Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Sisteme Dokunma Ölürüm

Nemrut, Firavun ve Ebu Cehil ‘Hayır’ dediler.. Adaleti, yani hukuku kabul etmediler. Hayırcılık bir hukuku savunmak değildir, hukuka tepkidir. Tarih boyunca hayırcılar çıkarlarını güvenceye alan statükoyu savundular. Hayırcılık, düzenime, sisteme dokunma ölürüm demektir. Referandum, bir hukuk içinde kalma çabasıdır, BAŞARI GARANTİSİ OLMASA da yasama çalışmasına destek arayışıdır, adalet arayışıdır.

 

Nemrut, Firavun ve Ebu Cehil ‘Hayır’ dediler.. Adaleti, yani hukuku kabul etmediler.

Hayırcılık bir hukuku savunmak değildir, hukuka tepkidir. Tarih boyunca hayırcılar çıkarlarını güvenceye alan statükoyu savundular. Hayırcılık, düzenime, sisteme dokunma ölürüm demektir.

Referandum, bir hukuk içinde kalma çabasıdır, BAŞARI GARANTİSİ OLMASA da yasama çalışmasına destek arayışıdır, adalet arayışıdır.

AÇIK ARAMAK YA DA MALZEME VERMEK

Birisi, bir arkadaşına ilişkin bir bilgiyi, bir belgeyi ilerde kullanma düşüncesiyle saklıyorsa iyi niyetli olamaz. Niyeti bozuk olanlardan da ne kadar sakınırsan sakın yanlışı saklayamazsın.

Bu durumda benim seçimim, iyi bir insan olmak, bir yanlış yapıp şahit olan arkadaşını şeytanın kucağına atmamaktır.

Ayrıca karşısındakine düşman olduğu halde dost görünmek ise alçaklıktır, iki yüzlülüktür.

Yanlış yapıp, dost görünümlü düşmanların eline malzeme vermek ise aptallıktır.

İyi insan olmak, ahlaklı olmak, Müslüman olmak, doğru yolda yaşamak tek kurtuluştur. Herkes ahlaklı olursa, hukuka başvurmak gerekmez. Ahlak, hukukun  özüdür ve esastır; ahlakın olmadığı yerde hiç bir hukuk sistemi ayakta tutulamaz.

Hukuku, insanlara kötülük aleti olarak kullanmak ise zaten sapıklık ve alçaklıktır.

*****

Türkiye Suriye’de “Baba bir Hırsız tuttum”a döndü. “Bırak”, “Gitmiyor”; “Getir”, “Gelmiyor”. Suriye’nin kaderi ile Türkiye’nin kaderi birbirine bağlandı. Ceza suçun cinsindendir. Suriye’nin kaderini belirlemeye kalkarsan, Suriye de senin kaderini belirler.

*****

Tarihin ve hayatın her anı, kasetin yeniden çalınabileceği yeni bir başlangıç noktasından başka bir şey de değildir.

Gafletten kurtulup besmeleyle başlayabilmek için hayat ve tarih mucizedir..

*****

HAYAT VE TARİH MUCİZEDİR

Terazinin kefelerinde eşit ağırlıklar varsa, bir tarafa konacak bir sivrisinek bile o tarafın ağır basmasına ve dengelerin bozulmasına yol açabilir. “Çin’deki kelebeğin kanat çırpışı Amerika’da bir kasırgaya yol açabilir”. Yani evrendeki olaylar eğilimsel ve periyodik olduğu kadar kaotiktir de; Allah ilmi, iradesi ve kudretiyle tek belirleyicidir.

Tarih ve hayat, yapısı gereği önceden hesaplanamazlar; ama önceden hesaplanamazlıkları hesaplanabilir.

Bu nedenle evrenin ve yaşamın ve toplum tarihinin kaseti yeniden çalınsa, dinleyeceğiniz aynı şarkı olmayacak, her seferinde başka bir şarkıyı dinleyeceksiniz demektir.

Tarih, olaylar ve süreçler, düz mantıkla kavranamayacak kadar karmaşıktırlar. Çünkü toplumda da tüm tarihin genel bir yasası daha vardır: hiçbir şey önceden belirlenemez. Daima bir “belirsizlik ilkesi” vardır. Karamsarlığa, umutsuzluğa düşmemek gerekir.

Müslümanlara düşen, İslam ahlak ve hukuku içinde, erdemli ve adil hareket ederek İlahi İrade’yi bireysel ve toplumsal irade haline getirmektir; böylece bir mucize olan hayatı ve tarihi lehlerine çevirirler..

 

SİYASAL BOŞLUK

İslam milletinin ve Anadolu Müslümanlarının kaderi referandumda Sandık’ta değil, Suriye’de belirlenecektir.

Suriye’nin kaderi de dünya ölçüsündeki güçler mücadelesine göre belirlenecektir. Referandum yerel güç oyunlarında vakit kaybetmekten başka bir şey değildir.

Referandum İslam milletine büyük güç bahşedebilecek mi?

Büyük devlet boşluğunu dolduracak atılımlara ihtiyaç var; İslam milleti, siyasal gücünü ve medeniyetini yok eden kendi siyasal boşluğunu dolduramazsa vatanını da kaybedecektir.

TEMPORAL VE LOKAL PERSPEKTİFLER

Olaylara kurbağa perspektifinden de kartal veya kuş perspektifinden de bakılabilir.

Olayların genel gidiş yönü hakkında belli bir fikir sahibi olabilmek için, olabildiğince uzaktan ve yukarıdan bakıp olabildiğince geniş bir alanı görmek hayati önemdedir. Yani diğer bir deyişle, ağaçlardan ormanı göremez durumda olmamak gerekir.

Yukarıdan ve uzaktan bakış, zaman ve mekân (temporal ve lokal) boyutlarda olur. Biri (lokal), dünya çapında bakmakla olur. Diğeri (temporal), toplum tarihinin binlerce yılından bakmakla olur. Bu nedenle tarih ve tarihin genel eğilim ve yasalarını bilmek stratejik bir bakış açısı için hayati önemdedir. Bu iki boyut bir arada olmadığında, hakikatle temellenmiş sosyolojik açıklamaların yerini komplo teorileri alır; yani nadan kuramcılığı..

KUR'AN-I KERİMİN TEMPORAL PRSPEKTİFİ

Tarih, İslam milletinin Sırat-ı Müstakim üzere olmasıdır; varoluşun bölünmez zaman koşuludur, temporal perspektiftir, bir ucu Hz.Adem'in (a.s.) başlangıcını, özellikle dört bin yıl öncede Hz.İbrahim (a.s.) ve binlerce yıllda evlatları olan peygamberleri tek tek görmektir, bir ucu kıyamet gününü, mahşer yerini, cennet ve cehennemi görmektir, daha da önemlisi bugünü görmektir, İslam milletinin vaziyet ve istikametini kontrol etmektir; tarih, İslam milletinin dirayet ve basiretidir.

Bir millet demek, kervan demektir, tarih kervanın bilincidir, yürüdüğü yol vardır, hedeflediği, varacağı menziller vardır ve ahlak, hukuk, gelenek, görenek, örf ve adet içindeki yolculuk vardır; tarih işte bu yolculuk bilincidir.

Modern bilinç, tarihi hafızaya indirgiyor ve dün, bugün ve yarın olarak parçalıyor.

Kur'an-ı Kerim'in temporal perspektifi olan İslam tarihi, Allah'ın insanlıkla ilişkisini, Allah'ın yaratışında ilim, kudret ve iradesini ve insanlığın kaderini (ölçüleri, sınırları, ilkeleri, ülküleri) bir bütün olarak kavrayış, özümleyiş, açıklayış, yorumlayış ve toplumsal bilinç haline getirmedir.

Geçmişini, bugününü ve geleceğini İslam tarihinin içine taşıyamayanlar hem asaletlerini kaybederler hem de yollarını şaşırırlar, hiç bir hedefe de ulaşamazlar..

KUR’AN-I KERİM’İN DOSTLARI VE DÜŞMANLARI

İnsanlar üçe ayrılır: Kur’an-ı Kerim’in âbâd ettikleri, dokunmadıkları ve çarptıkları..

Birinci gruptakiler, muhatap aldığı, sorularını cevapladığı, problemlerini çözdüğü insanlardır. Nitekim “Kur’an-ı Kerim, müttakilere kılavuzluk yapar.” (Bakara Suresi: Ayet:3.) ayetiyle bu durumu, muhatap aldıklarını açıklar. Bunlar da dostlarıdır, “Ashabul Kur’an”dır. Ashabul Kur’an, Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat’tir. Ashabul Kur’an, tarih boyunca büyük şahsiyetler ve alimler çıkarmıştır; bilginin kaynağı, yapısı, tasnifi ve değerlendirmesini başarıyla yapmış, insanın anlamlandırma, üretme, yenileme, yaratma (ibda) ve sevgiye dayalı birlikte yaşama sorunlarını çözmüştür; asırlarca insanlığa emniyeti, adaleti ve aydınlanmayı sunan yüksek bir medeniyet, hakikat medeniyetini inşa etmiştir.

İkinci gruptakiler, hidayetlerini bekledikleridir, ilişmedikleri sürece dokunmaz onlara.

Üçüncü gruptakiler, ham, kaba, bağnaz, yobaz, cahil ve ahlaksız yaklaştıkları için Kur’an-ı Kerim’in muhatap almadığı, sustuğu, yüzüne bakmadığı, uzak durduğu, uğraşınca lanet ettiği insanlarıdır. Bunlar “Adüvvül Kur’an”dır, Kur’an düşmanlarıdır.

Allah bizleri “Ashabul Kur’an” olan salihlerden eylesin.

DİRİLİŞ HAK VE SELAHİYETİ

Diriliş mimarı peygamberler, kültürü yenileyecek vahyi getirirler ve çağın sorunlarını çözmek için başa geçip liderlik yaparlar, hikmet denilen yöntemle toplumu yeni baştan örgütlerler; düzeni ve devlet örgütlenmesini öğretirler..

Kur’an-ı Kerim son kutsal kitaptır. Hz.Muhammet (s.a.v.) “Ene hatem el Enbiya”, (Ben peygamberlerin sonuncusuyum) buyurarak neyi açıkladı? Bu hadis tersinden okunarak, “artık insanlar Allah’ın yollayacağı kitabı ve elçileri beklememeli; peygamberler artık gelmeyecek; o halde kendi göbeklerini kendileri kesmelidir” şeklinde bir hadis olarak da anlaşılabilir ve anlaşılmalıdır.

Düzen düşüncesi olgulaşmış ve öne lider çıkarıp örgütlenme tecrübesinin en güzeli gösterilmiştir. Cahiliyeden kopuş, yenilenme ve hakikat medeniyetini inşa etme, diriliş hak ve salahiyeti veren bir hadistir bu. Bu yaklaşımla Kur’an-ı Kerim ve çevresindeki birikim, diğer İslami ilimler, ölü kültür kalıpları değil, sürekli onarılan canlı kültür kalıpları olmalıdır ya da Kitap ve Sünnet’le, sıddiklerin, şehidlerin salihlerin örnek davranışlarıyla ciddi biri birikime sahibiz kültür kalıbı olarak.

Dava, salih bir lider çevresinde örgütlenme; ilişkilerimizi düzenleyen sözkonusu kültür kalıplarımızı elden geçirmek; yabancıları ve ölüleri ayıklamak, yıprananları onarmak, dahası yeni kültür kalıplarını aydınların üretmesi..

Medeniyet inşası böyle bir şeydir.

 

Mustafa Yürekli

Ulu Kanal

mustafayurekli@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.