Son Kale

cc00.jpg

Rahmetli Üstad Necip Fazıl, 1970’lerde Türkiye sathında seri konferanslar vermektedir… Gittiği her şehirde büyük bir ilgiyle, iştiyakla izlenmektedir konferansları… Hak namına söylenmiş bir tek kelimeye bile hasret Anadolu insanı, büyük bir özlem ve sevgi ile bağrına basmaktadır Üstad’ı… Her cümlesi, Anadolu’nun çileli, mazlum, ama imanlı ferdinin göğsüne, hasret pınarından bir serin damla olarak düşmektedir…

MHP milletvekili Muharrem Varlı ile Konuştuk - Mahmut Eraslan

MHP’li Varlı ile MHP-AKP ittifakını konuştuk, - İbrahim Halil Sipahi

Son Kale - Selami Kaytancı

Konferans serisinin Adana ayağı için, o zamanın en büyük salonu olan Deniz Düğün Salonu seçilmiştir… Vatandaşlar, salonu hınca hınç doldurmuştur; ayakta bile yer bulmak, neredeyse imkansız vaziyettedir… Salonda, o dönemin her siyasi grubundan insanlar vardır…

Konferans başlamadan önce, salonu dolduran çeşitli gruplar, hep bir ağızdan kendi sloganlarını avazları çıktığı kadar bağırmaktadırlar… Ülkücüler bir tarafta, Akıncılar bir tarafta, karşılıklı slogan yarışındadırlar… Nihayet Üstad kürsüye gelir… İki eliyle salondaki gruplara susup oturmaları için işaret eder… Salon sustuğunda, Üstad şu tarihi sözleri sarf eder:  

GENÇLER!.. BU ÜLKEDE, ÜLKÜCÜLERİN CESARETİ İLE AKINCILARIN İMANI BİRLEŞMEDİKÇE, KURTULUŞ YOKTUR!..

Ne yazık ki, bu ülkenin iki mümtaz, iki gür kaynağının bir tek arterde birleşip de güçlü bir akım oluşturması, belki iç, belki de dış mihrakların müdahaleleriyle  engellenmiştir. Biri Seyhan, diğeri Ceyhan nehri olan bu iki güç birleşse de bir birliktelik, bir sinerji oluştursaydı, bu güç karşısında hiçbir hain güç dayanamaz ve ülkemiz, bu güne kadar yaşadığı bu kadar badireden geçmemiş olurdu.

Vücudu besleyen kan, alyuvarlar ve akyuvarlardan meydana gelir… Kan, alyuvarlarsız da akyuvarlarsız da olmaz, olamaz!.. Kanda, alyuvarların eksikliği de akyuvarların eksikliği de bünyeyi hasta ve harap eder. Ülkücüler, damarlarımızdaki kanın alyuvarları ise, Akıncılar da akyuvarlarıdır... Savaşın bizi karlı dağlara götürdüğünde, şanlı bayrağımızın kalbimizi ısıtan kızıllığını simgeleyen Ülkücüler ile, dağlardan çöllere düştüğümüzde, sığındığımız beyaz gölgesi olan Akıncılar, eğer birleşip bir sinerji oluşturmuş olsaydı, geçmişte çekilen çilelerin emin olun, hiçbiri yaşanmayacaktı. Ne diyor merhum Âkif:

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.

Evet, bu milletin evlatlarının enerjilerini tefrika ile böldüler; yüreklerin toplu vurmasını bir şekilde engellediler… Ayrı ayrı yataklardan denize dökülen Torosların coşkun sularının, birleşip de düşmanı kahredecek güce ulaşması yıllar yılı engellendi..

Nihayet iki yiğit çıktı meydana… Ayrılıkta, tefrikada zillet; birlikte rahmet olduğunu; yürekler toplu vurdukça, onu hiçbir alçak gücün sindiremeyeceğini idrak eden iki yiğit!.. Milletin içine sokulan tefrika fitnesini fark eden, düşmanın nereden, nasıl saldırdığını, bu milleti bu güne kadar nasıl hakir duruma düşürdüğünü iyi kavramış iki yiğit!..

Ülke çepeçevre kuşatılmışken, alçak ve şeref yoksunu sinsi düşmanlar, milletimizi yok etmek, zabun etmek için dört bir koldan saldırırken, kişisel menfaat, parti menfaati peşinde koşmanın, bu millete nasıl bir ihanet olacağını idrak etmiş iki yiğit!..

Bazı şeyleri yapmak, bazı kararları almak, bazı adımları atabilmek, yürek ister, iman ister, azim ve kararlılık ister!.. Bunun da ötesinde, vatan, millet, bayrak aşkı ister!.. Bir insanda vatan, millet, bayrak aşkı, Allah aşkı ve korkusu yoksa, onda yürek de yoktur, cesaret de yoktur; her türlü hıyanet ve alçaklık da beklenir ondan!..

İşte, adı gibi DEVLET olan bir yiğit ile, Erdoğan’ın birlikteliği, ülkenin makus talihini yenmek, düşmanlarını kahr u perişan etmek için oluşturulmuş, iki yiğit birlikteliğidir ve inşallah bu birliktelikten nice rahmetler hasıl olacaktır… Ülkemizin bu iki büyük gücü, Ülkücülerin MHP’si ile AK Parti’nin gücü nihayet birleşmiştir. Milletin yıllarca arzu ettiği, temenni ettiği, özlemle, hasretle beklediği bu birliktelik, nihayet bu iki bilge önder sayesinde gerçekleşmiştir.

Devlet Bey’in ifadesiyle, bu büyük güç karşısında şer güçler kudurmakta, hasetten çatlamakta, çıldırmaktadır!.. Bu birleşme nedeniyle kendisini eleştirenlere:

“Ülkemiz çok nazik ve çok tehlikeli bir süreçten geçmektedir. Devletimiz, milletimiz ve bağımsızlığımız bir bekâ sorunu ile karşı karşıyadır!.. Ya birleşerek ülkemize, devletimize sahip çıkıp var olacağız; ya da ayrışarak yok olma sürecine gireceğiz!.. Bu süreçte, kişisel menfaatler, parti menfaatleri asla söz konusu edilemez; ülke menfaati, parti menfaatinin daima üstündedir!.. “ demektedir.

“Hükumet, PKK ile, FETÖ ile samimi ve cesur bir irade ile mücadele etmektedir. On bin kilometre öteden gelip, burnumuzun dibinde bir terör devleti kurmayı, ülkemizi bölüp parçalamayı hedefleyen ABD ile savaşın eşiğindeyiz. Bu şartlarda, AK Parti ile değil de terörün uşağı, ülkemizi parçalamaya azimli ABD’nin ve dış güçlerin piyonu HDP ile mi birleşseydik?!.. Yoksa bunlara destek çıkan, alkış tutan CHP ile mi birleşseydik?!..” demektedir. “Bu şartlarda Erdoğan’a, AK Partiye destek olmak, bir vatan borcudur; bizim de boynumuzun borcudur!::” demektedir.

Bu birlikteliği, bu sinerjiyi bozmak, araya yine tarihi nifakları sokarak millet evlatlarının enerjisini boşa akıtmak isteyen çevreler, fitne peşinde koşmakta, parti tabanının bu birlikteliği hazmedemeyeceğini savunmaktadırlar. MHP’nin tabelasını indireceğini, kapısına kilit vuracağını, AK Partiye satıldığını söyleyenler, yine Seyhan ile Ceyhan’ın gücünün birleşmesini engelleme, damarlarımızdaki kanın, alyuvarlarını akyuvarlarını ayrıştırma peşindedirler.

Dünya şu an iki bloka ayrılmıştır: Bir tarafta, zalim, emperyalist, kan içici leş kargası güçler; diğer tarafta, dünyanın tüm ezilmiş, sömürülen mazlum milletleri… Türkiye, dünyanın bütün ezilen, sömürülen mazlum milletlerinin yegane ümidi, son kalesidir. Mazlum milletlerin yegane sığınağıdır. Zulme uğrayan her milletten tüm insanların tek sığınağıdır. ABD, İngiltere ve İsrail’in başını çektiği emperyalist kan emici vampirler, mazlum milletlerin yegane sığınağı bu vatanı parçalamak, bu milleti yok etmek ve gerçek bir emperyalist dünya imparatorluğu inşa etmek için, bir yandan içimizdeki satılmış köpekleri ile saldırmakta, diğer taraftan da onların beceremediği, yarım bıraktığı işleri tamamlamak amacıyla, sınırımıza, kapımıza dayanmış bulunmaktadır.

BU KALE DÜŞTÜĞÜNDE, İNSANLIK DA DÜŞMÜŞ VE ZULMÜN İMPARATORLUĞU KURULMUŞ OLACAKTIR!..

Dün akşam, ADANAPOST gazetemizin adanapost editör masası'na teşrif eden MHP Adana Milletvekili Sayın Muharrem Varlı’yı dinledik!.. Ve gördük ki, bu şerefli, bu asil milletin vurucu gücü, cesaret sembolü Ülkücüleri, bu birlikteliğe bütün gönülleri, bütün samimiyetleri ile katılmakta, bilge liderlerinin, DEVLET’lerinin, kanlarının son damlasına kadar arkasında durmaktadırlar!.. Gözlerimiz doldu, göğüslerimiz kabardı!.. Muharrem Varlı’yı dinlerken, gösterilen azim ve kararlılık; bilinç ve farkındalık, tüylerimizi diken diken etti!.. Artık geleceğe ümitle, imanla, cesaretle ve kararlılıkla bakıyoruz ve hiçbir alçak güçten korkmuyoruz!.. “Topunuz gelin!..” diyoruz.

 

Son sözü yine Büyük Doğu’nun büyük üstadı söylesin:

Surda bir gedik açtık, mukaddes mi mukaddes

Ey kahpe rüzgar, artık ne yandan esersen es!..

 

Selami Kaytancı

16.01.2018, Adana

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum