gizler. Bir daha bunlar yaşanmasın, bu ülke bir daha darbe görmesin diyoruz. Peki bu Anayasa değişikliğiyle bunlar sağlanır mı? Bu ayrı mesele. Darbe yapma imkanı olanlarda da zihniyet değişimi gerçekleşsin istiyoruz. Darbenin gölgesinde hazırlanan Anayasa 28 yıldır Türkiye'nin önünde engel teşkil etti. Türkiye'yi engellerinden kurtarmak istiyoruz. 12 Eylül anayasası üzerindeki en büyük, kapsamlı, demokratik değişimi yapıyoruz, Anayasamız ve ülkemiz üzerindeki darbe gölgesini siliyoruz. Türkiye'nin ekonomik, siyasi, dış politika ve sosyal hayat anlamında yıllardır bazı engelleri aşamıyor olması Anayasanın yapısından kaynaklanmaktadır. 12 Eylül anayasası devleti merkeze alan anayasadır, Anayasadaki haklar ve özgürlükler her cümlenin sonuna ama, ancak ifadesi getirilerek kısıtlanmıştır. 12 Eylül anayasasıyla oluşan kurumlar Türkiye'nin gelişmesine, kalkınmasına şüpheyle bakar.''

Başbakan Erdoğan, ''Anayasada egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun iddia edildiğini, ancak pratikte bunun böyle olmadığını'' ifade ederek, ''Bunu ibret verici hadiselerle gördük. 367 garabetini, parti kapatma tehlikesini yaşadık. Parlamentonun yüzde 65'i bizim milletvekillerimizden oluşuyor ama Başbakan, kabinenin yarıdan fazlası yargılandı ses mi çıkardık? Her şey olabilirdi, ana muhalefet bile buna şakşakçılık yapmıştır, alkış tutmuştur. Demokratik parlamenter sistem içinde böyle bir şey olabilir mi? Türkiye bunu yaşadı ama'' diye konuştu.

Türkiye'de bazı işlerin siyasetle sonuçlandırılamadığını, ''siyaset üstü kurumların var olduğunu'' belirten Erdoğan, bu kurumların da Anayasa değişikliğine destek vermeleri gerektiğini söyledi.

''Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın kimi kararları bizi çıldırtmıştır'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''1992 veya 1993, Telekom özelleştiriliyor, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi engelliyor. O zamanki değere baktığımızda Türkiye bu tavırlardan dolayı 25 milyar dolar kaybetti. O dönemde Türkiye'nin dış borcundan daha fazla, Türkiye'nin bütçesine yakın bir miktar. İdeolojik yaklaşımlar nedeniyle Türkiye çok ciddi bir kaynak kaybına uğradı. Danıştay'ın bizim dönemimizde bazı yatırımlara karşı takındığı ideolojik tavır, ülkemize ciddi miktarda kaynak kaybettirdi. İzmir'i örnek veriyorum, Alsancak Limanı... 30 ay oyaladılar, 30 ay da kararı geciktirdiler ve 1.5 milyar dolar kaybettik ama öbür tarafta Tam Gün Yasası...

Diyoruz ki 'hastanelerdeki doktorlarımız ful çalışsın.' Beyefendiler 'hayır' diyor. Şu anda büyük ölçüde yüzde 80-85 devlet hastanelerinde doktorlarımız Tam Gün Yasası'nı kabul etmiş durumdalar, fakat malum bir grup, dernek, Danıştay'a müracaatla... Sağlık Bakanlığının basın açıklamasından hareketle Tam Gün Yasası hakkında 24 saatte iptal kararı veriyorlar. 30 ayda karar veremediğin herhangi bir konu varken, 24 saatte bu kararı nasıl verebiliyorsun. Bunu söylediğimiz zaman diyorlar ki, 'Başbakan siyaset yapsın, hukuk işine karışmasın.' Ne demek ya, bu beni yaralıyor, ben Cumhurbaşkanından sonra yürütmenin başıyım şu anda, bu işi kovalamak zorundayım. Bu hastaneleri sen yönetmiyorsun, biz yönetiyoruz, halkımıza hesabı biz veriyoruz.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Yargıtay, Danıştay, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, Anayasa Mahkemesi, buralar artık birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkıyor, burası artık milletin bahçesi olacak'' dedi.

Erdoğan, Sakarya Valiliği ve Belediye Başkanlığının verdiği iftar yemeğine katıldı.

17 Ağustos 1999'da yaşanan büyük deprem felaketinin 11. yıldönümüne hazırlanıldığını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

''Ben de bir kez daha, depremde kaybettiğimiz tüm kardeşlerimizi rahmetle anıyor; Allah bir daha böyle felaketler yaşatmasın diyorum. Milletlerin tarihinde böyle felaketler olmuş, ancak bu büyük felaketler, büyük dönüşümleri de beraberinde getirmiştir. Ne yazık ki ülkemiz 17 Ağustos'takine benzer nice felaketler, nice tabii afetler yaşamış olmasına rağmen bunlardan ders almamıştır. Bugün de durum bundan farklı değil onu söyleyeyim. Sürekli olarak İstanbul'u konuşuruz, örneğin deprem bölgelerine gidip de oradaki vatandaşlarımızla dertleştiğimizde, gelin burada bir kentsel dönüşüm yapalım dediğimizde hepsi olumsuz yaklaşırlar, önünüze bedeli büyük rakamlar çıkarırlar. Oturduğu bina kaçaktır, göçüktür ama buna rağmen nerede oturuyorsa orası onun için en güzelidir, idealidir. Temenni ederim ki bunlara artık ferasetimizle bakarız. ''

Türkiye'de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması gerektiğine işaret eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bu büyük dönüşümün en önemli sebeplerinden biri de takdir edersiniz ki 17 Ağustos'ta yaşanan deprem olmuştur. Bu depremle birlikte Türkiye'de sadece afet yönetimi, yardımlaşma, bayındırlık, altyapı yatırımları gibi alanlarda zihniyet değişmemiştir. Aynı zamanda siyaset de bu depremden ciddi şekilde etkilenmiştir. O gün, 17 Ağustos'ta deprem burada oldu ama sizler de yaşadınız, enkaz altında kalan Ankara'daki hükümet oldu. Şu anda da gerek ülkemizde gerek dünyada depremler yaşanıyor. En son Elazığ'da böyle bir acı yaşadık. Ancak artık böyle durumlarda devlet çok çok hızlı bir şekilde ve tüm imkanlarıyla afet bölgelerine yetişiyor.''

Erdoğan, Elazığ'daki deprem konutlarını ramazan ayında hemen hemen tamamını sahiplerine teslim edeceklerini de bildirdi.

-''O BİDON KAFALI, O GÖBEĞİNİ KAŞIYAN DEDİKLERİ...''-

Sağlık kurumlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu milletin hizmetkarı olmaya geldik, efendi olmaya geldik. Bu kurumlarda görev yapan arkadaşların en üst düzeyinden en altına kadar ne iş yaparlar? Hepimiz hizmetkarız ya. Onlar da hizmetkar. Hangimiz buralarda kalıcıyız, geldik, gidiyoruz, gideceğiz. Yani böyle afra tafra yapmaya ne gerek var. Kalıcı değiliz, gidiciyiz, hepimizi bir gün o musalla taşına getirecekler koyacaklar. Kimseye ne cumhurbaşkanı niyetine diyecekler, ne başbakan, ne bakan, ne milletvekili niyetine diyecekler. Er kişi niyetine diyecekler mezara gömecekler. Olay bu. Öyleyse bu havayı atmanın manası ne, anlamı ne? Gök kubbede hoş bir sada bırakmak, mesele bu. Onun için bu hükümet başarılı olmasın da Türkiye'ye ne olursa olsun. Böyle bir tavır olmaz. Biz söylüyoruz; bizim partimiz kaybetsin ama ülke kazansın. Bizim derdimiz bu. Onun için de takdir kimde, millette, bunun takdirini en güzel yapacak olan millettir.

Onun için benim milletime kimsenin bidon kafalı demeye hakkı yok, göbeğini kaşıyanlar demeye hakkı yok. Unutmasınlar ki o bidon kafalı dedikleri, o göbeğini kaşıyan dedikleri millet ferasetiyle onların çok ama çok üstündedir.''

Anayasa değişikliğiyle 12 Eylül'de üstünlerin hukukunun sona ereceğini, hukukun üstünlüğünün hakim olacağını söyleyen Erdoğan, şöyle dedi:

''Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nda düzenlemesine bakın, yalan söylüyorlar, atama yoktur, tamamen hepsi seçimle geliyor, Cumhurbaşkanı bile atama yapmıyor. Cumhurbaşkanının önüne tercihler geliyor, o tercihlerden birini atıyor. Ve bu bizimle gelmedi, daha önce de vardı, uygulamaya da devam ediyor. Sıkıntıları bunların başka. Bizden önceki cumhurbaşkanları nasıl seçildiyse bizde öyle seçtirmediler, ne oyunlar oynadılar hatırlayın o günleri. Ve ondan sonra biliyorsunuz yine biz halk oylamasına gittik, tamam dedik biz varız halka gideceğiz, bundan sonra cumhurbaşkanını halk seçsin ve yüzde 69 ile halk oylamasında biliyorsunuz bu düşüncemiz karşılık buldu ve geçti. Bundan sonra halk seçecek. Kim bunu halka getirdi, biz. Biz halkımıza güveniyoruz ya. Bizim halkımızdan şüphemiz yok, halkımızın seçtiği en güzelidir.''

Erdoğan, Anayasa değişikliklerinde yargının siyasallaşmadığını ifade ederek, şunları söyledi:

''Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nda, dedim ya alt kademe mahkemeleri derler, birinci derece mahkemeleri derler, neyse Türkiye'nin 81 vilayetinden hakimler savcılar ne yapacaklar, tercihlerini kullanacaklar ve 10 tane hakimler savcılar yüksek kurulu üyelerini belirleyecekler. Bunu biz belirlemiyoruz ki, Millet Meclisi'nden seçilen bir tane HSYK üyesi yok. Ayıptır, niye atama diyorsunuz. Yazarı çizeri bile bakıyorsunuz çıkıyor diyor ki, bunlar kendilerine atama yapıyor. El vicdan ya, el insaf ya, sorun bunlara nerede var, içine bakmamış. Biz Avrupa Birliği üyesi ülkelerden örnekler veriyoruz. Her ülkede hükümetlerin seçtiği, federal meclisin, konseyin seçtiği üyeler var. Bizdeki gibi örneği yok. İlk defa biz işi tabana yayıyoruz ve Yargıtay, Danıştay, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, Anayasa Mahkemesi, buraları artık birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkıyor, burası artık milletin bahçesi olacak. Üstünlerin hukuku olmayacak, hukukun üstünlüğü olacak, demokratik parlamenter sistem neyi gerektiriyorsa biz bundan yanayız.''

Erdoğan, her zaman değişimden yana olan Sakarya'nın, bu değişime omuz vereceğine inandığını dile getirerek, ''Bu değişimden yana adımını atacağına inanıyorum'' dedi.

Başbakan Erdoğan, 13 Eylül sabahından itibaren Türkiye'de hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını belirterek, şöyle konuştu:

''Bu Anayasa değişikliği, demokratikleşme yolunda atılan son derece önemli bir adımdır. Bu Anayasa değişikliği, daha büyük değişimlerin, daha kapsamlı Anayasa değişikliklerinin bir ilk adımıdır. Bu mevcut yeterli değil, onu da söyleyeyim, daha büyüğünü atacağız. Ne zaman? 2011'den sonra bunun adımını da atacağız.

Sakarya'nın aydın insanlarının, aydınlık insanlarının güçlü Türkiye'ye, büyük Türkiye'ye 'evet' diyeceklerine gönülden inanıyorum. İnşallah, millet olarak, 9 Eylül'de Ramazan Bayramı'nı, 12 Eylül'de de milletçe demokrasi bayramını yaşayacağız. Ben şimdiden bu iki bayramınızı da tebrik ediyorum. Sevdiklerinizle, ailenizle huzur ve bereket dolu bir ramazan, kardeşlik ve dayanışma içinde bir bayram geçirmenizi temenni ediyorum. Biliyorsunuz bizim medeniyetimizde ramazanın yeri çok farklı. Ramazan bir yoksulluk terbiyesi aslında, açlık, dayanışma nedir onu bize öğretiyor.''

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.