Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Siyasal Düşünceler Tarihi

En iyi siyasal örgütlenme biçimi nedir? Devletin varlığı bir zorunluluk mudur? Siyasal otoriteye itaat nasıl meşrulaştırılabilir? Adalet nedir, nasıl gerçekleştirilebilir? Sosyal adalet diye bir şey var mıdır? Özgürlük nedir? Bireysel özgürlüklerin sınırları nelerdir? Bu tür sorular, toplum halinde yaşamın başladığı günden itibaren insanoğlunun zihnini meşgul eden konular olmuştur.

Toplu halde yaşamaya ilişkin bu tür sorulara sistematik cevap bulma uğraşısı, siyaset felsefesinin özünü oluşturmaktadır. “Siyasal Düşünceler Tarihi”, insanlığın yakasını bırakmayan bu sorulara farklı dönemlerde, farklı düşünürlerce verilmiş cevapları inceler.

İslam siyasal düşüncesi (İslami ilimlerden tarih, kelam, İslam felsefesi ve tasavvuf), Kur’an-ı Kerim’i esas alarak genelde tarihi, özelde de “Siyasal Düşünceler Tarihi”ni ilk insan ve ilk peygamber Hz.Adem’e (a.s.) kadar götürür ve peygamberler tarihini aynı zamanda siyaset tarihi olarak okur. Amerika ve Avrupa’daki seküler sosyal bilimler, siyaset felsefesinin başlangıcını, genel olarak antik Yunan’a, özelde de Sokrates’e kadar geri götürür. Dolayısıyla “Siyasal Düşünceler Tarihi” günümüzde akla ve vahye dayalı olmak üzere iki paradigmayla ortaya konulmaktadır. 

Parçalar halinde yayınlayacağımız, 1985 yılından beri tutuğumuz dosyadan hazırlanan bu kitabın konuları, genel hatlarıyla iki bölüme ayrılmaktadır: 

“Kadim Siyasal Düşünceler Tarihi” adı verilen ilk bölümde “1- Antik Çağ, 2- Orta Çağ ve 3.İslam Çağı” şeklinde ele alınmaktadır.

“Modern Siyasal Düşünceler Tarihi”  adı verilen ikinci bölümde “4- Modern Dönem, 5- Neo-Modern Dönem[1] ve 6- Post-Modern Dönem ve 7.Çağdaş İslam” olmak üzere dört ana döneme ayrılabilir.

Bu farklı dönemlerde ortaya atılan siyaset teorilerini incelerken çözümlemeleri, 1-“Tarihsel Boyut” (Medeniyet; sosyo-ekonomik, siyasal ve kurumsal çevre); 2- “Yöntem”ve 3-“Kuramsal İçerik” olmak üzere üç ana unsur çevresinde geliştireceğiz.

TARİHSEL BOYUT

Buna göre, siyasal kuramların belli bir tarihsel boyutu vardır; kısaca siyasal kuramlar, medeniyet (sosyal, ekonomik ve siyasal kurumsal çevre) içerisinde, belli bir tarihsel bağlamda doğmuş, çoğunlukla bu çevrenin içinde barındırdığı sorunlara cevap arayışı olarak ortaya atılmıştır. İnsanın içinde yaşadığı medeniyet ve çevre onun sorunlarının niteliğini büyük oranda etkilediği gibi onun bu sorunlara çözüm geliştirme yolundaki tahayyülünün de sınırlarına büyük oranda etki edecektir.

Bu çerçevede eski Yunan şehir-devletinde (polis) karşılaşılan sorunlar ile Orta Çağ feodal düzeninde, İslam düzeninde veya post-endüstriyel toplumlarda karşılaşılan sosyal hayata ilişkin sorunlar ve bunlara önerilen çözümler ya da siyaset kuramları aynı olmayacaktır. Ancak farklı dönemlerde yaşanan sorunlar ve bunlara önerilen çözümler, mutlak olarak birbirinden farklı, karşılaştırılamaz değillerdir. Hem öyle olsa idi farklı dönemlerin ve bu dönemlerde geliştirilen kuramların çalışılması, genel kültürü geliştirmekten öteye bir anlam ifade etmezdi.

Oysaki siyaset felsefesi ve bir anlamda bunun tarihi olan siyasal düşünceler tarihi bugün yaşadığımız toplumsal, siyasal sorunlara geçmiş toplumların tecrübelerinden ve geçmişte yaşayıp bu sorunlara kafa yorarak çözüm önerileri sunmuş olan düşünürlerden dersler çıkartma amacını taşır. Demek ki, çalışmanın siyasi tarih boyutu bize incelediğimiz dönemin özellikleri hakkında bilgi verirken teorik/felsefi boyutu da daha evrensel, genel çıkarımlar yapabilmemiz doğrultusunda imkân sunmaktadır. Bu düşüncemize David Hume şu sözlerle destek verir gözükmektedir: "İnsan türü tüm zamanlarda ve mekânlarda öylesine aynıdır ki, bu özellik nedeniyle tarih bize yeni ya da yabancı hiçbir şey hakkında bilgi vermez. Onun başlıca yararı ise bize insan doğasını birçok koşul ve durumda göstererek ve böylece gözlemlerimizi oluşturacağımız materyali sağlayarak ve bizi insan davranışının düzenli işleyişine aşina hale getirerek insan doğasının daimi ve evrensel ilkelerini keşfetmemize imkân tanımasıdır" (Hume 1993: 55).

Bu bağlamda siyaset felsefesi tarihi boyunca, yani sistematik olarak toplumsal, siyasal sorunlara cevap aranmaya başlanmasından günümüze geçen dönem içinde, kabaca beş farklı medeniyetten, sosyo-ekonomik, siyasal, kurumsal çevreden (tarihsel bağlamdan) bahsetmek mümkündür. Bunlar 1- Antik dünyanın polis (site- şehir devleti) düzeni; 2- Orta Çağ’ın feodal yapısı; 3 - İslam devleti ve cami, çarşı, mahalle düzeni 4- Modern dönemin ulus-devleti ve endeüstriyel kent düzeni 5- Postmodern dönemin ulus-devletlerin sınırlarını belirsizleştiren küreyerel (glocal) yapısı ve metrpol düzeni olarak belirlenebilir.

YÖNTEM

Kitap boyunca analizlerimizi çevresinde yapacağımız ikinci unsur yöntem konusudur. Yöntem, sosyal, siyasal sorunlara cevap oluşturma sürecinde izlenen yolun güvenirliği hakkında fikir verir. Acaba sorunlara cevap olduğu düşünülen kuramlar akla mı, nakle mi, ilhama mı yoksa bu unsurlar arasındaki kombinezonlara mı dayanmaktadır? Yöntem, siyasal kuramların epistemolojik boyutunu oluşturur.

Çünkü siyasal düşünceler tarihi boyunca yönteme dair dört farklı paradigmadan bahsedilebilir: 1- Nakil (vahiy ve gelenek) temelinde işleyen teolojik yaklaşım 2-Nakil, akıl ve ilham / sezgi dengesine dayalı İslam'ın hikmet yaklaşımı 3-Gözlemden bağımsız, sezgiye ya da soyut akıl yürütmeye dayalı (rasyonalist) ya da gözlem ve deneye (bilim) temelinde akıl yürütmeye dayalı felsefi yaklaşım; 4- Post-modernizmin gerek rasyonalist temelde gerek teolojik temelde gerekse de deney ve gözleme dayalı olarak mutlak, kesin bilgi elde edilebileceğine ilişkin kuşkucu, öznel, ilhamcı / sezgici temelde yaklaşımı.  

KURAMSAL İÇERİK

Cözümlemelerde yol gösterecek olan üçüncü unsur olarak kuramsal içerikten kastedilen şey farklı dönemlerde ortaya atılan kuramların ana mesajının, ortak paydasının ne olup olmadığına ilişkin bir tartışmadır. Acaba, belli bir dönemde sunulan farklı siyasal kuramlarda birey, toplum ve devlet ilişkisine (birey - toplum, birey-devlet ve toplum – devlet ilişkilerine), bireyin ve onun diğer bireylerle bir araya gelerek oluşturduğu grupların maddi ve/ya manevi ihtiyaçlarını, amaçlarını gerçekleştirmede topluma, devlete düşen rolün ne olduğuna bakarak ortak paydalar tespit edebilir miyiz?

Bu çalışmada bu soruya verilen cevap “evet” olup, yine kabaca, yukarıda saydığımız yedi farklı döneme karşılık gelen dört farklı paradigmanın (kuramsal yaklaşımın) varlığından söz edebiliriz. Bunlar: 1- Antik Çağ’a karşılık gelen “ilham/sezgi” ya da “Erdem Siyaseti”, 2- Orta Çağ’a karşılık gelen “Nakil” ya da “Gelenek Siyaseti”, 3- İslam Çağına karşılık gelen nakil, akıl ve ilham dengesine, ahlak hukuk ters orantısına dayalı "Adalet Siyaseti", 4-Modern /neo-modern ve post-modern döneme karşılık gelen “Akıl” ya da “Çıkar Siyaseti”, kısaca “Nihilist Siyaset” yaklaşımlarıdır.

Bu dönemleri ve unsurları, bu köşede yayınlanacak metinlerde kısaca açıklayacağız..

 

[1] Geleneksel olarak, siyasal düşünceler tarihi, Antik Çağ, Orta Çağ, Modern Dönem ve (son yıllarda) Post-Modern Dönem olarak dönemlere ayrılır. Kitapta, bu bölümlemeden farklı olarak Modern Dönemi, modern dönem ve neo-modern dönem olarak iki döneme ayırılmıştır. Bunun nedenini modern dönemin epistemolojik açıdan temel belirleyici özelliği, bu dönem düşünürlerinin insan aklının sosyal, siyasal olayları anlama, onlara müdahalede bulunabilme noktasında insan aklının yetkinliğine yönelik duydukları kesin inançta yatmaktadır. Öte yandan, David Hume, Adam Smith, Immanuel Kant ve Edmund Burke gibi düşünürler modern dönem düşünürlerin insan aklına yönelik bu “imanını” eleştirmişler, insan aklının sosyal olayları ve olguları anlama ve onlara müdahalede bulunmada sınırlılıklarına vurgu yaparak siyasi düşüncelerini geliştirmişlerdir. Bu nedenle bu düşünürlerin eleştirdikleri modern dönem düşünürleri ile aynı dönem içerisinde ele alınmayıp neo-modern dönem düşünürleri olarak ele alınmasının daha yerinde olacağı düşünülmüştür. 

 

KAYNAKÇA

Cassier, Ernst. (1984). Devlet Efsanesi. (çev. N. Arat). İstanbul: Remzi Kitabevi.

Hobbes, Thomas. (1997). Leviathan. eds. Richard E. Flathman and David Johnston. New York: W. W. Norton & Company.

Hume, David. (1993 [1748]). An Enquiry Concerning Human Understanding. Indianapolis: Hackett Pub. Wolin, Sheldon S. (1968).

"Political Theory: Trends and Goals". International Encyclopedia of the Social Sciences. Vol. 12. New York: Macmillan. pp. 318-331.

Mustafa Yürekli

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.