Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Değişime ayak uydurmak için zihinsel konfor bozulmalı”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Değişime ayak uydurmak için zihinsel konfor bozulmalı”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Değişimi yakalayabilen üretebiliyor. Değişimden korkanlar geleceğe ilerleyemezler.” dedi.

İçerisinde bulunduğumuz çağın hızlı değişim çağı olduğunu belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu değişime ayak uydurmak için zihinsel konforun bozulmasını ve değişimden korkulmaması gerektiğini vurguladı. Değişimi hedefleyenlerin sıra dışı hareket eden kişiler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Değişimi yakalayabilen üretebiliyor. Değişimden korkanlar geleceğe ilerleyemezler.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, değişimin çok hızlı bir şekilde hissedildiği günümüzde değişime ayak uydururken dikkat edilmesi gereken noktalara işaret etti.

Değişmeyen tek şey değişim hakikatidir

Değişimin insanlık tarihindeki en önemli hakikat olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, doğada pek çok canlının geçmişten günümüze pek çok alışkanlığını devam ettirdiğini belirterek “Mesela karıncalar, örümcekler, bin sene önceki yuvasını yapıyor oysa insan aynısını yapmıyor. İnsanda değişim gerçeği çok daha fazla gözüküyor. Bunu da ilk dile getiren ünlü filozof yine Anadolu filozoflarından Heraklitos olmuştur. Onun meşhur bir sözüdür: ‘Değişmeyen tek şey değişim hakikatidir.’ Hatta ‘Aynı suda iki defa yıkanılmaz’ sözünün de onun sözü olduğu söylenir. Değişimi en güzel anlatan şey budur.” dedi.

Hız çağında bilginin ömrü kısaldı

Günümüzde değişim hızının arttığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Daha önce özellikle sosyal olaylardaki, teknolojideki, insan hayatındaki değişim daha yavaştı. Bilginin ömrü yaklaşık 30 seneydi ama şimdi bu süre iki üç seneye düştü. Değişim çok daha hızlandı çünkü hız çağında yaşıyoruz. En kolay değişen şey de bilgi olmaya başladı.” dedi.

Değişime ayak uydurmak, bisiklet sürmeye benziyor

Bilgi hareketliliği ile beraber ekonomik ve sosyal hareketliliğin de arttığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Böyle olunca zaman baskısı ortaya çıktı, zaman yetmemeye başladı. Değişime ayak uydurmak, bisiklet sürmeye benziyor. Bisiklete binerken belli bir tempoda olmak gerekiyor. Durduğunuz an bisiklet devrilir. Aşırı hızlı giderse yine devrilir. O halde hedefinize doğru ilerlerken önünüze bir engel çıktığı zaman yolunuzu değiştireceksiniz, navigasyonunuza bakacaksınız ve ona göre ilerleyeceksiniz.” dedi.

Değişiklik beyindeki haz bölgesini harekete geçiriyor

Değişime ayak uydurmada sürekli tetikte olunması gerektiğini de ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Değişimin beyindeki etkilerine ilişkin çalışmalar var. Beynimizin orta bölgelerinde nohut büyüklüğünde bir bölge var. Bu bölüm, beyinde aynı zamanda ödül ceza sistemiyle ilgilidir. Müthiş bir haz salgılar. Bu bölge değişimde çok canlanır. İnsanda beyninin o bölgesini en çok harekete geçiren sabit aldığı ücret değil, sürpriz kazanımlardır. Alışılmışın dışındaki ödüller ona müthiş haz veriyor. Dağcılık yapıyor, yeni maceralara atılıyor, yeni şeyler yapıyor. Kişi sanki orgazm olmuş gibi haz alıyor.” dedi.

Statükocu anlayış, konfor alanını kaybetmek istemez

Değişikliğin önündeki en büyük engelin statükocu anlayış olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bazı kişiler statükocudur. Belirli bir konfor alanı vardır, onların değişmesini hiç istemez. Özellikle bunu başarılı iş adamlarında görürüz. Başarılı devlet adamlarında görürüz. Belirli bir düzen kurmuşlardır, belirli bir konfor alanları oluşmuştur. O konfor alanlarını korumaya göre hareket ederler. Yeni yatırım yapmazlar. Kaybetme korkusu ortaya çıkar. Kimi zaman belirli bir başarı elde edenlerde bir konfor alanı oluşuyor, konfor alanı dışına çıktığında ezberleri bozulduğu için değişime yanaşmıyorlar.” diye konuştu.

Değişimi hedefleyenler sıra dışı hareket ederler

Değişimi hedefleyen kişilerin sıra dışı hareket ettiklerine ve hedeflerine başarıyla ulaştıklarına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu kişilere en iyi örneklerden biri olarak Fatih Sultan Mehmet var. Gemileri karadan yürütmüş. O zaman için çok aykırı bir fikir. 70’i aşkın gemiyi karadan indirmiş. Karşı tarafı demoralize ediyor. Ondan sonra da psikolojik üstünlüğü ele geçiriyor. Karşı tarafta direniş kırılıyor.” dedi.

Gelecekteki değişimleri öngörebilmek gerekiyor

Değişime ayak uyduranların en önemli özelliklerinden birinin gelecekteki muhtemel değişimleri öngörebilmek, gelecekteki beklentileri yönetebilmek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Gelecekteki değişimleri öngörüp ona göre pozisyon alabilmektir. İşte bu öncülleri yakalayıp onlar arasında bağlantı kurmak, akıl ve muhakemeyle ilgilidir. Şu anda in silico deneyler yapılıyor. Bilgisayar ortamında düşünce deneyleri yapılıyor. Matematik modellemeler yapılıyor. Beş gün sonra havanın nasıl olacağı hakkında tahmin yürütülebildiği gibi, küresel eğilimlere bakılıp 5 sene sonra dünyada ne olacağına ilişkin tahmin yapabilmek de mümkün olabiliyor.” dedi.

Değişimin öznesi olmak için yeni şeyler yapmak gerekiyor

Değişimin öznesi olmak gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Değişimin nesnesi olacaksak bazı gelişmiş ülkeler dijital platformları üretiyorlar ve biz onları kullanıyoruz. Onlar gemi üretiyorlar, biz kullanıyoruz. Bu şekilde biz değişimin nesnesi oluyoruz. Değişimin öznesi olmak gerekiyor. Bunun için bizim yeni şeyler yapmamız gerekiyor.” dedi.

AR-GE merkezlerine yatırım yapılmalı

Çağdaş dünyada gelişim ve değişimin hızını yakalamanın en önemli yolunun AR-GE merkezlerinin geliştirilmesiyle mümkün olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Z kuşağını dijital platformlardaki yeniliklere teşvik etmek gerekiyor. Zamanında 2 milyon kişiye tablet ve bilgisayar dağıtmak yerine 2 bin kişiyi yazılımcı yetiştirseydik şu an kendi dijital platformumuzu kendimiz kullanırdık. Henüz geç değil, bundan sonrası önemli. Bu dönemde en önemli şey AR-GE merkezlerinin geliştirilmesi, yetenekli kişilere alan oluşturabilmek ve en büyük yatırımın AR-GE olmasıdır. Madem değişim istiyoruz kurumların AR-GE bütçesini arttırması gerekiyor.” dedi.

Değişimi yakalayabilen üretebiliyor

Güney Kore ve Çin’i dünya sıralamasında ön sıralara çıkaran AR-GE bütçeleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Dünyaca ünlü Amazon gelirinin %80’ini AR-GE’ye yatırıyor. Dünyanın en zengini oldu. Yeni yazılımlar üreterek, yeni sistemler kurarak ciddi değişim yakalayıp küresel pazar oluşturdu. Değişimi yakalayabilen üretebiliyor. Bu çağ hızlı değişim çağı, kabuğu kırarak ilerlemek lazım. Hz. Ali'nin dediği gibi ‘Gelecek çağa göre çocuk yetiştirmeliyiz.’ Zihinsel konforu bozacağız. Değişimden korkanlar geleceğe ilerleyemezler.” dedi.

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler