Sedat Yılmaz: Tek bacakla "yeni normal" parkurunda yürümek!

Sedat Yılmaz: Tek bacakla "yeni normal" parkurunda yürümek!

Ekonomide "Ticaret Kanunu" başta çözülmesi gereken oldukça fazla sorun var. Fakat meseleleri çözecek irade de var, idare de var, güç de var… Yeter ki normal olanlar yapılsın!

“Yeni normal” bugün itibariyle başlıyor…

“1 Haziran 2020”; aslında her alanda yepyeni bir dönemin başlangıcı…

Küresel koronavirüs pandemisi resmen bir çağı kapattı ve yeni bir çağı açtı.

Hiç kimse bundan sonra işinde gücünde dikkatsiz olmayacak... Elindeki “var”ını korumaktan ziyade sağlıklı ve sağlam hareket ederek “varlığı”nı korumaya hassasiyet gösterecek.

Değişimde kontrol, değişimde kararlılık ve değişimde kaliteli hayat yeni çağın vazgeçilmez üçlüsü olarak yaşantımıza hükmedecek.

***

Siyasi cenah dahil herkes, her işletme, her yönetim kendini yenilemek ve değiştirmek zorunda.  Aksi halde “yeni normal” değişmeyenlere, değişmek istemeyenlere “anormal” davranacak ve dünyasını zindan edecek.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç’in ifadesiyle, bundan sonra zamanı “virüs geçirmez” yapmak, daha açıkçası kendimizi virüsten izole değil, virüsü izole ederek hayatımıza yeni bir yön vermek “yeni normal”in en bariz özelliği olacak.

Sayın Başkan Avdagiç’in virüs faktörüne nasıl baktığını bilemem ama şahsen ekonomiyi, hukuku ve sosyal düzeni bozacak her şeye virüs gözüyle bakmak gerektiğine inanlardanım.

Dolayısıyla “yeni normal” sürecinde iktisadı, hakkı, hukuku ve sosyal ilişkileri sekteye uğratacak, dünya ile bağlantıları kesecek her gelişmeyi, karantina altına alarak olumsuzlukları “yok etmek” yolumuzu aydınlatacak en önemli projektörler olacağı kanaatindeyim.

***

Evet bugün yeni bir dönemin başlangıcı… “Yeni normal” artık hayatımızın bir parçası…

Üretimi, tüketimi, ticareti “yeni normal”e göre uyarlamak bugünden itibaren yapılabilecek en birinci görev. Yarın kesinlikle beklenemez…

Bugün çok sayıda işyeri umutla kapılarını açtı... Aylardır özlemini çektikleri ticaret ortamına kavuştu…

İşine iştiyakla dönenler şayet geçmişte iş ortamını bozmuş gelenekselliklerini, alışkanlıklarını ve haksızlığa yol açan akla mantığa sığmayan, saçma sapan davranışlarını değiştirmezlerse, işyerlerinin kapılarına bugünden kilidi vursunlar…

***

Zira, çalışanına, çevresine ve devletine karşı güven oluşturmayan hiçbir iş yeri güvenli değildir. Hatta böyle iş yerleri kayıt dışı ortamda ise koronavirüsten daha tehlikelidir.

“Yeni normal” döneminde hâlâ kayıt dışılığa devam edilmek isteniyorsa, söz konusu işyerinin korunaklı olmadığını, tehlikelere açık olduğunu ve her an batma ile yüz yüze kalacağını hatırlatmak isterim.

Evet, bugün ekonominin yüzde 30’luk dilimi kayıt dışı… İşin sürdürülebilirliği ise yok. İnatlaşmanın da bir anlamı yok…

Çünkü “kayıtsızlık”, Türk ekonomisinin en büyük pandemisi…

Kayıt dışılık salgınını bünyemizde taşımayı sürdürürsek tek bacaklı insan gibi “yeni normal” parkurunda çok çabuk yorulur, nefessiz şekilde yere yığılırız…

***

Üretim ve ticari yapımızı kayıtsızlık üzerine değil, kayıtlı, şeffaf, çözüm üreten bir yapı üzerine oturtabilirsek işte o zaman “yeni normal”in nimetlerinden istifade edebiliriz.

Sağlık tedbirlerini elbette ihmal etmeyeceğiz ama, ekonominin sağlıklı hale getirilmesi için de kayıt dışılık gibi belirsizliklerin acilen sistemden izale, virüslerden de izole edilmesinin şart olduğunu söylemek istiyorum.

Çünkü; vergisi verilmeyen 1 liralık kazancın dahi “kul hakkı” olduğunu, kaçırılan her verginin enflasyon, işsizlik ve terör olarak geri döndüğünü bilmek lazım.

Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır…

Halkın sermayesi olan vergi; ülke geleceğinin teminatı… Helal kazancın tâcı… Ekonominin ilacıdır…

Son söz: Vergi verene kazanç, vermeyene utanç olur…

yazının devamı..

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.